Kemalizm neyi temsil ediyor Sevan Nişanyan
Hozat Dersim Ergan Köyü
"Anneannem Hrıpsime , Dersim'in Ergan (bugünkü ismiyle Ergen) Köyü'nde doğdu .Annesinin adı Kohar Bedoyan , babası ise Sarkis Sarkisyan.Sarkis ünlü İnce Keşiş'in torunuydu.İnce Keşiş , 1915'ten önce bölgedeki Ermenilere hizmet eden , Ergan Kilisesi'nin son rahibiydi.Kilisenin içinde yakılarak öldürüldü .Kohar ve Sarkis'in 10 çocuğu oldu ; Bağdasar, , Nazeli, Misak , Ağavni, Hripsime ve adını bilmediğin 4 çocuk ...1915'te Kohar'ın tüm ailesi , Bedoyanlar işkenceyle öldürülmüştür.
Ergan’da, Ermeni erkekler evlerinden alınmaya başlandığında, Sarkis, ailenin diğer erkekleriyle birlikte bir mağarada saklanıyor. Hıripsime, onlara yemek götürmek için her gün saatlerce yürüyor. Bir gün, İbrahim Ağa, Hıripsime’yi takip ediyor ve Sarkis’in yerini buluyor. Sarkis’i, Ergan yakınlarındaki Kayışoğlu Yarması olarak bilinen uçurumdan atıyor. Ailenin tüm erkeklerin bir kısmı bu şekilde öldürülüyor ya da kayboluyor. Kohar ve üç çocuğu (Hripsime, Ağavni ve Toros) katliamdan sağ olarak kurtuluyorlar. Kohar ve çocukları, bir süre mağaralarda saklanarak, Gullik denilen otu yiyerek hayatta kalmışlar. Daha sonra, köye dönerek, bir zamanlar onların olan yerlerde hizmetçi olmuşlar.
Ergan veya Yergan köyü 1915 öncesinde 30 Ermeni ile 70 Alevi Kürd nüfusun yaşadığı bir köydü.Köyde Surp Harutyun kilisesi ve Ortaçağdan kalma Ergan Surp Garabed Manastırı vardı .
Fotoğraf: Ergan Surp Garabed Manastırı
❝Hayattan kendiliğinden sunduğu şeylerden ötesini beklemeyip, içgüdüsel olarak güneş varken güneş, güneş yokken de her nerede olursa olsun, sıcaklık arayan kedileri örnek alana ne mutlu. Ne mutlu hayal gücü uğruna kişiliğinden vazgeçip başka hayatları seyretmekten keyif alana, duyguların kendisini değil, dış dünyada oynanan halini yaşayana. Ve nihayet ne mutlu her şeyden vazgeçene; her şeyden vazgeçtiğine göre hiçbir şeyi elinden alınamayacak eksiltilemeyecek olana....❞
Fernando Pessoa, Huzursuzluğun Kitabı
Dünyanın iklimi uçurumun kenarında sallanıyor ve kimse hangi yöne düşeceğini bilmiyor.
https://www.fizikist.com/isinma-15-cyi-asarsa-dunya-iklimi-geri-donusu-olmayan-bir-riskle-karsi-karsiya
Harvard bilim insanları: Dünya’daki yaşam bir yıldırımla başlamış olabilir
https://www.diken.com.tr/harvard-bilim-insanlari-dunyadaki-yasam-bir-yildirimla-baslamis-olabilir/
Varolan her şey, nedensiz ortaya çıkar, zavallılığı yüzünden varoluşunu sürdürür ve rastgele ölür.
Kendimi geriye doğru verip gözlerimi kapıyorum. Ama o anda, imgeler kendilerini toparlayıp sıçrıyor ve kapalı gözlerimi varoluşla dolduruveriyorlar.
Varoluş insanın sıyrılamadığı bir doluluktur.
Bulantı, Jean-Paul Sartre
“Arayan, kolay yiter. Her türlü yalnızlık suçtur.” Böyle der sürü.
Ve sen sürüdendin uzun bir süre.
Sürünün sesi daha sende çınlayacak.
Ve sen desen ki: “Artık sizinle ortak vicdanım yok benim” yakınma ve ağrı olacak bu. (...) Ve iyi'lerle doğru'lara karşı tetikte ol!
Onlar, kendi erdemini yaratanları çarmıha germeye can atarlar,
onlar yalnızlardan nefret ederler.
Kendi sevginin baskınlarına karşı dahi tetikte ol!
Her önüne gelene elini uzatmaya pek hazırdır yalnız kişi.
Elini değil, yalnız pençeni uzatmalısın nice kimselere;
hani pençenin tırnakları da olursa, yok mu…
Ama karşına çıkabilecek en çetin düşman kendin olmalısın hep;
sen mağaralarda ve ormanlarda kendine pusu kurarsın.
Kendi yalımınla yakmaya hazır olmalısın kendini;
önce kül olmadan nasıl yeni olabilirsin ki!
Sevginle git yalnızlığına, kardeşim,
yaratmanla git, adalet ancak daha sonra topallar ardın sıra senin.
Benim gözyaşlarımla git yalnızlığına, kardeşim.
Kendinden öte yaratmak isteyeni severim ben,
ve böylece yok olanı.
Böyle buyurdu Zerdüşt / Friedrich Nietzsche