İsrail tarafından yasaklanan Türk örgütü “İHH” “insani” bir çalışma için Gazze’ye giriyor
Örgütün kendisi tarafından sosyal medyada paylaşılan videolarda, üyelerinin Kuzey Gazze’de yolları temizleyip molozları kaldırdıkları görülüyor.
2008 yılından beri terör örgütleriyle bağlantıları nedeniyle İsrail’de yasaklı olan bir Türk insani yardım kuruluşu, Gazze’ye girerek insani yardım çalışmaları ve enkaz kaldırma faaliyetleri yürütmeye başladı. Her ne kadar kendisini bir yardım kuruluşu olarak tanıtsa da, İsrail bu örgütü Müslüman Kardeşler, Hamas ve El Kaide ile bağlantılı “önceden belirlenmiş bir terör örgütü” olarak görüyor.
Bahsi geçen kuruluşun adı İnsani Yardım Vakfı (İHH İnsan Hak ve Hürriyetleri ve İnsani Yardım Vakfı) olup, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki iktidar partisiyle yakın ilişkili bir Hükümet Destekli Sivil Toplum Kuruluşu (GONGO) olarak faaliyet gösteriyor.
Örgütün kendi sosyal medya hesaplarında paylaştığı videolarda, üyelerinin Kuzey Gazze’de faaliyet gösterdiği, yolları temizlediği ve molozları kaldırdığı görülüyor.
İsrail’e göre İHH’nin “çifte rolü”
İHH uzun süredir terör örgütleriyle ilişkilendiriliyor ve 2008 yılında dönemin İsrail Savunma Bakanı Ehud Barak’ın emriyle ülkede yasaklandı.
İsrail’in **“Meir Amit İstihbarat ve Terörizm Bilgi Merkezi”**ne göre İHH “çifte şapkalı” bir örgüt olarak faaliyet gösteriyor: Bir yandan dünyanın çeşitli yerlerinde yasal insani yardım faaliyetleri yürüten bir kuruluş, diğer yandan da “radikal, cihatçı ve Hamas yanlısı” bir örgüt olarak terör faaliyetlerine karışıyor.
İHH, 1992 yılında Bosna Savaşı sırasında Almanya’da, Boşnak Müslümanlara yardım sağlamak amacıyla kuruldu.
Ancak Meir Amit Merkezi, kuruluşun başından beri “açıkça İslamcı, aşırılıkçı ve cihatçı bir örgüt” olduğunu, özellikle Bosna ve Çeçenistan’daki küresel cihat unsurlarıyla temas içinde bulunduğunu iddia ediyor.
Örgütün, özellikle lideri Fehmi Bülent Yıldırım aracılığıyla El Kaide ile doğrudan temas kurduğu, Yıldırım’ın Çeçen lider Şamil Basayev’le yakın arkadaş olduğu belirtiliyor.
İddialara göre İHH, Çeçen savaşçılara Suudi Arabistan’daki El Kaide’ye para transferinde yardımcı oldu ve 1990’lar boyunca Özbek ve Boşnak cihatçı gruplara lojistik destek sağladı.
Bu dönemdeki İHH faaliyetleriyle ilgili birçok bilgi, 2006 tarihli bir Danimarka araştırmasından gelmektedir; araştırma, örgütün geçmişte El Kaide ve uluslararası cihat ajanlarıyla bağlantıları olduğunu ortaya koymuştur.
1994 yılında Türk yetkililer, İHH’nin İslamcı örgütlerle bağlantılarını araştırmak üzere İstanbul’daki ofislerine baskın düzenledi. Danimarka araştırmasına göre yetkililer burada silahlar, patlayıcılar ve el yapımı bombalar (EYP) üretim talimatları buldu. Ayrıca, örgüt yöneticilerinin Afganistan, Bosna ve Çeçenistan’daki cihatçı gruplara katılma niyetinde olduklarını gösteren belgeler ele geçirildi.
Mavi Marmara olayı ve uluslararası tepkiler
2000 yılında “Milenyum saldırı planı” olarak bilinen başarısız terör eylemiyle ilgili olarak El Kaide üyesi Ahmed Ressam’ın davasında, Fransız yargıç Jean-Louis Bruguière, İHH’nin El Kaide için sahte belgeler sağlayan, ajan toplayan ve silah nakleden bir “örtü örgütü” olarak çalıştığını ifade etti. Bruguière, “İHH, Usame Bin Ladin’in ABD topraklarını hedef almaya başladığı dönemde El Kaide’ye yardım ediyordu” dedi.
2010 yılında İHH, Mavi Marmara adlı gemiyi içeren Gazze Özgürlük Filosunu düzenledi. Bu filo, İsrail’in Gazze ablukasını kırmak ve insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkmıştı.
31 Mayıs 2010’da İsrail güçleri gemilere operasyon düzenledi. Operasyonda dokuz aktivist –bunlardan sekizi İHH üyesiydi– İsrail askerleri tarafından öldürüldü. Bu olay uluslararası tepkiye yol açtı.
Toplam 561 yolcudan 91’i İHH üyesiydi. Sonradan yapılan röportajlarda bazı yolcuların İsrail askerleriyle şiddetli çatışmaya girmeye hazır oldukları belirtildi.
Gemilerde metal çubuklar, bıçaklar, baltalar, molotof kokteylleri, sapanlar ve gaz maskeleri gibi yüzlerce nesne “silah” olarak değerlendirildi.
Olay sonrasında uluslararası tepkiler nedeniyle İsrail, Gazze ablukasının bazı kısıtlamalarını gevşetmek zorunda kaldı.
İHH ve Hamas: Süregelen mali destek
Meir Amit Merkezi’ne göre, İHH 2009’da temsilcisi İzzet Şahin’i Batı Şeria’ya göndererek Hamas’ın siyasi altyapısına destek sağladı. Şahin tutuklanıp sınır dışı edildi, yerine geçen Mehmet Kaya ise Gazze Şeridi’nde Hamas’a destek faaliyetleri yürütürken 2017’de İsrail tarafından tutuklandı.
Merkezin iddiasına göre İHH, Hamas’a sürekli mali destek sağladı.
2008–2009’daki Dökme Kurşun Operasyonunun ardından İHH, Gazze’ye 50 milyon euro yardım sözü verdi; bu paranın büyük kısmı “şehit ailelerine” ve Hamas’ın yönettiği eğitim sistemine aktarıldı.
İHH ayrıca “İyilik Birliği” (Union of Good) adlı, 50’den fazla İslami örgütü bir çatı altında toplayan bir kuruluşun üyesidir. ABD hükümeti bu birliği, “Hamas liderliği tarafından terör örgütlerine fon aktarmak amacıyla oluşturulmuş bir yapı” olarak tanımlamaktadır.
Bu birlik hem İsrail’de yasaklanmış hem de ABD Hazine Bakanlığı tarafından Kasım 2008’de Yürütme Emri 13224 uyarınca “terörizmi destekleyen bir kuruluş” olarak ilan edilmiştir.
İHH’nin Almanya kolu olan IHH Germany, 2010 yılında Almanya İçişleri Bakanlığı tarafından Hamas’a 6,6 milyon euro aktardığı gerekçesiyle yasaklandı.
Dönemin Almanya İçişleri Bakanı Thomas de Maizière, “İHH, insani yardım kisvesi altında uzun süredir Hamas’la bağlantılı gruplara ciddi mali destek sağlıyor” açıklamasında bulundu.
İsrail’de tepkiler
Ohad Merlin, Mind Israel merkezinin Orta Doğu programında araştırmacı olarak çalışan bir uzman, The Jerusalem Post gazetesine yaptığı açıklamada, “Bu çok endişe verici bir gelişme; İHH’nin girişine izin verilmesi kararıyla ilgili olarak yetkililer İsrail halkına tatmin edici bir açıklama yapmadı” dedi.
Merlin’e göre, “İHH’nin Gazze’ye girişi, İsrail’in ABD hükümetiyle, Erdoğan’la ve Katar Emiri’yle olan güçlü bağlarının bir sonucu olarak ödemek zorunda kaldığı bedelin yalnızca bir örneği.”
Ayrıca, “Bu durum Ankara ve Doha’nın Gazze’nin geleceği konusundaki düzenlemelerde belirleyici hale geldiğini kanıtlıyor” ifadelerini kullandı.
Merlin, “Ne yazık ki İsrail, kendi çıkarlarına aykırı olan bu dayatmaları —en iyi ihtimalle kendi başının üzerinden, en kötü ihtimalle de Kudüs’ün onayıyla— kabul etmek zorunda kalıyor” diyerek sözlerini tamamladı.
“Ve böylece, onlarca yıldır Müslüman Kardeşler ekseninin İsrail’e verdiği zararın ardından, Kudüs şimdi Erdoğan’ı Gazze’deki kilit aktör olarak kabul etmiş durumda.”
https://pontosgercek.com/israil-tarafindan-yasaklanan-turk-orgutu-ihh-insani-bir-calisma-icin-gazzeye-giriyor/