Aç Türkçünün Avuntusu…
Elias Nin
Yalçın Küçük, 2009 yılında bir röportajda şunları söylüyor: “Benim işim bitti, Kürt Aydınları Artık Barzani ve Bağımsızlık düşmanı. Bırakın onları kendi haline”
Bu sözleri okuyunca, “Aç tavuk kendini buğday ambarında zannedermiş” sözü gelmişti aklıma.
Bakmayın siz onun, “Benim soyadımın Küçük ama büyük işler yaptım” dediğine, o da kardeşi Öcalan gibi ultra megaloman olduğundan, durduğu yerden gördüğünü gerçek sanıyor.
Onun “Kürt Aydınları” dediği, Oscar Wilde’nin “Dorian Gray’ın Portresi” isimli eserinde yarattığı “Dorian” kişiliğinin vücut bulmuş çağdaşlarıdır.
Dorion kişiliğinin bir aidiyeti de ütopyası da yoktur, dolayısıyla bir toplumun/ulusun “aydını” olmaz.
Bir kişinin Kürtlerin içinde olması, Kürtçe konuşması, “Kürt’üm” demesi onu “Kürt aydını” yapmaz zira Kürdistan’ın bağımsızlığına bağlanmadan Kürt aydını olunamaz.
Varsın Yalçın Küçük, soyadına rağmen büyük işler başardığını sanarak ölmüş olsun; bununla avunarak mezarında huzur içinde çürüsün. Gerçek şudur: Kürt aydınları, tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar Kürdistan davasına bağlıdırlar.