Follow

Utanç Abideleri

Güngör Şenkal

1844 yılının ekim ayında, Viyana’nın Wieden semtinde, müze hademesi bir babanın oğlu olarak dünyaya gelir. Adı, Karl Lueger olan bu çocuk, ileride, zekası ve çalışkanlığı sayesinde hukuk doktoru olur. Zekasının konu açısından önemi, okuyup meslek edinmenin ötesinde, dönemin sosyal duyarlılıklarını iyi analiz ederek uzun vadeli pratik malzemeye dönüştürebilmesindedir. Bu söylediklerimiz, kişiyi olumlamak anlamında değil, bir yaşanmışlığı doğru değerlendirebilme çabası olarak anlaşılmalıdır.

Lueger, 1890 yılında, zamanının bazı Hristiyan sosyal politik hareketlerini birleştirerek, Hristiyan Sosyal Parti’yi kurar. Bu parti, küçük burjuva ve muhafazakâr dinci (Hristiyan) kesimler arasında kendisine hızla taban kazanır. Muhafazakâr tarım köylü kitleleri ile tüccar, esnaf, zanaatkâr ve memurlardan oluşan şehir küçük burjuvazisi, partinin örgütlenmedeki hedef kitlesidir.

Parti, doğal olarak, hedef kitlesine uygun politika ve söylemler üretiyordu. Bireysel özgürlüklere önem verdiğini bildiği liberalizme karşı antiliberal, esnaf ve zanaatkârları zor durumda bıraktığını gördüğü kapitalizme karşı antikapitalist, büyük sermayenin ve basının önemli bir kısmını elinde tuttuğuna inandığı Yahudilere karşı antisemit, İmparatorluğun daha zengin kesimini oluşturduğunu düşündüğü Macarlara karşı antimacar vb. argümanlar geliştiriyordu. Bu sayede, Lueger de kendi popülaritesini artırıyordu. 1850-1910 yılları arasında, Viyana nüfusunun gelen göçlerle dörde katlaması (550 binden 2 milyona) sonucu oluşan nicel değişiminin sosyal ve demografik yapıyı dönüştürmesi, Lueger ve partisinin muhafazakâr dinci ve milliyetçi görüşlerine geniş bir argüman paleti sunuyordu.

Söylemleri arasında onun başını en fazla ağrıtacaklar, hiç şüphesiz ki antisemit ve yabancı karşıtı olanlarıydı. Lueger, antisemit düşüncelerini 1887’den itibaren alenen dillendirmeye başlamıştı. Onun gözünde göçmenler [özellikle Rusya pogromundan (1881-1884) kaçan Yahudiler], ʹdilenci Yahudilerʹ (Betteljuden), muhalif gazeteciler ise ʹmürekkep Yahudileriʹ (Tintenjuden) idiler. Yahudiler, ona göre, ʹinsan kılığındaki yırtıcı hayvanlarʹdı (Raubtiere in Menschengestalt). Katolik kilisesini ise ʹʹTanrı’yı öldüren halkʹʹa (yani, Yahudilere) karşı iyi niyetli davranmakla suçluyordu.

Bir konuşmasında: ʹBiz Viyana’da antisemitleriz, ancak şüphesiz ki biz -bile isteye, kasıtlı- cinayet (Mord) ve -duygusal/tepkisel- öldürme (Todesschlag) vasıflarıyla yaratılmadık. Ancak Yahudiler anavatanımızı tehdit ederse, o zaman bizim de affımız yoktur.ʹ (Bu yazının okurları, Türkiye’de bazı politikacıların aba altından sopa gösteren benzer konuşmalarını yakından bilir.)

Lueger, 1895’te yapılan seçimlerde Viyana belediye başkanlığına aday olur ve kazanır. Ancak başkanlığının Kayser tarafından onaylanması gerekmektedir. Zaten, 1867 tarihli İkili Monarşi ve Temel Haklar Kararı ile İmparatorluk (Avusturya-Macaristan) vatandaşları arasında eşitlik ilkesini kabul etmiş bir Kayser’in, toplumu alenen ayrıştırıcı, kutuplaştırıcı; toplumun bazı kesimlerini düşmanlaştırıcı konuşmalar yapan bir kişiyi hoş karşılaması düşünülemezdi. Kayser Franz Josef Karl, Lueger’i belediye başkanı olarak kabul etmedi. Ancak tekrarlanan seçimleri kazanması ve Papa XIII. Leo’nun baskısı neticesi, Kayser geri adım atarak, ilk seçilmesinden yaklaşık 1,5 yıl ozguruniversite.org/2024/02/19

Sign in to participate in the conversation
Qoto Mastodon

QOTO: Question Others to Teach Ourselves
An inclusive, Academic Freedom, instance
All cultures welcome.
Hate speech and harassment strictly forbidden.