Karedeniz'de binlerce yıllık Helen geleneği: Kalandar
TRABZON - Trabzon ve Gümüşhane'de halen kutlanılan “Kalandar”ın binlerce yıllık bir Helen geleneği olduğunu kaydeden Pontoslu Yazar Tamer Çilingir, Kalandar gecesi yapılan ritüellerin, klasik bir yeni yılı kutlamanın çok ötesinde bir toplumsal dayanışma olduğunun altını çizdi.
Binlerce yıldır Trabzon, Rize, Ordu, Gümüşhane, Samsun, hatta Qers gibi kentlerde Müslümanlık ve Hristiyanlıktan çok daha önce kutlanan “Kalandar” antik çağlardan günümüze kadar ulaşan nadir geleneklerden biri. 13 Ocak'ı 14 Ocak'a bağlayan gece kutlanan ve günümüzde de Trabzon ve Gümüşhane’de varlığını korumaya devam eden Kalandar, yine bir Helen geleneği olarak Pontosluların göçmek zorunda kaldığı Yunanistan, Gürcistan, Ermenistan ve Ukrayna gibi ülkelerde de kutlanmaya devam ediyor. Rumi takvime göre yeni yılın ilk ayının adı olan ‘Kalandar’ın ilk gününde, yöre halkı çeşitli etkinlikler düzenliyor. Rumi takvim yılının ilk gecesinde bazı evlerde karalahana sarması, mısır ve patates haşlaması, kabak dilimi, fındık, ceviz, elma, armut, ayva gibi özel yiyecekler hazırlanıyor.
Yine bu gece Momoyeros denilen oyunlar oynanıyor. Kalandar gecesi gençler ve çocuklar, yüzlerini boyayarak veya maskeler takarak kemençe eşliğinde oyunlar oynar ve ev ev gezerler. Gençler kapıyı çalıp içeriye ucu uzun bir ipe bağlı boş bir torba atar. Evlerden de torbanın içine koliva (haşlanmış mısır), fındık, ceviz, meyve bir de Kalandar çöreği konulur. Evlerin önüne gelenler yine köyden köye değişen ama ana teması benzer tekerlemeler söyler. Grup akşama kadar temsillerini oynar, horon eder ve tereyağı, peynir, bulgur, çörek, kavurma ve para toplarlar. Toplanan yiyecek ve para ihtiyacı olan köylüler arasında paylaştırılır.
Pontoslu Yazar Tamer Çilingir, Kalandar kutlamalarının bölge açısından kültürel önemi ve yerine dair değerlendirmelerde bulundu.
ANTİK YUNAN TİYATROLARI
Kalandar'da sergilenen Momoyerosların geleneksel Helen halk tiyatrosunun en eski ve en saf biçimi olduğunu belirten Çilingir, Pontos Halk Tiyatrosu’nu oluşturan Momoyerosların bilinen 55 temsil çeşidi olduğunu söyledi. Momoyeroslar Milattan Önce 6'ıncı yüzyılda kurulan Antik Helen Tiyatrosu’na dair taşıdığı izlere değinen Çilingir, "Arkaik dönemlerde Momoyeroslar 'Kış boyunca doğanın hareketsizliğini ve ilkbaharda da canlanışını sembolize eden kırsal kutlamalar’ olarak tanımlanırken, Nicolas Politis’e göre Momoyeroslar 'Güneşin kış dönüşümlerine göre, çeşitli kılıklara girmiş olan maskeli kişilerin yaptıkları kötü ruhların def edilmesi' gösterileridir. Bu konuda varılan ortak noktaya göre Momoyerosların, Dionisos inanışı ve şenlikleri ile aynı olduğudur. Momoyeros temsillerinin sonunda yeni yıl için dileklerde bulundukları ya da yeni yıl için ilahiler okunduğu da görülür. Hayvan derilerinden yapılmış maskelerden keçi postlarına, tilki ve belirli kişilerin giydikleri tavşan kuyruklarına kadar giysileri ve ayrıca grup liderinin giydiği ‘Alepon’ (tilki) ya da La(g)on (tavşan) denilen şeytanın başındaki boynuzlar da Dionisos bağlantılarını gösterir" dedi.
MÜZİK VE HORONUN YERİ
Müzik ve horonun genel olarak, halk sanatının gelişmemiş, geleneksel aynı zamanda süregelmiş öğelerini oluşturduğunu söyleyen Çilingir, "Momoyerosların çoğu horonla başlanıp horonla bitirilir. Horon ve müzikle baş kahramanın ölümüne ya da (yeni dönem temsillerde) hastalanmasına duydukları hüznü ifade ederler ve yine horonla dirilmesine ya da iyileşmesine sevinçlerini gösterirler. 55 Momeyeros örneğinin 49’unda var olan gelin tiplemesinin kaçırılışı karşısında duydukları endişeyi bağırışlarla gösterirler ve bulunmasını da kutlarlar. Yine 55 temsil çeşidinin 30’unda başlıca motif ölü kişinin dirilmesidir. Bu da Helenizm’in geleneksel sembollerinden biridir. Dionisos ölen ve yeniden doğan bir tanrıdır. İlk dönemdeki Momoyeroslarda kahramanın kendi başına dirilmesi gerektir. Momoyerosların Kilise tarafından yapılan bazı kutlamalarla eş zamanlı ya da paralel yapılması, Bizans’ın içinde Pontos’taki arkaik büyü törenlerinin yaşadığı döneminin kalıntısıdır. Hristiyan Bizans’ın etkisiyle bu dönemde Momoyerosların yasallaştırılması için oyuncuların ilahiler söylediği Hristiyan yeni yıl kutlamalarına da katılmaları gerekecekti. Momoyerosların oynandığı yerler bazen bir meydan bazen bir ev odası, avlu, evin büyük bir odası gibi serbest olarak seçilir. Yerin serbestçe seçilmesi arkaik döneme göre izine bağlı olması gerekmeyecektir" diye belirtti.
'BASKILARA KARŞI AYAKTA KALDI'
Kalandar’ın bugüne ulaşmasındaki en dikkat çekici unsurun, halkın politik ve kültürel baskılara rağmen bu geleneği yaşatma konusundaki direnci olduğunu vurgulayan Çilingir, şöyle devam etti: "Antik Helen inanışlarının uygulandığı bu kutlamalar, Hristiyan kutlamalarında yeni yıla başka bir tarihte girilmesi nedeniyle, baskı altına alınmak, kısıtlanmak, asimile edilmek istendi. Fakat sonraları yitip gitmelerindeki boşluğu görerek bunlara göz yumma ve daha sonraları da bunları himayesi altına alma ihtiyacı duyar. Böylelikle arkaik halk tiyatrosu, bu Hristiyan bayramlarıyla korunmuş olur. Bizans döneminde kilise Kalandar’ı kabul eder ancak Momoyeroslara Kral, Kralın yaveri, Papaz hatta Bizans savaşçılarına benzer kıyafetler giyen bazı yeni karakterler eklenir. Osmanlı döneminde de Momoyeros oyunlarında bu defa da kadı, derebeyi, atlı gibi bazı yeni karakterler görülür. Momoyerosların tiyatrolaştırılması ve toplumsallaştırılmasında 1650’den itibaren Osmanlı’nın sadece Helenlere değil Müslümanlara ve kendisini Türk olarak tanımlayanlara karşı yaptığı baskı ve zulümlerin etkisi çok önemlidir. Rumlar, Momoyeroslar aracılığıyla yereldeki yöneticilerin halk üzerindeki baskı ve zulmünü, keyfiliklerini, yozlaşmalarını, işkence ve şiddeti tiyatrolaştırarak anlatmayı göze almışlardır. Zulüm edenleri yerme, alaya alma ve rezil etme, zulüm görenlerin tepki ve savunma araçlarından biri olduğu bilinir. Bu dönemde Momoyerosların eski, basit motifleri geliştirilir, toplumsallaştırılır ve yöneticilerin aleyhinde keskin eleştiriler taşıyan diyaloglarla zenginleştirilir."
'DİNİ VE KÜLTÜREL ANLAMDAN SIYRILDI'
Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren ulus-devlet inşası sürecinde bölgenin çok kültürlü yapısının büyük ölçüde homojenleştirilmek istendiğini söyleyen Çilingir, "Pontos Rumlarının mübadeleyle bölgeden zorla göç ettirilmesi ve yerel kültür unsurlarının bastırılması, Kalandar gibi geleneklerin de tehlike altına girmesine yol açtı. Bu baskılara rağmen, Kalandar halkın kolektif hafızasında bir direnç alanı yarattı. İsimler ve içerikler değişse bile, kökleri halkın gündelik yaşamına derinden işlemiş olan bu gelenek, dini ve kültürel anlamlarından sıyrılarak 'yerel bir eğlence' şeklinde devam ettirildi" ifadelerini kullandı.
DAYANIŞMA GELENEĞİ
Kalandar gecesi yapılan ritüellerin, klasik bir yeni yılı kutlamanın çok ötesinde bir dayanışma örneği olduğunu kaydeden Çilingir, Kalandar ayı kışın en sert geçtiği ay olduğunu ve halkın bu ayda daha fazla yiyecek ve yakacağa ihtiyaç duyduğunu belirtti. Zorda kalanların varlıklı komşularının kapısını çaldığını belirten Çilingir, "Momoyeroslar sonunda bahşiş toplama Bizans döneminde başlamıştır. Daha önceki dönemde dinsel ve büyü amaçlı etkinliklerde böyle bir şey yoktur. Toplanan paralar, fakir Pontoslular yararına okul ve kilise kasasına teslim edilir ya da buradan fakir ailelerin gıda harcamaları karşılanırdı. Bu, zorlu kış koşullarında komşular arasındaki dayanışmayı güçlendirir. Kapitalist birikim sisteminin günümüz insanlığına dayattığı bireysel kurtuluş fikriyatı, köylerde geçimin imkansız hale gelmesi nedeniyle metropollere yaşanan göçlerin yarattığı kültürel erozyonlar, günümüzde Kalandar gibi dayanışmanın öne çıktığı gelenekleri unutturmaya çalışıyor. Fakat sadece insanlığın değil tüm yaşamın kurtuluşunun anahtarı olan ortak yaşam ve dayanışma kültürü Pontos’tan tüm dünyaya yaşatılması ve örgütlenmesi gereken bir alışkanlık. Ürünümüzü hasat ederken başvurduğumuz imece, Kalandarda ekmeğimizi paylaşmamız, bu topraklarda her ne kadar unutturulmak istense de antik çağlardan beri bir dayanışma kültürü olduğunu gösteriyor" diye konuştu.
Tolga Güney
https://mezopotamyaajansi43.com/tum-haberler/content/view/297282