SDG/YPG ÇATIŞMASI ÜZERİNE
Elias Nin
HTŞ, yani Suriye’nin yeni sahibi ile SDG/YPG arasında çatışmalar yeniden başlamış gözüküyor. Halep'in iki Kürt mahallesi HTŞ hükümeti güçleri tarafından önce kuşatıldı, şimdi de tahliye ediliyor. Görüntüler 2014 yılında IŞİD katliamı sırasında Kobanê’den kaçan Kürtlerin görüntüsünü andırıyor.
Tarihin ironisi dedikleri bu olmalı: 2014 yılında Rojava’da destansı bir Kürt direnişi örgütlendi, IŞİD/İslam işgali kırıldı, öyle ki 2014 yılında yok olmakla yüz yüze gelen Rojava Kürtleri, 2017 yılına gelindiğinde Suriye ve Rojava’da en etkili güç olmuştu.
Bağımsızlık ilan edilseydi devletler tanınmasa da dünya kamuoyu tarafından koşulsuz destek görecekti.
ABD bunu istemeyecekti zira ABD, Güney Kürdistan'ın bağımsızlığını da engellemişti.
ABD, Kürtleri elinde bir tehdit unsuru olarak tutarak Irak, Suriye Arap devletleri ve TC üzerinde etki kurmak istiyordu, bugün de öyledir.
ABD, Güney ve Rojava Kürtleri için Türkiye’yi, Arap devletlerini gözden çıkarmayacaktır.
Irak’ın, Suriye’nin tamamını istiyor. TC onun NATO partneridir, onu gözden çıkarmaz.
Kürtleri göstererek bu devletleri hizaya sokuyor, sokmaya çalışıyor, hepsi bu.
ABD’nin Kürtlere ihtiyacı var zira Kürtler bölgenin kadim ve varlığı meşru ulusudur; ona dayanarak kendi varlığını meşrulaştırmaya ihtiyacı var.
Tam da bundan dolayıdır ki Suudiler üzerinden IŞİD’i silahlandırarak Kürtlerin üzerine göndermiş, ardından da Kürt katliamını önlemek bahanesiyle gelip bölgeye yerleşmişti.
ABD, bir tek koşulda, Türkiye, IRAK ve Suriye üzerinde kontrolünü yitirirse Kürtlere devlet kurdurur.
Kürtlerin başka şansı olmadığından ABD tarafından oynanan bu oyunu kabul etmeleri kaçınılmazdı zira TC, IŞİD ortaklığıyla yürütülen işgal ve katliam başka türlü durdurulamazdı; lakin bu yeterli olamazdı, olmadı da.
1920’de Türkleri ipten alarak devletleşmesinin önünü açan Kürtler, 100 yıl sonra bu kez de Suriye Araplarını ipten alarak çökmüş Suriye devletini ayağa kaldırmak yönünde irade ortaya koydular. Daha da kötüsü, savaş alanında yenilgiye uğratarak teslim aldıkları IŞİD’in Suriye’de devlet olmasını seyrettiler. Bu da yetmedi HTŞ adı altında örgütlenen eski IŞİD/EL NUSRA yöneticilerinin, paralı askerlerinin Suriye Devleti’nin meşru sahibi olarak tanıdır ve bu devletin parçası olmak adına diplomasiye giriştiler. Çünkü ABD, İSRAİL, İNGİLTERE, TC ve onun Kürtler içindeki temsilcisi Öcalan böyle olmasını istedi.
13-14 sene boyunca Rojava Kürtlerinin enerjisi, “Rojava Komünü, Kadın Devrimi, Komünal/Demokratik Özerklik” gibi aslı astarı olmayan statü arayışları aracılığıyla Apocular tarafından heba edildi.
Kürtleri ulus ve devlet olma fikrinden uzaklaştırmak adına akla gelmeyecek şeyler yapıldı.
Tabii bu arada Rojava ve Suriye’deki Kürtlerin üçte ikisi ülke dışına kaçtı, resmen Kürt coğrafyası Kürtsüzleştirdi.
Sonunda IŞİD/EL NUSRA varisleri tarafından kurulan devlette yer almak üzerine pazarlıklar yapıldı, o da tıkanınca yeni bir Kürt katliamı gündeme geldi.
Bugün olmasa 10 yıl sonra olacaktı zira Kürtlerin kaderi bilardo masasındaki toplardan farksızdır, kaderi başkalarını ıstakalarının insafına bağlıdır.
Kürdistan’ın jeopolitik konumu tarihte hiç olmadığı kadar önemli olmuştur.
50 milyonluk bir nüfus ve muazzam bir savaşçı gücü mevcuttur.
Ne var ki bağımsızlık fikri, onu hayat geçirecek siyasi bir önderlik mevcut değildir
Mevcut siyasi liderlikleri ise TC, HTŞ/Suriye tarafından kabul görmek, hükümette, orduda temsil edilmek peşindedir. Yani düşmana zaman kazandırıp, IŞİD/HTŞ gibi şeriatçı katiller sürüsüne meşruiyet kazandırıp, zamanı gelince de Kürtlerin evlerine bomba olarak düşmeleri için zemin hazırlıyorlar.
Bağımsızlıkçı, anti sömürgeci bir program ve onu hayata uygulayacak siyasi önderlik inşa edilmeden Kürtlerin bu ölüm girdabını kırmaları mümkün olmayacaktır.
https://www.instagram.com/p/DTOItRcCOg-/