Bizler bir büyük dünya savaşı yaşamadan her şeylerini kaybetmiş, şehirlerimizin ve ülkemizin savaşla harabeye dönmediği ama inşaatla yakılıp-yıkıldığı, İdeolojilerin öldüğünün söylendiği ve yerine bir şey koyamadığımız bir zamanda var olan en kötü kuşağız. Bizler şehirlerimizi, mahallelerimizi, değerlerimizi bomba ve savaşlarla kaybetmedik. İnsana dair olan tüm yapıcı felsefe ve inancımızı parayla, çürümeyle kaybetti. Bokun içindeyiz. bombok her şey.
Kronik Zatürre si olan arkadaşımı Domuz Gribi teşhisiyle hastaneye kaldırdılar.Eşi başında refakatçi, bir hafta kaldılar.Doktoru vizitede soruyor hastamız bu gün nasıl? Karısı cevap veriyor "Gribi geçti ama Domuzluğu olduğu gibi kaldı." Arkadaşım garip garip "Abi kavgada bile söylenmez ya" diye şikayet ediyor.🤔
Siyaset konuşmayacağım diyorum, çünki gerçekten sevmiyorum.Ben edebiyatı daha çok seviyorum Neyzen TEVFİK' in şiirlerini ve deyişlerini mesela...😜 🤔 😂
Kamu da şöyle bir özellik vardır.Yönetici hakkın olanı sana teveccüh gösterir gibi verir ki büyüklenebilsin.Tüm Kamu Yönetimi eğitimi alanlara her halde bu zorunlu ders olarak verildi.Neyse asıl konumuz; sözleşmeli personelin kadroya atanması, hiçbir lafım yok hakeden hakkını muhakkak alsın.Ancak *** gibi kurumlara sözleşmeli olarak işe girmek için bilmem hangi il başkanlıklarına gidip e-devlet şifrenizi verip üye kaydı yaptırdıktan sonra müracaat edilebildiği defaten yazıldı, çizildi.Şimdi de gelinen noktada bana müteşekkir olmalısın bak seni bir de kadroya alıyorum,olum adam kpss de 93 çekmiş ama sözleşmeli bile giremiyo. Bak düşün artık senin için biz neler yapıyoruz. Ülke nüfusunun %20 den fazlası sosyal yardımlarla yaşıyor ama fakirlik yok.Önce muhtac et sonra biz öyle bir sosyal devletiz ki bilmem kaç milyon kişiye sosyal yardım veriyoruz de.Siz İslamı yanlış anlamışsınız yardımla yaşattığın değil, sadaka verecek kimse bulunamayacak bir ülkeye çevirmeniz gerekiyordu.Ukan Diy.İşl.başkanınız bile her sene açıklıyor memura(bile) fitr sadakası verilebilir.Sonra büyüme de dünya bilmem kaçıncısıyız HADİ Canım SENDE.
Sosyal Medya da üç beş harf/ kelime neden bu kadar önemli; öncelikle Türkçe çok derin duygular barındıran detaylı bir dil, Amerigan İngilizcesinde sinirlendiğimiz bir kişiyle ne kadar yakınlaşmak istediğimizi anlatan bir kelime var “muck” anladınız siz onu. O dil için sevginin ifade biçiminin en son noktası bizler için böyle mi? Senin ben diye başlayıp “ ananı, avradını, gelmişini, geçmişini, sülaleni, zürriyetini, silsileyi sadadını ve hatta mabadadını...” diye devam ederiz çünki dilimiz çok zengin ve detaycı bir dil. Bütün bunları sosyal medyaya döktüğünüzde bir bakıyorsun harf bitmiş üç yüz, beş yüz harf yetmiyor içimizde ki sevgi sözcüklerini dökmeye, işte bu yüzden önemli fazladan her harf/ kelime.🤔
2004 yılı yazıydı.İzmir'den Diyarbakır'a atanmıştım.Diyarbakır'a varınca ilk işim bir masaüstü pc satın almak oldu.Üzerinde Windows xp yüklü ama o yıllarda Diyarbakır Ofis semtinde sıklıkla elektrik kesilir bilgisayar sürekli arıza verirdi.Kurumdan bir arkadaşım sağolsun her seferinde gelir bir format çeker 80TL alır giderdi.Neyse üç kere 80TL ödedikten sonra ben bu format çekme işini öğrendim.Sekiz veya on format sonrası yeni arayışlar içine girdim.Bir forum sitesinden hiç unutmam adı "Derinport" idi Linux üzerine yazılanları okumaya başladım.O siteden bir arkadaştan bana bir Linux Cd si göndermesini isedim. Bir hafta sonra özel karton kabında Ubuntu Cd si elime ulaştı.Hemen pc ye kurdum ancak ingilizcem zayıf bu durum beni rahasız ediyor. İnernetten Türkçe kaynaklar arıyorum fakat çok az, bu sırada Gelecek Linux' un "GOLE" adlı bir sertifika programı var Gelecek Online Linux Eğitim Programı. Bismillah deyip başladık bu sırada .deb ve .rpm paket sistemlerini de öğrenmeye başladık çünki Ubuntu .deb, Gelecek Linux ise .rpm kullanıyordu. İtiraf etmeliyim ki hem kaynak olarak hem de Türkçeleştirdikleri Linux sistemi çok başarılıydı.İki ayrı kutu içerisinde hem sunucu kurulum cd si hem de desktop kurulum Cd si Türkçe rehber kitaplar ile geldi halen daha saklarım. Eğer o dönemde önü kesilmeseydi Gelecek Linux' un çok başarılı olacağına kesinlikle inanıyorum. Bu arada sürekli PcNet, PcWorld gibi bilgisayar dergileri alıyor, bilgisayarımı da sürekli geliştiriyorum.Tüm donanımlarımı( yazıcı, ups, webcam, tv kartı vs.) Linux Driwer olanları seçiyorum.Derken bu dergilerden birisi Pardus Cd' si verdi bir makaleyle birlikte başladık Pardus öğrenmeye her anımız yeni bir öğrenme tecrubesi o dönemde Tubitakta ki arkadaşlar e-posta listeleri oluşturdular, kurduğumuz programlar da düzgün çalışmayanları raporluyor güncellemelerden sonra tekrar deniyoruz falan (o zamanki Pardus Çekirdek kadrosu gerçekten çok özel arkadaşlardı)Tabi ki bununla yetinmedik aynı zamanda Mandriva Linux, Open Suse vs.kurup kurup kaldırdık ama Pardus Linux demirbaş oldu. En çok 2009 sürümünü sevmiştim, gurup kurtarma sistemiyle beraber gelmişti, Pardus Kurumsal'ı da beğenerek kurmuştum. Ancak yapılan her güzel şeye saldıran iç minnaklar Pardus'a da göz diktiler. Nasıl ki Gelecek Linux' a Hem mali hem de itibar suikastleri düzenlendiyse Pardus' ta da çekirdek kadroyu Tubitak' tan uzaklaştırdılar itibarını sarsmaya başladılar o arada yalan yok bizlerde küstük Pardus' a pisi paket sistemini bırakıp .deb paket sistemine geçti diye.Şimdi bakıyorum onlarca yeni distro çıkıyor, bir kısmı .rpm(RedhatPackage Managment) bir kısmı da .deb(Debian Paket sistemi) kullanıyor. Bu durumda ne .rpm kullanan Open Suse'ye ne de .deb kullanan Ubuntu'ya kötü dememiz mümkün mü? Ama Pardus kötü neden? İtibar Suikasti çamur at izi kalsın.Ben de özledim Kaptan'ı, müdürü,pisi yi onlara olan özlemimizi de Pisi Linux hafifletiyor. Ben meseleyi Türkiye' de Açık Kaynak Kodlu yazılımların, Linux çekirdeğinin, GNU felsefesinin, Özgür yazılımların kullanımının artması, yayılması yönünden değerlendiriyor ve bu yönde en ufak çaba gösteren, katkı sunan, emeği geçen herkesi Ayakta Alkışlıyorum.
Bir garip yolcu, hayat yolunda.İstanbul'da doğdu.Ege'de yaşıyor.Linux ve Özgür Yazılım Savunucusu.