10 DAKİKANIZI AYRIP OKUYUN!
Ben 12 yaşında bir imamdım.
13 yaşında Kur'an okumada bölge birincisiydim.
16 yaşında diyanetin Diyarbakır’da düzenlediği, Doğu ve Güneydoğunun 12 ilinin katıldığı üç aşamalı, sözlü, yazılı ve Kur'an okuma sınavında birinci oldum.
Türkiye geneli bir yarışma olsa rahatlıkla Türkiye birincisi de olurdum.
Yıllardır dediğim bir şey var. İslam’ı Türkler ve Kürtler bilmez. İslam Arap dinidir, Arap kültürüdür, bunlara uymaz.
Bunu söylemekten asla çekinmedim ve vazgeçmedim.
Çünkü, ''Artık tüm inançlara eşit mesafedeyim'' iddiasında olan Cumhuriyet Rejiminin gerek günlük hayatta gerekse eğitimdeki özel politikaları çerçevesinde yetiştirdiği buradaki insanlar, Hinduizm'i ne kadar biliyorlarsa, Yahudiliği, Hristiyanlığı ne kadar biliyorlarsa, İslami bilgileri de ne yazık ki ortalama o düzeydedir.
Türkiye’de yaşayan normal bir vatandaşın tüm inancı, doğuştan beri akraba ve yakın çevresinin ''sen müslümansın'' demelerinden ibarettir. Oysa İslam sırf inandım demek olsaydı, dünyanın en huzurlu bölgesi asırlardır İslam coğrafyası olurdu.
Ama ne yazık ki değil.
Bu, ''inanıyorum, kalbim temiz, kul hakkı yemiyorum'' türünden basitlikler olarak anlaşılmış olan İslam, sadece dinsiz bir Cumhuriyet öğretisidir, ama ne yazık ki gerçek değil.
Bir kere peygamber öldükten sonra Arapları yönetemeyen idareciler, Kur'an, hadis ve ondan çıkaracakları yorumlarla İslami bir yönetim biçimi olarak ele alıp kılıç zoruyla dinden dönenleri öldürmeselerdi İslam zaten o yıllarda bitmişti.
Kısaca, bu olayı her devrim ya da ihtilal yapılan ülkede muhaliflerin tasfiye edilmeleri gibi düşünün.
Muhammed, ihtiyaca göre günü birlik vahiy indiriyordu. Kur'anı kitaplaştırmadı bile. Okuması yazması olmadığından, ayetlerin çoğunu bazen unuturdu, çoğu zaman bir ayet hatırlatacağı zaman, yazılı olarak da okuyamadığı için vahiy katiplerini çağırırdı.
İslam’ı bugüne getiren şeyler, Türk ve Kürtlerin düşündüğü gibi öyle hoşgörü dini falan değil, dinden dönenlerin öldürülmesi ve maddi manevi sıkıntılı yığınlara cennet vaat edilerek savaştırılmaları, biat ettirilmeleri ve sömürülmeleridir.
İslam modern insana göre değil, İslam kendi çağının bile bilimselliğinden, hukuksallığından ve hoşgörülüğünden bir hayli uzaktır.
Muhammed'in etrafında toplananlar da öyle felsefeciler, bilim adamları falan değildi. Kervan basıp adam öldüren, ellerinde kılıçla yol kesen, ganimet alan, etrafa korku salan kaba saba kişilerdi.
Bir Ömer'i düşünsenize, Ali'yi, Hamza'yı…
Mesela: Amr Bin Hişam'ın Mekke'de eğitim veren dört öğretim evi vardı, kendisi dört dil biliyor, mitoloji okumuş çevresinde sevilen ve sayılan biriydi ''bu çobana inanmayın'' dediği için, Muhammed ona ''Ebu Cehil'' lakabı taktı. Cehaletin kaynağı demektir. Sırf bunu bile düşündükçe, kendimi gülmekten alıkoyamıyorum.
Düşünsenize, tek kelime okumamış adam, kendi çağındaki bir profesöre cehaletin kaynağı lakabını takmış.
Lütfen bu yazıyı okumayı, tek bir dakikalığına bırakıp, gözlerinizi kapatıp, kendinizi Ebu Cehil'in yerine koyarak, şunu düşünür müsünüz?
Evrenin sahibi olan tanrı, tek bir dakikada, tek bir hareketle, kendisini tüm insanlara kanıtlama gücüne sahipken, neden kendi varlığının kanıtlarını tek kelime okumamış bir çobana mağarada gizlice anlatarak, insanların inanmalarını cahil çobanın ikna kabiliyetine bıraksın?
Neden?
Dört okulu, dört dili olan bilge bir adam, buna nasıl inansın?
Arkadaş!
İslam, mucizevi, bilgi dolu falan değil, olsaydı, önce bilgeler tercih ederdi.
Cehaletin hazine olduğu bir çağda, beş, on karılı, ellerinde kılıç, peynir gibi insan doğrayanlarca tasarlandı. İslam’ın her şeyi, çağdışı ve bedevilere göredir. Modern insanlığa uymaz.
Örneğin: Allahın Kur'anı gönderdiğinde anlattığı cennete bir bakın!
Serin ırmaklar,
Bakire kadınlar,
İpek elbiseler,
Bol yeşillikler,
Çayırlar,
Ağaçlar,
Şarap,
Durmadan sex. ((Alıntı))