Dersim: Soykırımlar (1914-18 & 1937-38)
Özet
* Bu maddenin aslı İngilizce yazılmıştır.
Bu madde, 1937-38 Dersim katliamlarını bir soykırım vakası olarak incelemekte ve olayları geç Osmanlı ve erken Cumhuriyet Türkiye’sinde devlet öncülüğündeki şiddetin daha geniş bir sürekliliği içine yerleştirmektedir. Resmi devlet belgelerine, yabancı konsolosluk raporlarına ve hayatta kalanların tanıklıklarına dayanarak, hava bombardımanları, toplu infazlar, zorla yerinden etmeler ve köylerin yok edilmesi de dahil olmak üzere, Dersim’deki askeri harekatların sistematik doğasını detaylandırıyor. Soykırım sürecinin bir parçası olarak kadınların ve kız çocuklarının kaçırılması, asimile edilmesi ve cinsel istismara uğraması vurgulanarak şiddetin toplumsal cinsiyet boyutuna odaklanılıyor. Giriş aynı zamanda Dersim’de 1915’te (Ermeni nüfusa karşı) ve 1938’de (Alevi nüfusa (Alevileştirilmiş Ermeniler dahil) karşı) gerçekleştirilen iki soykırıma kronolojik bir genel bakış sunmaktadır. Ayrıca zorla Müslümanlaştırma ve kimliklerin baskı altına alınması hakkında da bilgi veriyor. Zorla çocuk nakli, 1938 Dersim Soykırımı’nda (Tertele) spesifik bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. Girişin gücü, devlet politikalarını ve bunların uzun vadeli etkilerini belgelemesinde yatıyor ve Alevi karşıtı şiddetin tarihsel kökenlerini ve Dersim toplumunun yaşadığı kalıcı travmayı anlamak isteyen okuyuculara çeşitli bilgiler sunuyor.
Dersim 1915
Geç Dönem Osmanlı
Dersim, Sultan II. Abdülhamit döneminde (1895, 1896) gerçekleşen katliamlardan da, İttihat ve Terakki Cemiyeti (İ.T.C.) öncülüğünde Osmanlı Ermenilerine yönelik ülke çapında yürütülen soykırımdan da muaf kalmamıştır. Ancak İ.T.C. rejimi tarafından Dersim’de yürütülen soykırımın seyri hakkında tutarlı bir tablo çizmek zordur. Bunun başlıca sebebi, bu sürecin farklı iktidar koşulları altında ve özellikle yerel aşiret liderlerine bağlı şekilde yürütülmesidir. Fransız-Ermeni araştırmacı Raymond Kévorkian’ın da belirttiği üzere, Dersim’deki fiili tehcir uygulamaları ile İstanbul’a sunulan raporlar arasında sayılar ve olaylar bakımından belirgin çelişkiler göze çarpmaktadır. Aşağıda, ağırlıklı olarak Ermenilerin yaşadığı dört kazanın belirgin özelliklerine dair kısa bir özet yer almaktadır:
Çarsancak Kazası
Dersim’in Ermeni nüfusunun en yoğun olduğu yerleşim birimi Çarsancak kazasıydı. İstanbul’daki Ermeni Patrikhanesi’nin verilerine göre, I. Dünya Savaşı öncesinde bu kazada, 43 köyde toplam 7.940 Ermeni yaşıyordu. Bu topluluk, bölgede 51 kilise, 15 manastır ve 1.114 öğrenciye eğitim veren 23 okul sürdürmekteydi. (Kévorkian, 2011, s. 276)
“1914 yılında, Çarsancak kazasının idari merkezi Peri [Berri]’de 1.763 Ermeni yaşıyordu; kazaya bağlı diğer 42 köyde ise yaklaşık 6.200 kişi bulunuyordu. Kaymakam Ali Rıza, 2 Mart – 15 Temmuz 1915 tarihleri arasında görevdeydi. Bu nedenle, Harput [Elazığ] ile Dersim’i Fırat Nehri üzerinden birbirine bağlayan iskeleye yakın Pertag/Pertak [Բերդակ – Berdak] bölgesinde gerçekleşen ilk katliamlar sırasında görev başındaydı. Bu kazada resmi tehcir sayısı 6.537 olarak verilmiş olsa da, yukarıda belirtilen nüfus verileri, zorunlu çalışma taburlarına (amele taburları) alınan asker sayısı ve dağlık Dersim bölgesine sığınmayı başaran kişilerin varlığı göz önüne alındığında, bu rakamın inandırıcılığı tartışmalıdır.” (Kévorkian, 2011, s. 422)
Çemişgezek Kazası
İstanbul Ermeni Patrikhanesi’nin verilerine göre, I. Dünya Savaşı öncesinde Çemişgezek kazasına bağlı 22 köyde toplam 4.494 Ermeni yaşamaktaydı. Bu topluluk, 19 kilise, 2 manastır ve 729 öğrenciye eğitim veren 17 okul sürdürüyordu. (Kévorkian, 2011, s. 276) 20. yüzyıl başlarında, kaza merkezi Çemişgezek’te Mamikonian ve Partian adlarını taşıyan iki Ermeni okulu bulunuyor, bu okullarda yaklaşık 200 öğrenci eğitim alıyordu.
1 Mayıs 1915’te, Ermeni okullarında, çarşıdaki dükkânlarda ve bazı memur evlerinde silah arama bahanesiyle baskınlar başlatıldı; ertesi gün yaklaşık yüz kişi tutuklandı. Bu kişilere
https://www.aleviansiklopedisi.com/madde-x/dersim-soykirimlar-1914-18-1937-38-5754/