Yaşar Kemal’in
“Sahibi kaçmış yuvada öteki kuş barınamaz; yuva bozanın yuvası olmaz; zulüm tarlasında zulüm biter”
sözü bir edebiyat cümlesi değil, tarihin değişmez yasasıdır.
Bu yasa, yüz yılı aşkın süredir bu topraklarda ihlal ediliyor.
1915’in o ölüm kokan yazında, bedbaht Ermenileri
“Ur eir Astvadz?”
diye tanrılara haykıracak noktaya sürükleyen zulmü hala görmüyor, hala inkar ediyorsunuz.
Çünkü inkar, yalnızca bir yalan değil; bir iktidar tekniğidir.
Hafızayı bastırmanın, suçu zamana gömmenin, vicdanı susturmanın adıdır.
Size sesleniyorum:
Bir an durun.
Bir an iktidarın, resmi anlatıların, milli ezberlerin dışına çıkın.
Ve bunu kendinize yapıldığını düşünün.
“Soykırım mıydı değil miydi” tartışmaları,
“kim kimi kesti” kurnazlıkları,
gerçeği parçalayarak yok etme çabasından başka bir şey değildir.
Çünkü tartışılan şey kelimeler değil; yokluklardır.
1915’te milyonlarla ifade edilen bu ülkenin insanları artık Anadolu’da yok.
Köyleri yok.
Dilleri yok.
Kiliselere sinmiş duaları, taşlara kazınmış isimleri yok.
Sevgili Hrant’ın söylediği gibi, burada yaşanan yalnızca bir katliam değil;
dört dörtlük bir kültür soykırımıdır.
Bir hafızayı, bir birlikte yaşama ihtimalini, muazzam bir medeniyeti bu topraklardan sildiniz.
İnkar ettikçe yalnızca Ermenileri değil,
bu toprağın geleceğini de gömüyorsunuz.
Çünkü yüzleşmeyen toplumlar iyileşmez;
inkar üzerine kurulan devletler adalet üretemez;
vicdansız hafıza, yalnızca yeni zulümler doğurur.
Soru basit ama yakıcıdır:
Ne zaman bu hakikatle yüzleşeceksiniz?
Ne zaman bu topraklara gerçeği geri çağıracaksınız?
Mahmut Uzun
https://www.instagram.com/p/DTGAxrzDPEA/