Show newer

Bugün Ataköy Baruthane'ye gitmek üzere plan yapmıştım. İşimi bitirdikten sonra metro ile Ataköy-Şirinevler istasyonuna gelip ara sokaklardan dolanarak yürüdüm. Hava çok güzel. Şubat ayına göre fazlasıyla sıcak denebilir. Yol üzerinde Migros dikkatimi çekti, Atrium AVM'ye uğradım ama bir şey almadım.

Sahilyolu yönüne aynı sokakta devam etmek imkansız olduğundan bir ara yolu kaybettim. Bu sırada karşıma Ayamama Yaşam Vadisi çıktı. Gerçekten yaşama karşı azmimi ve isteğimi yükseltti. Buradan sonra ilerlediğim yoldan emin olamadım ve Petal Haritalar'dan yardım aldım. Rauf Orbay Caddesi'ndeki üstgeçidi yeniledikleri için kullanıma kapatmışlar. Navigasyon beni üç yüz altmış metre yürüttükten sonra karşıma koca bir hiç çıktı, mecburen geri döndüm. Yol üzerinde herhangi bir yaya geçidi veya trafik ışığı da bulunmadığından dikenli tellerden atlayan mülteciler gibi atladık yola ve karşıya geçtik.

Son beş yılda İstanbul çok güzel bir dönüşüm geçirdi. Parklar, kütüphaneler, kültür-sanat alanları inşa edildi veya yeniden düzenlendi. Zaten ben de kentte daha fazla AVM veya toplu konut değil nefeslenecek yeşil alanlar, kafa dinleyecek mekanlar ve eğlencek yapılar istiyorum. Bir de daha az çalışmak, daha fazla yeri gezmek, daha fazla kitabı okumak, daha fazla dizi ve filmi izlemek, daha fazla müziği dinlemek istiyorum. Yaşamak zaten bunlarla yaşamaktır. Günün yarısını işe ayırıp sosyal medyadan boş yapmak ve gri evlerde pineklemek zaman öldürmektir.

Baruthane Millet Bahçesi bu anlamda çok iyi olmuş. Aileler, çocuklar, çiftler hep buradaydı. Fotoğrafları çekerken gözüm yaşardı ama havadandır diye düşünüyorum. Böyle mekanların artması dileğiyle başka bir paylaşımda görüşmek üzere.

Charlize Theron, Hollywood'da bulunan malikanesini 3.8 milyon dolara satışa çıkarmış. Güncel kurla yaklaşık 118 milyon lira ediyor. Buna Nişantaşı'nda bir daire olmuyormuş. Haftaya bu tutarı yakalacağı ise başka bir gönderinin konusu fakat konut krizi üzerine güzel bir ipucu denebilir.

Finlandiya'da cumhurbaşkanlığı seçimlerini %51.62 oy oranıyla Alexander Stubb kazandı. 1946'da Carl Gustaf Mannerheim istifa ettiğinden beri İsveç kökenli biri cumhurbaşkanı olmamıştı. Kendisi Sauli Niinistö ile aynı partiden ve 1 Mart 2024 itibariyle göreve başlayacak. Böylece Ulusal Koalisyon Partisi'den seçilen dördüncü cumhurbaşkanı olacak.

O kadar güzel bir tadı var ki... Adeta bir renk cümbüşü. Yaz aylarında aniden gelen serinlik gibi bir havası var. Herkese öneriyorum.

Ödeme iste özelliği Denizbank ve Garanti Bankası'na gelmiş. Benim pek kullanmayacağım bir özellik gibi duruyor ama ödemelerde ve borç alıp verirken çok işlevsel olabilir.

Nayib Bukele, El Salvador başkanlık seçimlerini %80'in üzerinde bir oyla kazanmış gibi görünüyor. Kendisi ilginç bir insan. Bitcoin, onun döneminde ülkenin para birimlerinden biri oldu. Suç oranınındaki bariz düşüş de onun eseri. 2018'de cinayet oranı yüz bin kişide 53.1 iken 2023'te bu oran 2.4 oldu. Ondan önce El Salvador, çetelerin ve sokakta masum insanları öldüren gerillaların hakimiyetindeydi. Tüm bunları 109 milyon dolarlık bir paketle başardı. Bizde Ankapark'a harcanan para 750 milyon dolar. Kendisi otoriter olmakla eleştiriliyor ancak suçla mücadelede özgürlükçü yolların başarıya ulaştığı herhangi bir örnek gösterilebilir mi, emin değilim.

Yakın bir zamana kadar şekersiz bebe bisküvisi vardı. Ben de sürekli alıyordum ancak şimdilerde hiçbir yerde bulamıyorum. Sanırım pek tutmadı. Tam tahıllı olmasının yanında, keçiboynuzu ve elma suyu kulağa çok hoş geliyor. Küçücük bebeklere şeker yedirmek pek akıl kârı değil gerçi ama piyasada palm yağı, glikoz şurubu ve monosodyum glutamat içermeyen bir ürün yok neredeyse.

Doğu dizisinin iki sezonunu izledim. Dizi, adından da anlaşılabildiği gibi Doğu Demirkol'un ünlü olma sürecini anlatıyor. Muhafazakar annesi ile solcu babası, bölümü yedi yılda ittirerek bitirebilmesi, önyargıları, patavatsızlığı, arkadaşı Özgür, Yetenek Sizsiniz performansı ve sonrasındaki komedyen olma mücadelesi mizahi biçimde anlatılmış.

Anladığım kadarıyla Doğu Demirkol, yeri geldiğinde kendini acındıran, ortalığı karıştırıp hiçbir şey olmamış gibi kenara çekilen, alttan almayan ve tartışmayı seven biri. Çevremde bulunmasını istemeyeceğim bir karakter ama olay örgüsü çok başarılı işlendiğinden kendiyle empati yaptırabiliyor.

Dizinin senaristi Murat Özsoy için ayrı bir parantez açmak istiyorum. Burada küçük bir rolü de var. Nuri Bilge Ceylan olma hevesiyle yanıp tutuşan bir entelektüeli canlandırıyor. 500T kurgu belgeselini beğenmiştim. Bu dizi de gayet hoş olmuş. Üçüncü sezonunu bekliyorum.

Kitap dün elime ulaştı ancak kargocu adrese ulaşamadığına dair kağıt bırakmış. Alışkanlıktan sanırım.

Show thread

Son seçimden sonra güncel siyaset üzerine düşünmek zül geliyor. Sadece zoruma giden birkaç şey üzerine yorum yapmıştım. Onların büyük kısmı da Can Atalay ile ilgiliydi zaten. Ben artık börtü böcek üzerine yazmak istiyorum. Bu halktan tiksinmekten yeterince sakındığım kanaatindeyim.

Aşağıda ekli görseli unutmayın, unutturmayın. Barış içinde bir arada yaşama olasılığımız her geçen gün azalıyor. Bu saatten sonra belki yeni bir ülke, orada yeni bir meclis gerekir bize. Yerel seçimlerde sanırım Ekrem İmamoğlu'nun devam etmesi için oy vereceğim. Gerisi pek umrumda değil.

LinkedIn'de böyle bir paylaşım gördüm. Bırakmamız gereken yedi davranış sıralanmış. Sırasıyla yorumlayalım.

1️⃣ Yemek bir ihtiyaç olduğu kadar bir zevktir de. Çalışırken yemek yememeye dikkat etmek lazım. Hem molanızı da heba etmeyin.

2️⃣ Buna silsile deniyor. Çok ekstrem bir durum olmadıkça en üstteki kişiye çıkmamalısınız.

3️⃣ Nasıl bir şablon var anlayamadım. Belki de sunum yapmadığım içindir.

4️⃣ Çalışıyormuş gibi görünmek karakter meselesi ama mesai saatlerinin uzun olmasını atlamayalım lütfen.

5️⃣ Kadınlar her yerde olmalı. En ufak bir boşlukta mağara insanlarının feveranlarını dinliyoruz.

6️⃣ Ağzı laf yapmak bir meziyettir. Bu meziyeti doğru yerde ve zamanda kullanırsanız sizi başarıya götürür.

7️⃣ Ekipteki tüm kişiler eşit olamaz ki, nasıl eşit muamele bekleniyor? Aynı birim içinde karınca misali işe asılan da oluyor "Benden sonrası tufan" diyip iş kilitleyen de.

İş arkadaşımın önermesiyle Carol & the End of the World adlı mini diziyi izledim.

Dünya'ya çarpmak üzere olan bir gök cismi vardır. Yapılan hesaplamalara göre yedi ay kadar zaman kalmıştır. Bu nedenle borsalar kapanmış, paralar tedavüller kalkmış ve insanlar işlerini bırakıp hiç yapmadıkları eylemleri denemeye başlamıştır. Buraya kadarki kurgu bana Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın Kuyrukluyıldız Altında bir İzdivaç öyküsünü anımsattı.

Fakat Carol, her zamanki gibi yaşamaya devam etmektedir. Bir adamla flört ettikten sonra depresyon çıkarmaya devam etmektedir. Bir gün bir şirketin muhasebe biriminde bulur kendini. Burada çalışmaya başlar.

Kartuş arama bölümündeki mücadele ilginçti. Her yer kapanmışken iş yapma azmini nereden buluyor bu insanlar? Belki de yapacakları, yapabilecekleri başka bir şey yoktur.

Günler bu şekilde gelir geçerken Donna ve Luis diye iki arkadaş edinir. Bence bu tanışma hikayenin dönüm noktası. Muzlu ekmek yerken ortaya atılan teoriler beni düşündürdü. Özellikle Luis'in aslında ölmüş olduğunu öne sürmesi mantıklı geldi.

Carol, ofisteki herkesi tanımak istiyor. Bunun için çaba harcıyor. Ele geçirdiği özlük dosyalarından öğrendiği kadarıyla herkese selam veriyor. Bu da herkeste bir şaşkınlık yaratıyor. İnsanlar robotlaşmış çünkü.

David'in masa başında ölümü ve sonrasında yapılan tören, ofisteki çalışanların da insan olduğunu hatırlamalarına yardımcı oluyor. Daha önce 09.00-17.00 gelip giden insanlar, iş çıkışı Applebee adındaki bir kafeye gidiyorlar.

Benim bu seriden anladığım şey, Dünya'nın sonuna yedi ay veya otuz yıl kalması arasında bir fark yoktur. Anda kalmak önemlidir.

Show older
Qoto Mastodon

QOTO: Question Others to Teach Ourselves
An inclusive, Academic Freedom, instance
All cultures welcome.
Hate speech and harassment strictly forbidden.