Halepçe’de Yitirdiklerimizi Anarken…
Elias Nin
Sömürgeci Irak Devleti tarafından Kürt ulusuna karşı kademeli olarak uygulanan soykırım zincirinin halkalarından biri de Halepçe’dir. Tarih, 16 Mart 1988.
Soykırım hareketi, Kur’an’daki bir sureden feyz alınarak “Enfal Harekâtı” (Arapça anlamıyla, Savaş Ganimeti) “Enfal Hareketi” olarak adlandırılır, yaklaşık 182 bin Kürt katledilir.
Tabii yıkım bu kadarla kalmaz, göç, esir alınan Kürtler ve kullanılan kimyasal silahlar nedeniyle engelli doğan çocuklar. Yapılan araştırmalara göre, Halepçe’deki engelli doğum oranı, ABD tarafından atom bombası atılan Japonya’nın Hiroşima ve Nagasaki kentlerindekinin en az 4 katıdır.
Kürtlerin tarihinde travmatik bir yara olan Halepçe Katliamının üzerinden 38 sene geçti; acılar içten içe kanasa da yara kabuk bağladı. Katliamın acısını taşıyanların tek tesellisi, bugün o topraklarda Kürt bayrağının dalgalanıyor olmasıdır.
Kürdistan’ın diğer parçalarında ise soykırım devam ediyor. Kürtler, şimdilik kimyasal silahlarla topluca öldürülmüyor zira şu sıralar fiziki imha yerini, “entegrasyon, pozitif entegrasyon” benzeri formatlarda siyasi imhaya bırakmıştır.
Üstelik artık soykırımın tetikçileri Araplar, Persler, Türkler değil, sömürgeciler adına bunu Kürt uslunun kendi evlatları yapıyor.
Devşirme tetikçiler, üstelik de gururla Kürtlere şöyle sesleniyorlar: “Türk, Kürt ayrımı yoktur, biz kardeşiz. Türk devleti Kürtlerin de devletidir, hep birlikte Türkiye’yiz ve elbirliğiyle onu büyük bir ülke yapacağız. Kürt’üz ama soyadımız Türkiye’dir.
Sakın ola ki bağımsızlık oyunlarına gelmeyin, olur da Türk size vuracak olursa karşılık vermeyin, ona daha çok sarılın.”
Ne yazık ki Milyonlarca Kürt bu sese kulak veriyor, duydukları karşısında sevinç gösterileri yapıyor; bu sesin sahibini kurtarıcı olarak görüyor, yolunu gözlüyor.
Halepçe’de yitirdiklerimizi anarken ahval maalesef budur…
https://www.instagram.com/p/DV9UdF7iEIO/