İnsan için felaket, yalnız kalamamasından gelir. Kendi başına yalnız kalabilen tek bir kişi yoktur. Günümüzde, kendi başına yaşaması gereken herkes alelacele televizyonu ya da radyoyu açıyor. Hükümetin biri televizyonu ortadan kaldırsa, sanırım insanlar sokaklarda birbirini öldürürdü, çünkü sessizlik onları dehşete düşürürdü.
Uzun zaman önce, insanlar kendileriyle çok daha fazla temasta kalıyorlardı, günler, aylar boyunca; ama şimdi, mümkün değil artık bu. Onun için felaketin vuku bulmuş olduğunu söyleyebiliriz; ki bu da felaket halinde yaşadığımız anlamına gelir.
Emil Michel Cioran
Atatürk olmasaydı Türkiye Taliban olur muydu
"Canlıların varolma hakkı tartışılamaz ve hiçbir canlının varoluşunu haklı göstermesine de ihtiyaç yoktur. "Zararlı türler" ve "zararlı otlar" sözleri, bitkilerin ve hayvanların bize hizmet etmek için varolduğunu ve üzerlerinde hiçbir sınır tanımayan bir hakka sahip olduğumuzu savunan, yüzyıllar öncesinden gelen bir önyargının yansımasıdır. Bu ifadeler benmerkezciliğimizin (ya da insanmerkezciliğin) cahilliğimizin ve dar görüşlülüğümüzün doğrudan ifadesinden başka bir şey değildir. Gerçekte, başka birçokları arasında bir türüz biz de, o kadar. Bu arada, yok olmalarından bütünüyle sorumlu olduğumuz, sayıları gittikçe artan, yeryüzünden silinmiş türlere bakacak olursak, doğanın dengesine ve yaşam çeşitliliğinin korunmasına zararlı tür nitelemesini, diğer tüm türlerden daha çok hak eden biz oluruz herhalde."
Hubert Reeves
Albert Einstein Madalyalı
Kanadalı astrofizikçi ve yazar
Mülteci Hikayeleri (5): ‘Kendime aynadan baktım, ölü gibiydim’
Mülteci kadın anlatıyor: ‘Bu son denemeydi benim için. 28 gün kaldım Subotica ormanlarında. Soğuktan, açlıktan ve kötü koşullardan dolayı tanınmayacak haldeydim. Hiç düşünmeden Belgrad’a giden otobüse bilet aldım. Artık daha fazla dayanamazdım. Gücüm kalmamıştı. Otogarda kendime aynadan baktım. Ölü gibiydim…’
Bedri Adanır
https://yeniyasamgazetesi6.com/multeci-hikayeleri-5-kendime-aynadan-baktim-olu-gibiydim/