Follow

Erdoğan ile Özel’in Mutlak Butlan Tezgahı Üzerine - I

Geçen yıl yazdığımız “Bir İhanetin Anatomisi” başlıklı uzun analiz, Özgür Özel ile Tayyip Erdoğan arasındaki siyasi ilişkilerin görünenden çok daha derin ve karmaşık bir karakter taşıdığını ortaya koymaya çalışmıştı. O yazıda, Özgür Özel’in siyasi yükselişindeki bazı karanlık noktalar, CHP içerisindeki şaibeli güç kaymaları ve AKP rejiminin CHP üzerindeki etkisi ele alınmıştı. O dönem birçok çevre tarafından “komplo teorisi” olarak küçümsenen bu analiz, bugün yaşanan gelişmeler ile birlikte çok daha anlaşılır hale gelmektedir.

Erdoğan ile Özel’in Mutlak Butlan Tezgahı Üzerine -I

Kemal Erdem

Geçen yıl yazdığımız “Bir İhanetin Anatomisi” başlıklı uzun analiz, Özgür Özel ile Tayyip Erdoğan arasındaki siyasi ilişkilerin görünenden çok daha derin ve karmaşık bir karakter taşıdığını ortaya koymaya çalışmıştı. O yazıda, Özgür Özel’in siyasi yükselişindeki bazı karanlık noktalar, CHP içerisindeki şaibeli güç kaymaları ve AKP rejiminin CHP üzerindeki etkisi ele alınmıştı. O dönem birçok çevre tarafından “komplo teorisi” olarak küçümsenen bu analiz, bugün yaşanan gelişmeler ile birlikte çok daha anlaşılır hale gelmektedir.
Çünkü bugün CHP içinde yaşanan olaylar artık tek tek ve birbirinden kopuk gelişmeler değildir. Tam tersine bunlar, Erdoğan rejiminin iktidarda kalmak için oluşturduğu uzun vadeli stratejik planın birbirini tamamlayan parçalarıdır. AKP’nin temel stratejik yönelimi yalnızca devlet aygıtını elinde tutmak değildir. Asıl mesele, kendi rejimini uzun yıllar boyunca sürdürebilecek yeni bir siyasal denge oluşturmaktır. Bu yeni siyasal denge ise yalnız baskı ve zorbalık ile kurulamaz. Aynı zamanda muhalefetin denetim altına alınmasını, yönlendirilmesini ve rejimin sınırları içerisine çekilmesini gerektirir.
İşte tam bu noktada CHP tarihsel olarak AKP açısından stratejik bir önem kazanmıştır.
AKP rejiminin Özgür Özel’i ajanlaştırarak onun aracılığıyla CHP’yi kendi siyasetinin yedeğine çekme girişimi, aslında 15 Temmuz komplosundan bile daha büyük bir psikolojik savaş operasyonudur. Çünkü 15 Temmuz’da devletin yapısı yeniden dizayn edilirken, bugün doğrudan toplumun siyasal algısı ve muhalefetin ruh hali yeniden dizayn edilmektedir. Amaç yalnızca CHP yönetimini kontrol etmek değildir; CHP’nin politik tabanını da adım adım dönüştürmek, rejime entegre etmek ve muhalefetin gerçek bir iktidar alternatifi olma potansiyelini ortadan kaldırmaktır.
Bugün birçok insan hâlâ siyaseti yalnızca görünen yüzüyle okumaktadır. Oysa modern rejimler sadece baskı ile ayakta kalmazlar. Baskının yanında psikolojik operasyonlar, kontrollü gerilimler, sahte kutuplaşmalar ve yönlendirilmiş muhalefet mekanizmaları da kullanılır. Erdoğan rejimi özellikle son yıllarda bu konuda son derece ileri teknikler geliştirmiştir. Çünkü Erdoğan çok iyi bilmektedir ki, yalnızca devlet gücüne dayanarak iktidarda kalmak artık yeterli değildir. Toplumun belirli kesimlerinde rıza üretmek ve özellikle de muhalefeti parçalamak zorunludur.
Mevcut konjonktür AKP açısından CHP’yi stratejik bir zorunluluk haline getirmiştir. Bunun temel nedeni ise MHP ile PKK eksenli ortaya çıkan jeopolitik risklerdir.
MHP’nin dolaylı biçimde Trump ABD’sinin stratejik etki alanı içinde hareket ederek AKP’yi uzun vadede tasfiye etmeyi hedefleyen yaklaşımı, Erdoğan açısından ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Aynı şekilde PKK’nin özellikle Suriye sahasında ABD ile geliştirdiği taktik ilişki ve bu ilişkinin zamanla Türkiye iç siyasetine yedeklenme ihtimali de AKP açısından büyük bir risk üretmektedir. Erdoğan’ın en büyük korkusu, içeride CHP’nin de katıldığı geniş bir anti-AKP cephesinin oluşmasıdır. Çünkü MHP-CHP-DEM eksenli ve dışarıdan da ABD tarafından desteklenen bir blok oluştuğu anda, AKP’nin mevcut rejimi sürdürme şansı ciddi biçimde zayıflayacaktır.
İşte Erdoğan’ın Özgür Özel üzerinden geliştirdiği stratejinin özü tam burada yatmaktadır.
Erdoğan, CHP’nin olası bir anti-AKP tarihsel cepheye katılma imkanını içeriden sabote etmek istemektedir. CHP’nin rejim karşıtı bir eksende birleşmesini engellemek ve onu kontrollü bir muhalefete dönüştürmek AKP’nin temel stratejik hedeflerinden biridir. Böylece bir yandan MHP-CHP-DEM eksenli olası bir siyasal blok engellenirken, öte yandan da AKP kendi rejiminin meşruiyet krizini aşmaya çalışmaktadır.
Nitekim Trump’a yakın çevrelerin ve özellikle ABD’nin Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack’ın yaptığı açıklamalar dikkatle incelendiğinde, Erdoğan’ın meşruiyeti meselesinin Washington açısından önemli bir konu haline geldiği görülmektedir. Erdoğan artık yalnızca içeride değil, dışarıda da meşruiyet problemi yaşamaktadır. Bundan dolayı bir yandan MHP ile ilişkilerini kontrollü biçimde gevşetirken, öte yandan da kendi rejimine yedeklenmiş yeni bir siyasal ortağa ihtiyaç duymaktadır.
İşte CHP’nin ve özellikle Özgür Özel’in bugünkü tarihsel rolü burada ortaya çıkmaktadır.
AKP’nin hedefi yalnızca CHP ile “normalleşme” değildir. Asıl hedef, gelecekte oluşabilecek bir AKP-CHP koalisyonunun siyasal ve psikolojik zeminini hazırlamaktır. Böyle bir koalisyon aracılığıyla Erdoğan hem içeride oluşabilecek büyük toplumsal muhalefeti dengelemek hem de dışarıdan gelecek baskıları etkisiz hale getirmek istemektedir. Çünkü rejime entegre edilmiş bir CHP, Erdoğan açısından hem iç politikada büyük bir güvenlik alanı oluşturacak hem de Batı’ya karşı “bakın muhalefetle uzlaşıyoruz” görüntüsü verecektir.
Son üç-dört yıldır CHP eksenli ortaya çıkan birçok olay da ancak bu stratejik bütünlük içerisinde anlaşılabilir.
Bunların başlıcaları şunlardır:
1- Kemal Kılıçdaroğlu’na seçimlerin kaybettirilmesi,
2- Özgür Özel’in şaibeli biçimde CHP genel başkanı yapılması,
3- Yerel seçimlerde Özgür Özel'in başında olduğu CHP'nin kazanmasına olanak tanınarak özellikle onun siyasi olarak parlatılması, 
4- AKP ile CHP arasında “normalleşme” adı altında yürütülen kontrollü yakınlaşma siyaseti.
Bugün gündeme getirilen “mutlak butlan” tartışmaları da aynı stratejik planın yeni bir aşamasını oluşturmaktadır. Çünkü amaç yalnızca hukuki bir tartışma yaratmak değildir. Asıl mesele, CHP içerisindeki güç dengelerini yeniden dizayn etmek ve partinin politik tabanını Ekrem İmamoğlu ile Kemal Kılıçdaroğlu çizgisinden kopararak tamamen Özgür Özel ekseninde toplamaktır.
Bu süreç aynı zamanda CHP’nin kontrollü biçimde parçalanmasına da hizmet etmektedir. Böylece hem erken seçim sürecinde AKP’nin yeniden güç toplaması sağlanacak hem de Özgür Özel’in “tek alternatif lider” olarak öne çıkarılması mümkün olacaktır. Son aşamada ise Türkiye’nin bir AKP-CHP koalisyonuna doğru sürüklenmesi hedeflenmektedir.
Önümüzdeki bölümlerde mutlak butlan tezgahının nasıl kurulduğunu, CHP içerisindeki psikolojik operasyonların hangi amaçlara hizmet ettiğini ve Ekrem İmamoğlu ile Kemal Kılıçdaroğlu’nun nasıl tasfiye edilmek istendiğini ayrıntılı biçimde ele alacağız.
Yine yazının son bölümünde Kemal Kılıçdaroğlu’nun siyasal yetersizliğinin Erdoğan ile Özgür Özel’in kurduğu bu stratejik tuzağa nasıl zemin hazırladığını ve aslında nasıl bir siyaset izlemesi gerektiğini inceleyerek yazıyı tamamlayacağız.
Bugün mutlak butlan eksenli yapılan analizlerin çok büyük kısmı yüzeysel, eksik ve yanıltıcıdır. Çünkü birçok çevre olayları tek tek ele almakta, onları birbirine bağlayan stratejik bütünü görememektedir. Muhalefeti psikolojik operasyonlar aracılığıyla Özgür Özel etrafında toplama çabası ve bu çabanın etkisi altına girenler, gelecekte çok büyük bir hayal kırıklığı yaşayacaklardır. Bugün yaşananlar, AKP rejiminin Özgür Özel şahsında psikolojik savaş yöntemleriyle lider imal etmekten başka birşey değildir ve bu durum ileriki yıllarda açıkça ortaya çıkacaktır. Psikolojik savaş yöntemleriyle gerçek AKP ajanı yani Özgür Özel “halk kahramanı” yapıldı ama gerçekten rejim ile işbirliği halinde olmayan ama sadece hatalı kararlar veren ve yanlış politik yöntemler kullanan Kemal Kılıçdaroğlu “rejim işbirlikçisi” durumuna düşürüldü. 
Bu olaydan çıkarılacak birçok politik ders bulunmaktadır. 
Geçen yıldan beri yaptığımız analizler birçok çevre tarafından küçümsendi, hatta “komplo teorisi” olarak damgalandı. Ama biz sürü psikolojisine teslim olarak rejimin manipülasyonları doğrultusunda düşünmeyi reddediyoruz. Çünkü hakikat çoğu zaman ilk ortaya çıktığında anlaşılmaz. Fakat bugün anlaşılmayan gerçeklerin, yarın tarihsel gelişmeler tarafından doğrulanacağından zerre kadar kuşkumuz yoktur.
demokratikbirlik.org/erdogan-i

Sign in to participate in the conversation
Qoto Mastodon

QOTO: Question Others to Teach Ourselves
An inclusive, Academic Freedom, instance
All cultures welcome.
Hate speech and harassment strictly forbidden.