Follow

CUMHURİYET ROMANINDA-Tarihi, Siyaseti, Toplumu, İnsanı ile-CUMHURİYET YILLARI

A.Ömer Türkeş

2. Seminer: Ayaşlı ile Kiracıları – M. Şevket Esendal

Cumhuriyet ideolojisinin yayılması

Kürt isyanları, İzmir suikasti, Serbest Fırka’nın kurulup kapatılması, İttihatçı kadroların “imhası” ve en nihayetinde Mustafa Kemal’in ölümü 1920-1940 yılları arasındaki en önemli siyasi gelişmelerdir.

Şeyh Sait İsyanı, isyan henüz sürerken, Halide Edib’in “Zeyno’nun Oğlu”(1926-1928) romanına konu olmuş, Takrir-i Sükun yasası gereği durdurulan neşriyat, 1928’de tamamlanmıştı. İsyanın bir fon olmaktan ileri gitmediği bu roman, aydın Türk kadının, cahil, yoksul ve çaresiz Kürt kadınının elinden tutması ve feodal düzenin yarattığı baskılardan kurtararak İstanbul’a taşıması üzerine kuruludur. Ayaklanmanın daha kapsamlı anlatıları ise, Kemal Bilbaşar’ın “Cemo”(1966) ve “Memo”(1968), Demirtaş Ceyhun’un “Asya”(1979) romanlarında görülecektir.

Ağrı isyanının adının anıldığı ilk edebi metin “Sevgim ve Izdırabım”(1934), bir aşk romanıdır. Ağrı dağındaki “gözü dönmüş” isyancılara bomba yağdırmağa giden bir tayyareci ve sevgilisi arasındaki aşkın hüznünü derinleştirmekte basit bir fondur “mürteci Kürtler”. Esat Mahmut Karakurt’, “Dağları Bekleyen Kız”da(1936) isyanı, heyecan verici bir maceraya dönüştürürken Türk’ün üstünlüğünü Kürt kadınının fethi üzerinden perçinler. Refik Halid Karay ise “Yezidin Kızı”nda(1939) Şeyh Sait ve Ağrı isyanlarını İngilizlerin Kürt ve Ermenileri kışkırtmasına bağlayacaktır.

Kemal Tahir’in 1926 tarihli İzmir suikastını anlatan “Kurt Kanunu”(1969) romanı, bir yandan Cumhuriyet tarihinin bu karanlık olayını anlatan en kapsamlı edebi çalışma olması, öte yandan Şeyh Sait isyanından söz açması ve tarih yazıcılığı ile tarihi romanların aynı malzemeyi kullanmasını göstermesi açısından ilgiye değer. Kemal Tahir; “gerçek vesikaları bir fon olarak kullanıyorum” dediği romanında, Mustafa Kemal’e İzmir’de yapılması planlanan suikast etrafında, İttihatçılarla Cumhuriyet kadroları arasındaki hesaplaşmanın geniş bir analizine soyunur. Yazarların sessiz kalmayı tercih ettikleri bu tarihi olayı konu edinen ciddiye alınabilecek bir başka roman Yılmaz Karakoyunlu’nun “Üç Aliler Divanı”nıdır (1991).

1920’lerde alınan bir karar gereği memleket dışına sürülen ve tarihimizde 150’lilikler olarak bilinen muhaliflere ise, kendisi de bu listede yer alan Refik Halid Karay’ın “Sürgün”(1941) ve listedeki babası nedeniyle Beyrut’ta göçen Orhan Kemal’in “Baba Evi” romanlarında rastlayabiliriz. Sözkonusu romanlarda meselenin siyasi boyutu öne çıkmaz, ama sürgünlüğün insani boyutları, yoksulluk ve acılar bütün çıplaklığıyla –hatta Refik Halit’te bir melodram biçiminde- göz önüne serilmiştir.

1930’lu yılların önemli siyasi ve toplumsal olaylarının başında Serbest Fırka’nın kuruluşu ve kapatılışı gelir. “Kavak Yelleri” Serbest Fırka’nın Anadolu’da yarattığı etkiyi en iyi işleyen romandır. Demokrat parti iktidarının coşkulu havasında, 1950’lerde, Serbest Fırka’dan bahsetmenin sakıncası ortadan kalktıktan sonra yazılan “Kavak Yelleri”nde 1930’ların siyasi atmosferinin bireylerdeki yansıması öne çıkar.

Serbest Fırka’yı ele alan diğer önemli romanlar yaşananlardan çok sonra, tarihi belgeler ışığında kaleme alınmışlar. Kemal Tahir “Yol Ayrımı”nı 1971’de yazmış. Tarık Buğra’nın “Yağmur Beklerken”i ise 1981’de yayımlanmış. Kemal Tahir “Esir Şehrin İnsanları” üçlemesinin son cildi olan “Yol Ayrımı”nda Cumhuriyet’in ilan edilmesi ile başlayan özgürlük ortamının sonuçlarını Serbest Fırka süreci ile birlikte ele alırken Tarık Buğra aynı süreci bir Anadolu kasabasında, allegorik bir hikâye ile sergilemiştir.

ozguruniversite.org/2024/02/15

Sign in to participate in the conversation
Qoto Mastodon

QOTO: Question Others to Teach Ourselves
An inclusive, Academic Freedom, instance
All cultures welcome.
Hate speech and harassment strictly forbidden.