Follow

"Futbol, toplumlar arası dostluğu güçlendirir" mi?

Elias Nin

Futbolla ilgili söylenen en önemli ve en yaygın yalan şudur: "Futbol, toplumlar arası dostluğu güçlendirir, toplumları birbirine yakınlaştırır ve birleştiricidir." Evet, bu bir yalandır. Bırakalım ülkeler arası müsabakaları bir yana, mahalle maçlarında bile futbol birleştirici değil, ayrıştırıcıdır.
Söz konusu olan ülkeler arası müsabakalar olunca, durumun vahameti asıl o vakit ortaya çıkıyor.
Her şeyden önce ülkeler arası futbol müsabakaları, milliyetçiliğin bütün dizginlerinden boşalmasına vesile oluyor. Örneğin saldırgan bir milliyetçilik olan Alman milliyetçiliği, İkinci Emperyalist Savaşta alınan yenilgiden sonra ilk kez 2006, 2010 ve 2014 Dünya Kupası müsabakalarında yeniden agresif olarak sokağa çıkmıştır.
Yaşadığımız coğrafyada futbol müsabakaları sonrası şehirlerin birbirine düşman olduğu bir yığın örnek mevcuttur.
Futbol üzerine söylenen bir başka yalan ise, futbolun bir spor olduğu yalanıdır. Zira Futbol, spor olmaktan en fazla uzaklaşmış alanlardan biridir.
Adeta dev bir endüstriye dönüşmüş ve tamamen kazanmaya endekslidir. Daha da önemlisi, siyasetin en etkili araçlarından biridir.
Örneğin Portekiz tarihinin en kanlı diktatörlerinden biri olarak bilinen Salazar, 36 sene boyunca ülkeyi 3 "F" kuralı ile yönetmişti ve bu "F"den biri de Futbol idi. Aynı şekilde "erken kalkanın darbe yaptığı ülke" olarak tarihe geçen Arjantin'de, birçok askeri darbe ve darbe girişimi, önemli maçların olduğu gün ve saat dikkate alınarak yapılmıştır. Çünkü Arjantin'de bu tür maçların oynandığı saatlerde adeta hayat tatile çıkıyordu.
Keza Türk devletinin Kürtlere karşı savaşında futbol önemli bir yere sahiptir. Bilindiği gibi, özellikle büyük kulüplerin maçlarından sonra Kürtlere karşı linç kampanyaları örgütlemiştir. Örneğin Fenerbahçe Kulübü, "Biz şehitleri olan bir camiayız" diye açıklamalar yapmış ve bunun üzerinden değer görmek istemiştir.
Bir başka nokta, futbolun emperyalist bir karakter taşıyor olmasıdır. Özellikle Dünya Kupası çapında bir organizasyon söz konusu olduğunda, adeta bir istila söz konusu oluyor. Şehirlerin yapısı değiştiriliyor. Yerleşik yaşam alanları ve yaşam biçimleri ortadan kaldırılıyor.
Bir başka nokta, futbol egemen olan sembolleri, alışkanlıkları ve değerleri geniş kitlelere taşıyor olma özelliğidir.
2014 Dünya Kupası'nın ortaya çıkardığı tablonun bir bölümüne bakmak bile bütün bu anlatılanlar hakkında bir fikir edinmek için yeterlidir.
Bir ay boyunca en çok konuşulan şey futbol oldu. Mesela IŞİD'in başlatmış olduğu işgal hareketi, birçok ülkede Dünya Kupası haberlerinden sonra duyuruldu.
Brezilya, 2014 Dünya Kupası için 14 milyar dolar civarında harcama yaptı. Adidas, Puma, Sony ve bir dizi kapitalist kuruluş rekor sayılabilecek bir ciroya ulaştılar.
Brezilya'ya Dünya Kupası vesilesiyle gelen yaklaşık 800 bin turist için, turistlerin dolaşabilecekleri alanlarda yaşayan on binlerce insan bu mahallelerin dışına sürüldü. Ülkede yeni genelevler açıldı. Ciddi bir çevre tahribatı yapıldı. Sırf Stadyum vb. altyapı inşaatlarında onlarca işçi öldü.
Ve bunların hiçbiri, Neymar'ın gözyaşları kadar konuşulmadı.
Bir kez daha görüldü ki futbol bir spor olmaktan çıkmış, toplumların yeni afyonu (dini) olmuştur ve etkisi de her geçen gün artmaktadır.

Sign in to participate in the conversation
Qoto Mastodon

QOTO: Question Others to Teach Ourselves
An inclusive, Academic Freedom, instance
All cultures welcome.
Hate speech and harassment strictly forbidden.