“Anti-emperyalizm bir soğuk savaş ideolojisidir. Sovyetlerin öncülüğünü yaptığı bloğun ideolojisidir. Onun karşısında da ABD'nin öncülüğünü yaptığı “Hür Dünya” söylemi vardı. Ne Batı dünyası ABD'nin başını çektiği “Hür Dünya”ya tekabül ediyordu, ne de Sovyetler Birliği'nin başını çektiği anti-emperyalizm gerçekten halkların kardeşliğini ve kurtuluşunu; dünyadaki ekonomik ve sosyal eşitsizliklerin, haksızlıkların ortadan kaldırılmasını esas alan bir idealin peşindeydi. Hadise bütünüyle iki güç arasındaki çıkar ve hegemonya çatışmasıydı.
Geçmişte bizi çok ilgilendirdiği için geleneksel söylemiyle anti-emperyalizm üzerine birkaç şey daha söylemek istiyorum. Çok aykırı gelebilir. Bana göre Lenin taraftarlarının onda bulduğu misyon her ne olursa olsun, gerçekte esas olarak Çar'a tekabül ediyordu. Tıpkı Mustafa Kemal'in esas olarak padişaha tekabül etmesi gibi. Lenin geleneksel Rus milliyetçiliğini sosyalist, anti-emperyalist bir söylemle yeniden üretmiştir. Bunun sayesinde de artık ayakta durması mümkün olmayan Rus imparatorluğunu Sovyetler Birliği adı altında sürdürmeyi başardı. Dahası bu söylem, Rusya'ya dünya sosyalist hareketini egemenliğine almak, onu beşinci kol olarak kullanarak dünya çapında bir süper güç haline gelmek olanağı sağladı.”
Ahmet Zeki Okçuoğlu