18 MART 1915 ÇANAKKALE DENİZ SAVAŞI'NIN KAHRAMANI NUSRAT (NUSRET) MAYIN GEMİSİNİN HAMASETTEN ARINDIRILMIŞ GERÇEK HİKAYESİ (Yetkin İşçen'den nakil.)
Dönemin Osmanlı Donanması, Almanlarla yapılan Askeri Yardım Anlaşması gereğince tüm varlığıyla Alman denizcilere bırakılmıştı. +
Bu nedenle, tüm gemilere birer Alman deniz subayı atanmış, Türk denizcileri de onların emrine verilmişti. Nusrat isimli 1911 yapımı mayın gemisine de Yarbay Reeder atanmış, Türk gemi komutanı Tophaneli Hakkı Efendi de onun emrine verilmişti. +
Gemide görev alan mayın uzmanı, çarkçı, ve teknik personel de yine Alman'dı. Türk personel bu kişilerin emrinde görev yapıyorlardı. Aynı dönemde, yine askeri yardım anlaşması gereği, İstanbul ve Çanakkale Boğazları Komutanlığı'na da Alman Amirali von Usedom ve Amiral Merten +
komuta ediyordu. Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanlığı'na da, Almanya'da eğitim gördüğünden iyi Almanca bilen Albay Cevat (Çobanlı) atanmıştı. Aslen piyade sınıfından olan ve ne deniz ne de topçu eğitimi olmayan Albay Cevat'ın asli görevi de bu +
Bunlardan biri, boğaza giren gemilerin nasıl hareket ettiklerini izlemekti. Amiral von Usedom'un istihbarat subayı Üsteğmen Reader, bu iş için Erenköy sırtlarına gönderildi. Gemilerin boğaz içinde görevlerini yaptıktan sonra boğazdan çıkış için manevrayı +
Karanlık Liman'ın nispeten geniş sularında yaptıklarını belirleyen Reader, raporunu Amiral Usedom'a teslim edince, komutanlıkca o suların mayınlanmasına karar verildi. Bu görev için Nusrat seçilmişti, çünkü yeni bir gemiydi ve daha da önemlisi, az su çektiği için sığ sularda +
Alman komutanlarla Türk personel arasında iletişimi sağlamaktı. İngiliz-Fransız müşterek donanmasının Çanakkale Boğazı'nı abluka etmesiyle başlayan gerilim, Şubat ayında bu donanmanın bir deneme taarruzu ile artınca adı geçen Alman personel bir dizi önlem almayı gerekli gördü. +
daha önce yerleştirilmiş mayınların üzerinde seyir yapabiliyordu. Mayın Grup Komutanı Yzb Hafız Nazmi'den gemideki mayın sayısı soruldu ve İstanbul'dan gelen karbonit mayınlarla eksiklerin tamamlanması istendi. Görev için seçilen tarih, havanın uygun olduğu 7/8 Mart gecesiydi.+
Nusrat, bu tarihte yukarıda adı geçen Alman subay ve Türk mürettebat ile seferine başladı. Bu olay için sonradan düzülen "Cevat Paşa rüyasında 26 rakamını gördü, Nazmi'yi çağırıp emir verdi" gibi hikayelerin hepsi hurafedir. +
Nusrat'ın bu operasyonunun sonuçları uzun yıllar kimsenin dikkatini çekmedi. Örneğin; bu başarılı eylem sonrası kimseye madalya verilmedi. Oysa, Muavenet-i Milliye'nin Goliath operasyonu akabinde hem Alman hem de Türk personele madalya verilmişti. +
Nusrat'ın Türk kaptanı Tophaneli Hakkı Efendi, zaten kalp rahatsızlığı çekiyordu. Görevden 6 ay kadar sonra bir kalp krizi neticesi Kasımpaşa Deniz Hastanesi'nde vefat etti, Kasımpaşa'ya defnedildi. Yoksa, kimi uyduruk tarih kitaplarında anlatıldığı gibi, +
“olayın heyecanından kalp krizi geçirerek vefat ettiği” doğru değildir. İstanbul’dan gelen 26 mayını Nusrat’a yükleten Mayın Grup Komutanı Yüzbaşı Hafız Nazmi ise sefere katılmadı. Muavenet-i Milliye operasyonuna rehber olarak kısmen katıldığı için 50 altın ikramiye alan +
Hafız Nazmi binbaşılığa yükseldi. Ancak, savaşın bitiminden sonra hakkında açılan bir soruşturma nedeniyle askerlikten istifa etti, İstanbul boğazında gemilerde çalışmaya başladı ve nihayetinde orduya kırgın olarak öldü… Nusrat’ın en son görevi de, 1919’da, Mütareke sonrası +
teslim olan Osmanlı ordusunun Çanakkale’de görevli subaylarını alarak İstanbul’a getirmek olmuştu. Nusrat İstanbul’da da işgal subaylarını taşıdı… Nusrat'ın 7/8 Mart'ta ne yaptığı, eyleminin savaşa etkisinin ne ölçüde olduğu, 1930'larda Winston Churchill'in Neue Revue adlı +
Alman dergisine verdiği demeçle konuşulur oldu. Churchill "Küçücük bir gemi savaşın kaderini değiştirdi" demişti... İngiliz tarihçiler bu operasyonun ayrıntılarına girip detaylarına ancak yıllar sonra ulaştılar. Türk tarihçiler ise, ancak 1950'lere doğru farkettiler Nusrat'ı... +
Ne yazık ki, geçen bu sürede Nusrat’ın başına çok işler gelmişti… İşgal süresince İstanbul’daki düşman kuvvetleri tarafından kullanılan Nusrat, İstanbul’un kurtuluşu ve hemen ardından ilan edilen cumhuriyetle birlikte Türkiye Cumhuriyeti donanması’na katıldı.+
1926 ve 1927’de Gölcük’te tadilat gördü ve Marmara’da mayın arama faaliyetinde bulundu. 1937’de dalgıç gemisine dönüştürülüp “Yardım” adını aldı. 1955’te yardımcı sınıf gemiler statüsüne ayrılınca "Nusret" ismini aldı. 1957 yılında da tamamen hizmet dışına çıkarıldı. +
Bu sırada niyetler iyiydi; gemi sahile “müze yapılmak üzere” bağlanmıştı. Hamidiye gemisi ile birlikte müze gemi olarak muhafaza edilmesi düşünülmüştü. Ancak 1958’de ödeneksizlikten bir anda sivile satıldı. Yeni sahipleri Nusret’i Haliç Tersanesi’nde genel bir bakıma soktular +
ve kapsamlı bir tadilatla şilep haline getirdiler. Bu arada ismi de değiştirilmiş ve “Kaptan Nusret” olmuştu. İstanbul Limanı’na artık 13.810 kütük ve 3644 sicil numarası ile kayıtlıydı. Bu olaylardan 12 yıl sonra tekrar sahip değiştirdi. +
Fakat yeni sahibi de ancak bir yıl kullandı gemiyi, sonra satışa çıkardı. Ondan da üç ortak satın aldı. Nusret, 1989 yılında hatalı yükleme yüzünden Mersin Limanı’nda battı. Batmasının nedeni de büyük olasılıkla üzerinde yapılan değişikliklerdi. +
Aynı zamanda usta bir denizci olan gazeteci Mümtaz Soysal, yapılan bu tadilatı, geminin denizden çıkarılmasından sonra, 1999 Mayısı’nda Hürriyet gazetesindeki köşesinde şöyle tarif edecekti: “Mersin Limanı’nın 12 numaralı rıhtımına bağlanmış duruyor. +
İskele baş bodoslamasına ‘işbu tekne ünlü Nusret’tir’ anlamında birşeyler yazılmış; ama öyle olduğuna bin şahit ister. Aslı kasarasızken, başa ve kıça kasara çıkmışlar. Artık balta başlı da değil; baş bodoslaması üstten biraz ileriye uzatılmış. Belli ki demir ırgatını öne alıp +
ambarları büyütmek amacıyla böyle düşünülmüş. Ama, ırgatın üzerindeki Alman markası hala duruyor; Liefen marka...Kısacası, yüzlerce kosterden birine benzetmek için ‘benzetilmiş’… Dokuz yıl denizin dibinde kaldığından her şeyi paslı, çürük yine de yüzüyor…”+
Neticede; Deniz Kuvvetleri ciddi bir araştırma sonucunda, Nusret Mayın Gemisi’ni Türk halkına anlatmak amacıyla, onu aslına sadık kalınarak yeniden inşa etmeye karar verdi. 9 Ekim 2009 tarihinde Gölcük Tersane Komutanlığı’nda kızağa konan gemiye ilk kaynağı +
Oramiral Murat Bilgel yaptı. Geminin birebir benzerinin yapılabilmesi için orijinal inşa planları Almanya’dan istendi, bir kısmı Deniz Müzesi’nde, bir kısmı da askeri ambarlarda saklanan parçaları temin edildi. Ayrıca, geminin 1915’teki iç detayları için de yüzlerce fotoğraf +
incelendi, tefrişat bu bilgilere göre yapıldı. Yeni TCG Nusret’in inşası 11 Şubat 2011’de tamamlandı ve Türk bayrağı toka edilerek Deniz Kuvvetleri’ne katıldı. 8 Mart 2011 günü destanlaştığı Çanakkale’de rıhtıma yanaştı ve +
18 Mart 2011 tarihinde de 27. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Işık Koşaner tarafından törenle ziyarete açıldı. Yani, demem odur ki; yukarıda belgelere dayanarak anlattığım hikaye dışında duyduklarınız hurafeden başka bir şey değildir…YETKİN İŞÇEN, Çanakkale 1915 Dergisi yayıncısı.
Ayşe Hür
https://twitter.com/HurAyse/status/1769742273325957631?t=QUWF1z9RR0oj2q6p6mh_CQ&s=19