Ağrı Dağı’nda Cumhuriyet Kurmak: Yeni Belgeler Işığında Ağrı İsyanı
Makale / Sedat Ulugana
İhsan Nuri Paşa, anılarında belge sunma** ihtiyacı duyarken “Ağrı’dan ayrılırken bütün evraklarım, notlarım orada kaldı. Onun için birçok hususu unuttum, hatırlamıyorum” der.[1] Oysa kastettiği bu evrak ve notlardan müteşekkil rapor ve yazışmaların asılları ve kopyaları Taşnaksütyun tarafından titizlikle korunmuştu. Ağrı Dağı’ndan İran’daki Taşnaksütyun temsilcileri ile Hoybun merkez teşkilatı arasında gerçekleşen bu yazışmalar 1927 ile 1930 yıllarını kapsamaktadır.[2]
Düzenli rapor alışverişinin gerçekleştiği bu yıllar, Ağrı’daki Kürt birlikleri ile düzenli ordu (ayrıca düzenli orduya tabi milis kuvvetleri) arasındaki çatışmaların ve yine düzenli ordunun (elbette milis kuvvetlerinin yardımı ile) yaptığı sivil katliamların doruğa çıktığı yıllardır. Bugüne kadar Ağrı İsyanına dair tarih yazımının daha çok devlet cenahının yayınladığı resmi malumatların kaynak alınarak icra edildiğini hatırlarsak, karşı cenahın, yani Ağrı’daki isyanı modern bir çerçeveye oturtan Hoybun Fevkalade Komiseri İhsan Nuri’nin (yazışma ve raporlardaki kod ismi ile “Cemşit”) elinden çıkan bu raporlar ve kendisine verilen cevaplar, hadiseye başka türlü bir zaviyeden bakmamızı mümkün kılmaktadır.
Nitekim İsaiah Berlin “Tarih Nedir?” sorusunu sorarken, “Tarih sadece galibin zaferinden oluşmamalı, mağlubun serüvenini de içermelidir.” der.[3] Bu minvalde söz konusu raporlar, yaklaşık bir asır sonra, nicedir tarih yazımında da “mağlup” gösterilmeye çalışılan Ağrı’daki Kürt cenahını isyan tarihine tekrar güçlü bir şekilde katıyor. Raporlar Ağrı’daki teşkilatın modern nizamını, iç ilişkilerini, Hoybun ile olan örgütsel bağını ve özellikle İran ve Avrupalı devletler ile geliştirilmeye çalışılan bağları daha iyi anlamamızı sağlayacak zengin veriler sunuyor. Dönemin Türkiye basınının “vahşiler”, “Amerika’daki Kızılderililere benziyorlar” başlıkları ile tanıttığı isyanın kurmay heyeti,