Show newer

Binlerce yıllık insanlık tarihinin ortak tecrübesi mi yanılıyor, yoksa az önce heyecanla bir mucize gördüğünü iddia eden o bir tek kişi mi?
David Hume

"Namuslu bir insanım diye övünülür mü? Herkes namuslu olmak zorunda değil midir?
Övgüye dönüşen namus çoğu zaman başkalarının eksikligi üzerinden kurulan sahte bir üstünlüktür.
Oysa ahlak, alkış beklemez, görünmez kaldığı ölçüde gerçektir. İnsan, namuslu olduğu için değil, namuzsuzluğu normalleştirdiği an kendini kaybeder."

Dostoyevski

...İnsan, gelecekteki bir zamanda başka şeylerden, kendisinde eksik olan ister: kendi benliğine sahip olmayı. Ve böylece istemekle ve kendini sürekli gelecekle meşgul etmekle, her şimdide kendisinden kaçar.

Carlo Michelstaedter

Herkül Millas Anlatıyor: Türk Ordusunda Bir Marksist Rum, Kürt, Ermeni ve Anarşist Arkadaşları

Via Özel'de Alin Ozinian'ın konuğu Siyaset Bilimci Dr. Herkül Millas Herkül Millas’ın askerlik anıları üzerinden; Türkiye’nin yakın geçmişini, devletle birey arasındaki ilişkiyi, kimlik meselesini, sınıf farklarını ve askerlik deneyiminin toplumsal boyutlarını konuştuk. Muş’ta geçen askerlik günleri boyunca ortaya çıkan bu anlatı, yalnızca kişisel bir hatırat değil; aynı zamanda Türkiye’nin taşrasına, yoksulluğuna, ötekilerine ve dönemin siyasi atmosferine içeriden bakan güçlü bir tanıklık sunuyor. Bu yayında, Herkül Millas’ın gençlik yıllarındaki idealleriyle devletin sert gerçekliği arasındaki gerilimi; Kürt, Ermeni, anarşist ve sol çevrelerle kurulan ilişkiler üzerinden şekillenen daha geniş bir toplumsal manzarayı ele aldık.
youtu.be/GokrQqIViKw?si=0nJkmJ

Neden yanlış olduğu kanıtlanan komplo teorileri (Düz Dünya, Aşı Karşıtlığı vb.) asla bitmez?

Leon Festinger cevabı 70 yıl önce verdi: Çünkü inanç, mantıkla ilgili değildir; kimlikle ilgilidir. Bir insana Yanılıyorsun dediğinizde, onun fikrine değil, Benliğine saldırırsınız.
O da savunmaya geçer. Bir yalana ne kadar çok fedakarlık yapılmışsa, o yalandan dönmek o kadar imkansızdır.

Sizin dönmeye cesaret edemediğiniz yalan hangisi?

instagram.com/p/DWJX3jWjJMc/

...Hayat kendi kendimize çevirmek zorunda olduğumuz bir güven oyunu, bir dolandırıcılıktır; savunma mekanizmalarımızdan soyulmuş halde, sessiz ve dik dik bakan boşluğun önünde çıplak kalmamıza yol açarak herhangi bir hileyi fark etmemeye umarak devam ettirdiğimiz bir oyundur. Bu kendini aldatmayı sona erdirmek, türümüzü hem var olup hem de bilinçsiz kalma yönündeki paradoksal zorunluluktan kurtarmak için üremeyi bırakmamız gerekir.

THOMAS LİGOTTİ

"Goldman'a göre, Özellikle yurtseverlik ve militarizmden oluşan ikiz kötülüğün mihrakı olarak Devlet toplumumuzdaki şiddetin en büyük kaynağıdir."

PETER HUGH MARSHALL

İşte Belge! Kuzey Kemalistan Cumhuriyeti-Kuzey Kore Cumhuriyeti- İsim Değiştirilecekti...

youtu.be/i7s3u5gW24E?si=HwNNKs

"Sistem varlığını, insani ihtiyaçları tatmin etmek üzere sürdürmez ve sürdüremez de. Aksine, sistemin ihtiyaçlarına uyacak sekilde değiştirilmesi gereken, insan davranışıdır. Bunun sistemi yönetiyor gibi gözüken siyasi ya da toplumsal ideolojiyle hiçbir ilgisi yoktur. Bu teknolojinin suçudur, çünkü sistem, ideoloji tarafından değil teknik gereklilikler tarafindan yönlendirilir. Elbette sistem birçok insani ihtiyacı karşılar, ancak genelde, bunu sistemin yararina olduğu sürece yapar. Asıl önemli olan insanın ihtiyaçlarn, değil, sistemin ihtiyaçlarıdir."

TED KACZYNSKI

"Kültur ve devlet, bu konuda insan yanılmaz- birer çelişkidir.' Kültür-devlet' apaçık çağdaş bir idedir. Biri yaşama gücünü ötekinden alır, biri ötekinin sırtından geçinir. Bütün büyük kültür çağları politika yönünden çöküş dönemleridir: Kültür anlamında büyük olan politikanın -dışındadır, politika karşıtıdir-"

FRIEDRICH WILHELM NIETZSCHE

Düşününce, o dönemin en görkemli şehrini bir kez değil, iki kez inşa etmiş olmaları ne kadar inanılmaz bir şey!

Romalılar gerçekten de en büyük mimarlardı

Devlet, düzen adı altında eşitsizliğí koruyan bir şiddet örgütüdür.

François-Charles Carpentier

Anarşizm, zorlayıcı otoriteye. devlete ya da
toplumsal hiyerarşilere ihtiyaç duymadan özgür, düzenli ve adil bir toplumun műmkün
olduğunu savunur. Bireylerin karşılıklı yardımlaşma, öz-yőnetim ve işbirliği ilkeleri temelinde gönülü olarak bir araya gelebileceğini: gerçek eşitliğe ulaşmak için özel műikiyetin yerine ortak mülkiyetin geçirilmesi gerektiğíni ileri sürer.

EMMA GOLDMAN

“En korkunç felaketler karşısında umutsuzluğa kapılmayan ve her önemsiz şeye heyecanlanmayan, aklı başında ve sabırlı insanlar yetiştirmeliyiz”
— Antonio Gramsci

"Eğer bir canavar olmak istiyorsan, elbette insanlığın acılarına sırtını dönüp kendi çıkarlarını gözetebilirsin."
K. Marx

İnsan, özbilinçli bir hiçliktir.
THOMAS LİGOTTİ

ŞEBİNKARAHİSAR DOĞUMLU AMERİKAN VATANDAŞl , ERMENİ SOYKlRlMlNlN CANLl GÖRGÜ TANlĞl ERMENİ YAZAR " ARAM ÇEKENİAN " ARAM HAİGAZ VE ŞANLl ŞEBİNKARAHİSAR DİRENİŞİ ÜZERİNE Bugün soykırım hatıratı denildiğinde ilk akla gelen yazar Aram Haigaz dır . Çoğu akademisyen ve tarihçilerin soykırım hakında bilgi almak için ona başvurmuşlardır . Aram Haigaz hatıratlarıyla olduğu gibi mizah dolu hikayeleriyle Ermenice edebiyatının en sevilen yazarlarından birisi olmuştur . Aram Haigaz 1915 Ermeni Soykırımında babasını , kardeşlerini ve diğer akrabalarını kaybettiğinde çocuk yaşlarındaydı . Annesi ve kendisi gibi diğer sağ kalanlarla birlikte Suriye çöllerine ölüm yolculuğuna çıkartıldılar . Aram Haigaz ' a Kürt bir aile sahiplendi böylece İslamı kabul etirilerek hayatta kalmayı başardı . Aram Haigaz efendisine 4 yıl hizmet ettikten sonra bir yolunu bulup oradan kaçtı . Aram Haigaz o döneme ait anı kitabı " Kürdistan Dağlarında 4 yıl " Türkiye ' nin Osmanlı İmparatorluğu olduğu dönemde Kürt aşiret reisleri arasında çoban ve hizmetçi olarak yaşamını ve çocukluğunun nasıl geçtiğini anlatmaktadır . 1919 yılında İstanbul ' a gelerek tesadüfen aileden sağ kalan teyzesini bularak bir süre yanlarında kalır . Amerikan misyonerlerin yetimhanesinde kaldığı zaman ünlü Ermeni yazar ve edebiyat eleştirmeni Hagop Oşagan ' ın ders verdiği Gentronagan Lisesi ' ne devam eder Aram Haigaz iki yıl sonra 1921 ' de Amerika ' ya yerleşir . Aram geçimini sağlamak için değişik işlerde çaliştı ve aynı zamanda Ermeni gazete ve dergilere yazılar yazmağa başladı . Aram Haigaz 10 Mart 1986 yılında 85 yaşında öldüğünde 10 kitap ve yüzlerce yazı ve makale yazdı . Birçok edebiyat ödülüne layık görülen Aram Haigaz zamanın en popüler Ermeni yazarları arasında yerini almıştır Aram Haigaz ' ın memleketi günümüz Türkiye ' nin Kuzey Doğu bölgesindeki bir dağın eteğinde bulunuyordu . Bu kasabanın adı Antranik Ozanyan Paşa ' nın doğduğu Şebinkarahisar dı . 1915 Ermeni Soykırımı kapıya dayandığında Şebinksrahisar halkı tehcir kararına uymıyarak , aynı Musa Dağ ' lılar gibi direnişi seçtiler . Devletin yalan mekanizmasına karşı bu bir ayaklanma değil şanlı bir direniştir Şebinkarahisar ' daki 5 000 kişilik Ermeni nufusun tamamı hayvanlarını ve ezraklarını beraberlerinde alarak bir dağın zirvesine tırmandılar . Eski bir Roma kalesinin kalıntılarını mekan olarak seçerek savunma pozisyonuna geçtiler . Şanlı Şebinkarahisar Direnişide " Hinçak Partisi " ağır sorumluluk üstlendi , Murat Boyacıyan " Mezn Murat " Şebinkarahisar halkını yalnız bırakmadı 500 kişiden oluşan fedai gurubuyla yardıma koştu . Murat Boyacıyan ' ın önderlığinde halkın katılımıyla büyük bir direniş başlatıldı . Düşmana verilen ağır kayıplara rağmen Şebinkarahar halkı 1 ay direndi , silah ve ezrakın tükenmesiyle direniş kırıldı , kaçan kaçıp kurtuldu ancak halkın coğu katliama uğradı . Bu katliamda Aram Haigaz babasını , kardeşlerini ve akrabalarını kaybetti , çok az kişi hayatta kalabildi , hayatta kalanlar arasında Aram Haigaz ve annesi de bulunmaktaydı onları da Süriye Çöllerine doğru ölüm yolculuğuna çıkardılar .

Hagop Sekayan

AYLARDAN MART, GÜNLERDEN 12.

Kadir Dağhan

Bazı tarihler kime ne ifade eder, ne söyler, ne anlatır, hangi acıları, zulümleri, güzellikler anımsatır bilinmez.

Belki de çok iyi bilinir.

Bugün de öyle.

Günlerden 12, aylardan Mart.

Kimler doğdu bugün, kimler yaşama veda etti?

Söz gelimi olur olmaz yerlerde, zamanlarda söylenerek sıradanlaştırılan İstiklal Marşının kabul edilişinin yıl dönümü mü?

Bu şekilde hoyratça uygulanması marşın milli özü ve ruhuna uygun mudur?

Kimse sormuyor, sorma gereği duymuyor nedense.

Veya:

İstanbul Gazi Mahallesinde, karanlık güçlerin, bilerek, planlayarak, hedef gözeterek başlattıkları katliamın üzerinden kaç yıl geçti mesela?

Kimler hatırlıyor?

Daha da önemlisi, söylemlerinden, kalemlerinden hiç eksik etmedikleri düşürmedikleri, vatan-millet- bayrak, bölünmez bütünlük, birlik-beraberlik maskeleriyle ülkeyi karanlıklara bırakan, özgürlükleri tırpanlayan, demokrasiyi öteleyen, hukuku ayaklar altına alan apoletli ilahların adı mıdır bu gün?

Darbe mi, muhtıra mı, zafer mi?

Muktedir kalemler muhtemelen zafer diye yazmışlardı.

Hep böyle yazdılar çünkü.

Hala da böbürlenerek, övünerek aynı şekilde yazıyor, konuşuyorlar ne yazık ki.

Bugün ayın 12 si.

Aylardan Mart.

Kime ne hatırlatıyor, ifade ediyor bilemiyorum.

Diğer yandan kendi adıma çok iyi biliyorum ki:

Her zaman direnen, boyun eğmeyen, eğmeyecek olan yaşam sevdalısı zelal yürekler gerçeğin, insanlığın tarihini yazmaya devam edecekler.

Tek değil tüm dillerden SELAM OLSUN onlara.

Show older
Qoto Mastodon

QOTO: Question Others to Teach Ourselves
An inclusive, Academic Freedom, instance
All cultures welcome.
Hate speech and harassment strictly forbidden.