Follow

Yalçın Küçük yaşamını yitirdi.

“Nasıl bilirdiniz?” diye
soracaklar şimdi.
Ben açık konuşayım:
İyi bilmezdim.

Bu isim, kendine “sol” diyen, “Marksistim” diyen, hatta “anti-emperyalist” süsü takan ama Kürt meselesi geldiğinde Kemalist devlet reflekslerini tereddütsüz savunan bir kalemin sahibiydi.
Eleştiri üretmek bir yana, resmi ideolojiyi farklı bir dil ile yeniden pazarlamaktan geri durmadı.

Abdullah Öcalan ile kurduğu ilişki, onun Kürt siyasal hareketi üzerinde oynadığı rolün en
somut kanıtıdır.
Kimi çevreler onu “akıl hocası” olarak över, ama gerçek şudur ki, Küçük’ün müdahalesi Kürtlerin tarihsel ve siyasal hedeflerini bulanıklaştırmış, Kuzey Kürtlerini devlet fikrinden uzaklaştıracak bir Kemalist söylemi onlara peşkeş çekmiştir.

Tarihsel olarak da durduğu yer açıktır: Kürtlerin kendi kaderini tayin etme hakkı ve devletleşme fikri karşısında amansız bir karşıtlık.
Teorik düzeyde “anti-emperyalizm” süsü verildiği zamanlarda bile, pratikte Kemalist ulus-devlet paradigmasının bekçisi rolünü üstlenmiştir. Kürt hareketinin önünü kesmek, ideolojik dayanak olarak Kemalizm’i kullanmak onun bilinçli tercihi olmuştur.

Benim için mesele sadece bir insanın ölümü değildir.
Mesele, geride bıraktığı mirastır: Kürtlerin haklarını inkar eden, devletçi refleksleri maskeleyen ve eleştirelliği sadece sözde
olan bir miras.

“Nasıl bilirdiniz?” diye soruyorsunuz ya -
Ben onu yazdıklarıyla, durduğu yerle ve Kürt meselesine yaklaşımıyla bilirim.

Geriye kalan methiyeler, hafıza ve vicdan eksikliğinin
göstergesidir.
Bir düşünür, ezilen bir halkın en temel hakları karşısında devletin yanında saf tutuyorsa, onun aydınlığı tartışmalıdır.

Cami avlusunda, hocanın deyimiyle:
“Nasıl bilirdiniz ey cemaat”
Gömün gitsin.

Mahmut Uzun

Sign in to participate in the conversation
Qoto Mastodon

QOTO: Question Others to Teach Ourselves
An inclusive, Academic Freedom, instance
All cultures welcome.
Hate speech and harassment strictly forbidden.