Komedyen Deniz Göktaş Hadisesi Vesilesiyle…
Elias Nin
Öncelikle belirtmek isterim: Söylediği sözden, yaptığı mizahtan dolayı Deniz Göktaş’ın tutuklanması kabul edilemez. Konumuz bu olmadığından bunu geçiyorum.
Mizah, belki de icrası en zor işlerden biridir, adete bıçak sırtında yürümektir. Yapanın bir anda vezir de rezil de eder.
İyi bir şey yapıldığı düşünülürken, bir an da kötülüğe yol açabilir
Son yüzyılın en büyük mizah ve komedi ustalarından biri olan Chaplin bunun en iyi örneğidir.
Charli Caplin’in “Büyük Diktatör filmini izleyenler bilirler; Chaplin, aklınca Hitler ile dalga geçer, onu mizahın malzemesi yapar ama farkında olmadan şunu da yapmış olur: Hitler adını duyunca tüyleri diken diken olan insanlar, bu filmi izledikten sonra bu figüre gülmeye başlamıştırlar.
Chaplin, istemeden de olsa kurbanın katiline duyduğu öfkeyi buharlaştırmış, yaşananlardan edinmiş olduğu politik hafızayı deforme etmiştir.
Evet, Deniz Göktaş tutuklandı ve gündem olmaya devam ediyor, takipçileri on milyonlara ulaştı.
Şahsen kendisini hiç izlememiştim, bu kadar gündem olunca YouTube’den “Ölü Deniz” adını verdiği gösterisini izledim. Tahmin ettiğim gibiydi, yanılmamıştım: Tam bir lümpenlik belgeseli.
Ne gariptir ki bir tek mizah söz konusu olduğunda taciz, ırkçılık, şiddet, hayvan düşmanlığı bir anda üzerine gülünebilen bir nesneye dönüşebiliyor. Özellikle stand-up söz konusu olduğunda bu durum daha fütursuz bir hal alabiliyor.
Deniz Göktaş, “Ölü Deniz” gösterisinde bu sınırları ziyadesiyle zorluyor. Örneğin bir yerde dalgıçlar arasındaki bir muhabbetten söz ederken şunları aktarıyor:
“Karette Karettelerin hepsi kıyıya vurmuş, denizin altı Suriyeli dolu diye… Vurduysa vurdu, gebersinler bana ne, ırkçı tosbağalar.” (Gülüşmeler)
Bu tasvir bana Almanya’daki Nazilerin sosyal medyada yaptıkları bir espriyi anımsattı.
Naziler sosyal medyadaki takipçilerine şu soruyu soruyorlar: “Akdeniz altında en çok ne var?”
Sonra cevap geliyor: “Ölü mülteci…”
Tabii ki Deniz Göktaş mülteci düşmanlığı yapmıyor ama mülteci düşmanlığını eleştirirken (eleştiriyor mu emin olamadım) bu derece trajik bir hadiseyi gülmecenin malzemesi yapıyor.
Utanç, bir anda üzerine gülünen bir mizansene dönüşüyor.
Bir başka yerde şunları söylüyor: “Bir ara ne çok canlı bomba vardı değil mi, hepsi öldü? (Gülüşmeler)
Canlı bomba hadisesi, korku, ölüm ve travmatik acı anlamına gelmektedir. En son örneği 20 Temmuz 2015 Suruç ve 10 Ekim 2015 Ankara Garı katliamlarıdır.
Buradan bir gülmece üretmek ahlaki bozukluktur.
Birçok yerde cümlelerini “Sıçtık, sikerler” (Gülüşmeler) diye bitiriyor.
Deniz Göktaş’ın “Ölü Deniz” adlı gösterisinde Erdoğan’a hakaret olmadığı gibi halkın dini duygularını aşağılaması da söz konusu değil. Kendince bir durum tespiti yapmış, isabetli tespitler. Neden tutuklandığı tam bir muammadır, muhtemelen tutuklayan hâkim de bunu izah edemez.
Ne var ki kamuoyu da bu maddi dayanaktan yoksun tutuklama mizansenin yanında ya da karşısında olmak üzere her zamanki gibi ikiye ayrıldı.
Oysa asıl konuşulması gereken Deniz Göktaş’ın tutuklanma nedeninden çok, onun yaptığı stand-up işinin hayatı, acıyı, ırkçılığı, cinsiyetçiliği, yoksulluğu, küfrü, öfkeyi niteliksizleştirmesi politik olanı lümpenleştirmesi idi.
https://www.instagram.com/p/DaYjjWoRL67/?igsh=MXhyNjc2aGxhbno3bA%3D%3D