Rekor katılımın olduğu seçimde Trump, Putin, Netanyahu ve Meloni'nin desteklediği Orbán Viktor kaybetti. Trump ve Netanyahu, bir şekilde Avrupa'da müttefik bulacaktır ama Rusya, Suriye ve Venezuela'nın ardından bir ülkeyi daha kaybetti. Magyar Péter ve mecliste anayasa değişikliği yapacak çoğunluğu elde eden Tisza'nın Macaristan'da köklü bir değişim yaratacağının garantisini veremiyorum.
Satılmış anketçilerin olmadığı ülkede anketlerin gece ile gündüz gibi yanılmadığını da görmüş olduk. Geçen yılki Kuzey Kıbrıs Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde tüm anketler başa baş bir sonuç öngörüyordu. Neyse ki benim de desteklediğim Tufan Erhürman, rakibini ikiye katlayarak seçimi kazanmıştı. Seçimler anketleri manipüle ederek kazanılmıyor ve uzun bir süre de kazanılmayacak.
Bizde her adayı İmamoğlu'na benzetme sevdası var. Ben bu benzetmelere katılmıyorum. Magyar'ın İmamoğlu ile pek alakası yok. Macaristan seçimlerinin bir kırılım yaratacağını da düşünmüyorum. Sadece Trump-Putin ekseninin bir ortağı eksildi. Yine de kardeş Macar halkını 16 yılın ardından otokrat yönetimi sonlandırdıkları için kutluyorum. Maalesef 2038'e kadar bizim böyle bir ihtimalimiz yok gibi görünüyor.
Nazik hatırlatma
Kamuoyunda Kanal İstanbul olarak adlandırılan projenin temelde iki amacı vardır. Birincisi Karadeniz'e giremeyen Amerikan donanmasını bu vesileyle denize herhangi bir kısıtlama olmadan ulaştırmak. İkincisi ise İstanbul'u üçe bölerek tam ortasında oluşacak adayı Ekümenopolis yaratmak. Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarının esir tutulmalarının bir nedeni de bu çılgın projeye karşı çıkmalarıdır.
Nazik hatırlatmanın sonu
ABD ve İsrail bu savaş yüzünden ağır rezil oldu. Zaten ABD'nin en son ne zaman savaş kazandığı belli değil. Irak, Afganistan ve Vietnam’da aldıkları sonuçlar olumlu değildi. Buna İran da eklenmek üzere. Trump, her gün birbirini yalanlayan açıklamalar yapıyor. Kimse ABD’nin müttefikliğine güvenmiyor. Polonya gibi korkak bir ülke bile hava sahasını ABD’ye açmadı. ABD siyasetinde İsrail ile olan kayıtsız şartsız ilişki sorgulanıyor. İsrail kamuoyu ise ateşkesin gerekliliği konusunda ABD’yi eleştiriyor.
İran için bir parantez açmak istiyorum. Şu aşamada savaşı kaybetmemiş olsa da rejimin sürdürülmesi zor görünüyor. Halk desteği günden güne azalıyor ama mollalar halkın ne istediğiyle ilgilenmiyor. Zaten ülke savunmasını geri plana alarak rejimin devamına daha çok odaklanılmış. İran bu cendereden çıkamazsa 2010’lardaki Mısır gibi lanetlenmiş bir ülke olacak.
Kaybettiği meşruiyetini ABD’den dilenen Tayyip Erdoğan, şu an bu topraklardaki en yetkili ikinci veya üçüncü kişidir. Ondan önce siyasal münafıkların halifesi Tom Barrack geliyor. Bazı kesimlere gereksiz özgüven veren sözde çözüm süreci de onun moderatörlüğüyle yürütülüyor. Bu sürecin sözde kalmasının nedeni Abdullah Öcalan ve Tayyip Erdoğan gibi birkaç isim üzerinde takılmasıdır. Halbuki Kürt meselesi isimlerle ilgili değildir. İlkinden daha acı şekilde bittiğinde iki tarafın da aklı başına gelecek.
2000 yılında Real Madrid'i yenerek UEFA Süper Kupası'nı kazanan ve Türk futbolunun bir daha yanına yaklaşamadığı bir başarı elde eden, 2001-02 sezonunda 15'inci şampiyonluğumuza ulaşarak üç yıldızlı ilk Türk takımı olmamızı sağlayan Mircea Lucescu'nun vefatı beni derinden üzdü.
Neyse ki, Avrupa'da aldığımız bir başka başarı bu üzüntüyü bir nebze de olsa dindirdi. Galatasaray, voleyboldaki iki numaralı kupa olan CEV Kupası'nı kazandı. Kaptan İlkin Aydın, dokuz yılın sonunda bunu çok hak ediyordu. Tebrikler bizim takım!
Türkiye, 24 yıl aradan sonra Dünya Kupası’na katılıyor. Bu jenerasyon kesinlikle Dünya Kupası’nı hak etti. Vincenzo Montella, Türkiye’yi Euro 2024’te çeyrek finale, Uluslar Ligi’nde de en tepeye taşıdıktan sonra yıllardır kimsenin yapamadığını başardı. Bu yaz en azından son 16 yapacaklarını düşünüyorum.
İki yıldır süregelen Montella’ya yönelik eleştirilerin saçmalığı ve art niyeti anlaşılmıştır. Bir kesim onu gönderip üçüncü Fatih Terim döneminde olduğu gibi Okan Buruk’u getirmeyi planlıyordu. Neyse ki bu olasılık gerçekleşmedi.
Türkiye’nin son Dünya Kupası katılımında AKP yoktu. Umarım bu başarı da AKP’nin gidişinin işaretidir. En büyük dileğim maçlar oynanmadan önce Ekrem İmamoğlu’nun özgürlüğüne kavuşması.
Savaşın birinci ayına girerken ABD, inanılmaz bir hayal kırıklığı ile karşı karşıya. Trump'un işi mucizelere kaldı. Şimdi ordusu ve tarihi olmayan körfez ülkelerini İran'a saldırmak için ikna etmeye çalışıyor.
Unutulmamalıdır ki İran, 5000 yıllık bir medeniyet ama molla rejimi 50 yıllık bile değil. Yine de, öldürdükleri İranlı liderler kaçarken veya saklanırken değil, evlerinde veya ofislerinde suikasta uğradılar. Netanyahu'nun ise hangi delikte olduğu belli değil.
İran halkının yarısı, belki de daha fazlası rejimi devirmek için gönüllü ajan olmuşken ABD ve İsrail, geberik bir rejimle bir aydır savaşıyor. Dahası, her gün birbirinden farklı açıklamalar yapıyor. Kamuoyunu ne kadar inandırabilmiştir, sizin takdirinize kalmış.
Savaş daha başlamadan önce eğitim için Sri Lanka'ya giden Dena gemisinin ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth'in de övündüğü üzere torpido ile batırılması ve silahsız 87 askerin öldürülmesi savaş suçudur. Dünya Kupası, ABD'den savaş olmayan bir ülkeye alınmalı ve 2027 yılına ertelenmelidir.
Son olarak, ABD-İsrail ve paydaşlarına Epstein ittifakı diyenler çok doğru söylüyor. Norveç Veliaht Prensesi Mette-Marit bile Epstein denen canavardan akıl alıyordu. Norveçliler bırak kraliyetin kaldırılmasını, prensesi taht sıralamasından bile çıkarmadı. Yani Nordik ülkelerin ahlakı falan koca bir yalan. Şerefsizler ordusundan başka bir şey değil hepsi. Bu süreçte en çok öne çıkan İspanya Başbakanı Pedro Sánchez, gönüllerin dünya lideridir artık.
Adı konmamış savaş yirminci gününe girerken Türk demokrasisine noktayı koyan darbe de birinci yılını dolduruyor. Bir yıl önce tertiplenen darbe nedeniyle her gün bir öncekinden daha fakir ve mülksüz hale geldik. Halkın sırtına binerek topladıkları dövizleri yaktılar ve boşalan kasaları yeni vergilerle doldurdular. Şimşek McQueen’in gözleri yaşartan ekonomi yönetiminin ikinci bir gelir kaynağı yok.
Bu darbenin en büyük destekçisinin Trump olduğunun bilinmesi gerekir. İran’a yönelik İsrail ile birlikte kalkıştığı operasyondan ilk yirmi günde istediğini alabilmiş değil. Üstelik savaş uzadıkça küresel çaplı bir enerji enflasyonu olması kaçınılmazdır. ABD’de savaşın da getirdiği olumsuz bir hava var. Şayet kasım ayına kadar böyle gider de ara seçimlerde Demokratlar senatoda çoğunluğu ele geçirirse ve Trump bir şekilde azledilirse, Türk demokrasisi için olmasa da Ekrem İmamoğlu için bir çıkış yolu olabilir. O da, saray rejiminin yeni yönetime ne güvenceler vereceğine bağlı.
Korku duvarının aşılmasını İstanbul Üniversitesi öğrencileri barikatı yıkarak sağlamıştır. Onlar olmasa CHP “Adalete güveniyoruz.” nevinden bir açıklama yapıp pasif kalır ve İstanbul’a kayyum atanırdı. Şimdiyse Özgür Özel, AKP militanlarının üzerine belgeli kaynaklı gidiyor. Muhtemelen içeriden birileri veri sızdırıyor. Tüm bunlar olurken vatandaşlar sadece Akın Gürlek’in verdiği yanıtı görüyor. Bu da, medyanın nasıl bir güç olduğunu ortaya koyuyor.
Son olarak ülkenin kaderini değiştiren ve namusunu kurtaran o anları paylaşıyorum.
Futbol bir anlar oyunu olduğu için her şey ihtimal dahilinde ama ben bugün yazmak istiyorum çünkü çok büyük bir pürüz çıkmazsa Galatasaray, dördüncü sezon da şampiyon oldu.
Sezona dair notlarıma geçmeden önce Fenerbahçe'nin şampiyonluğu namağlup ünvanını sonlandıran bu akşamki maçta değil 90+11'de beraberliğin sağlandığı Kasımpaşa maçında bıraktığını söylemiş olayım. Maalesef takım, oyun olarak hiçbir şey sunmuyor. Taraftarlar alternatif bir gerçeklikte hapsolduğu için bunu göremiyor ve suçu başkalarında aramaya devam ediyor. Sonuçta lig şampiyonluğu olmadan 13'üncü yıla giriliyor.
🥅 Muslera'nın ayrılmasıyla kalede Mondragon sonrası gibi bir belirsizlik olacağı korkusu vardı ama Uğurcan Çakır hiç kimseyi aratmadı. Gerçekten transfer edilmesi çok kritik bir hamle olmuş.
🏆 Avrupa'da başarılar elde etmek, Juventus ve Liverpool gibi devleri yenmek çok hoş. Bunu ligde lider ve kupada tam gaz ilerlerken yapmak daha hoş. İlk devrede kadro derinliği sorunumuz vardı ama neyse ki çözlüdü.
🐜 Torreira'nın yeri doldurulamaz. Dört sezon boyunca kaçırdığı maç sayısı belki bir elin parmakları kadardır. Oynayabildiği kadar oynamalı ve ayrıldıktan sonra 34 numara emekli edilmeli.
🏰 Yıllardır Abdülkerim Bardakcı gibi bir defans arıyormuşuz. Yeniden çıkış yakaladığımız 2012-13 sezonu ve devamında böyle biri olsaydı beş sene üst üste şampiyon bile olmuştuk.
🧠 Okan Buruk, ne kadar eleştirilse de geçen üç sezonda kendini geliştirdi ve Şampiyonlar Ligi'nde de kendini kanıtlayan bir takım izletiyor. Avrupa'da bir kupa getirip Fatih Terim'i geçeceğine inanıyorum.
🦁 Taraftarın yeni sevgilisi Osimhen hakkında iki çift laf etmeden olmaz. Başarılı geçen sezonun kilit etkenlerinden biridir. Takımın takım gibi oynamasını sağlıyor; atıyor ve attırıyor.
@melcebi Solun emekten çıktığını unutup kimliklerle solculuk oynayanlar
Bir haftadır süren savaş ile ilgili bazı saptamalarım;
📉 Savaşlar artık borsa kapanınca başlıyor. 7 Ekim 2023 de bir cumartesi günüydü. Bundan daha kalleşçesi Hamaney’den önce 165 kız çocuğunun öldürülmesidir. Bu da, ABD ve İsrail’in çocuk öldürmeden savaşa başlamayacağının göstergesidir.
☠️ İran’daki molla rejimi bitiktir ve uzatmalara oynamaktadır. Herkes haklı olarak halktan bir değişim beklemektedir ancak İran’da devlet her zaman olduğu gibi pekindir. Ayrıca İran’da yönetimler çoğunlukla dışarıdan yapılan müdahale olmadan değişmemiştir.
🦍 ABD ve İsrail kara harekatı yerine vekil güç tercih edecek gibi duruyor. Bunu da İranlı Kürtleri kullanarak yapabilirler. Apo, Kürtleri öldürebileceği yeni bir savaş çıktığı için hücresinde sevinçten uyuyamamıştır.
💔 Rusya ve Çin, esaslı müttefik değiller. Rusya, Ukrayna’da sıfırlanan itibarını düşünüyor olmalı fakat Çin’in İran ile yaptığı ticareti inkar edecek duruma gelmesi düşündürücüdür.
🐶 Türk solundaki köpekleşme rahatsız edici biçimde göze çarpıyor. Öyle ki, İspanya’dan anti-emperyalist tepki gelince insanlar şaşırıyor. Sefalet solu ya kendine çeki düzen versin ya da kendini sol olarak adlandırmaktan vazgeçsin. ABD’nin salıncağında veya Alman dalgasında solculuk oynamaya çalışmak trajikomik olmalı.
🤖 Son olarak, yapay zeka çok ilerlemiş. Savaşları televizyondan ve sosyal medyadan izlediğimiz bu berbat dezenformasyon çağında doğrulansa bile hiçbir görüntüye veya habere inanmamak bir zorunluluk haline geldi.
Seriyi bu yıl da devam ettirmek istiyorum. Tam olarak 100 liralık bir artış var. Yemeklerin kalitesinin aynı oldmasını umuyorum. Aksi halde, bu serinin bir anlamı kalmaz.
Dört yıl önce bir geceydi. Yine böyle sabaha karşı, en zifir anda saldırıverdi Rusya, Ukrayna'ya. 2014'te başlayan hesabı kapatmaktı niyeti. İlk günler tüm dünya izledi. Fakat Ukrayna halkı kahramanca karşı durdu işgale. Ukrayna'nın henüz ölmediği anlaşıldıktan sonra Batılı ülke ve ittifaklar yardımlarına başladı. Fakat bu yardımlar da hiçbir zaman güven vermedi.
Üç yıldır sahada çok büyük bir ilerleme yok. Rusya, bu süreçte tüm medeni dünyadan dışlandı. Üstüne üstlük, Suriye ve Venezuela'yı kaybetti. Bir milyona yakın da asker zaiyatı verdi. Ekonomik kaybından bahsetmeye gerek yok.
Ukrayna açısından da durum hiç iç açıcı değil. Savaş bugün bitse dahi demografik yıkımın etkisi büyük olacak. Şehirler bir şekilde onarılsa bile, zihinler belki de nesiller boyu bu savaşın izlerini taşıyacak. Sınırlar nasıl çizilirse çizilsin toplumda bölünmüşlük olacak.
Umarım en kısa sürede mümkün olan en fazla kişiyi memnun edecek barış gelir. Savaş uzadıkça tüm dünya kaybediyor.
Yaklaşık sekiz aydır devam eden zulüm bugün sözde iddianamenin yayınlanmasıyla bir eşiği daha geride bıraktı. Gizli iftiracıların muğlak ifadeleri ve ne idüğü belirsiz kanıtlarla bezenmiş kimsenin okuyamayacağı dört bin sayfalık saçmalıklar başyapıtıdır bu. Şu an bir yargılamanın yapıldığını söylemek güç. Böyle tiplerin olduğu yer mahkeme değil sirk olabilir ancak.
Ekrem İmamoğlu'nun tutsaklığının altıncı ayı bugün. Geçen onca zamanda tüm olan bitenin Trump ve İsrail ekseninden ayrı olduğunu bir an bile düşünmedim.
Gerçek şu ki Ekrem İmamoğlu, bu düzenin tekerine tek başına çomak soktu. Kendi işi iyiyken, parası varken bunu yaptı ve hapse girmeyi göze aldı. Gözaltı haberini aldığımızda kendisini teslim etmemeliydik. Ne yazık ki süreç kötü yönetildi. Gelinen noktada İstanbul'da on üç belediye başkanı tutuklu. Çoğunun yerine vekilleri görev yapsa da, ikisinin yerine kayyum atandı. Üç belediye ise AKP'ye geçti.
CHP'nin bu süreçteki en kritik hatası terör komisyonuna katılmak oldu. Böylece AKP'nin apartheid rejimini kurtarmaktan başka hiçbir derde derman olmayacak sözde çözüm sürecine ortak oldu.
Biz ne dersek diyelim sesimizi kimse duymaz artık. Siyaset denen maskeli balodan bize hayır yok. Yıllar önce Hayko Cepkin ne güzel demiş;
Ne kaldı bak ellerimde
Biliyorum, gülüyorsun
Her adımım daha derine
Ölüyorum
19 Mart Darbesi'nin üzerinden yüz gün geçti. Bu darbenin diğerlerinden farkı, artık demokrasiye dönülmeyecek olması. 149 yıllık Türk demokrasi deneyimi böylece sona erdi.
Ekrem İmamoğlu'nu Türk demokrasisi, İstanbul ve AKP'den kurtuluş için önemli bir figür olarak görüyorum. Maalesef o ve İstanbul'u karanlıktan aydınlığa çıkaran arkadaşları hiçbir tutarlılığı ve kanıtlama kaygısı olmayan gizli tanık ifadeleriyle mahpus tutuluyor.
Bu süreçte Mahir Polat, resmen öldürülmeye çalışıldı. Murat Ongun ve Mehmet Murat Çalık başta olmak üzere, tutuklu bulunan birkaç kişi Silivri'den diğer illere nakledildi. Ekrem İmamoğlu'nun sureti ve sesi yetkisi dahilinde olmamasına rağmen savcılık tarafından yasaklandı. Twitter hesabı erişime engellendi. Yeni açılan hesabın ise yayılması bizzat site yönetimi tarafından önlendi. Zulüm ve işkenceyle geçen üç aydan fazla bir zamanda Türk demokratların enerjisi söndü. Herkes 19 Mart öncesi yaşamına geri döndü. Bir ara dillendirilen boykot bile unutuldu gitti.
Öte yandan Volkan Konak ve Ferdi Zeyrek'in kaybı benim için çok üzücü oldu. Tayyip Erdoğan'ın telef çıkışından sonra her CHP'li ölümüne cinayet gözüyle bakmak gerekiyor. Tabii AKP'liler her iki ölümde de ahlaksızlıklarını gösterdiler.
Bu hain darbede kimin nerede saf tuttuğunu unutmamak gerekir. PKK, başını AKP ve MHP'nin çektiği İslam soslu narko-terör ittifakına katılırken Kılıçdaroğlu ve avaneleri, darbe ve sonrası süreçte yaptıklarıyla darbenin CHP'deki ayağı olduklarını kanıtlamışlardır. Karabulut Kemal, siyasi hayatını narko-terör üçlüsünün dördüncü ayağı olarak tamamlayacaktır.
Karamsar olmak istemiyorum fakat bu tepkisizliğin sonuçlarını az çok tahmin edebiliyorum. Ekrem İmamoğlu'nun siyasi hayatı bitti. En iyi ihtimalle siyasi yasak getirilecek. Kötü ihtimal için Aleksey Navalni diyeyim, siz de anlayın. İmamoğlu, önemli bir sembol olsa da, ondan daha önemlisi, Türk demokrasisi ömrünü tamamladı. Bir daha seçim olmayacak. AKP, hele ki bu tepkisizlikle, sonsuza kadar iktidarda kalacak. Silivri Zindanı'nı basmadıkça veya saraya yürümedikçe AKP rejiminin apartheid uygulamaları da son bulmayacak.
Biz ne kadar karşı olsak da bu rejimden beslenen, varlığı ona bağlı olan milyonlar var. Kalanlar da ses çıkarmadığına göre keyifleri yerinde olmalı. Arada yalandan sızlananlar oluyor ama herkes için bir şekilde olumlu bir iklim olduğuna göre AKP'nin getirdiği rejim de sonsuza kadar sürecek. En azından bu garabetin silinip gittiğini, yıkılıp bittiğini; en ufak katkıda bulunanların hesap verdiğini göremeyeceğiz. Bir yaz akşamı üşüten bu gerçekle yüzleştim maalesef.
Kuzeyin yıldızı Newcastle United, Lig Kupası finalinde Liverpool'u 1-2 yenerek minör başarıları saymazsak 1955'teki FA Cup sonrası ilk kupasını kazandı. Online Soccer Manager adlı oyunda defalarca teknik direktörlüğünü yaptığım, neoliberal politikalar nedeniyle mahvolmuş bir kentin takımının mutlulukla perçinlenen hüzünlü hikayesidir bu.
🇸🇪 Mereyusblogg
Romersk medborgare från Miklagård.
På Mastodon sedan 23.X.2021
Bara postar oviktiga tankar.
Allmän egendom (PD). Inga begränsningar.
Jag tjänar ingen inkomst av det jag lägger upp här.
🇬🇧 Mereyü's blog
Roman citizen from İstanbul.
On Mastodon since 23.X.2021.
Just posting unimportant things.
Everything I publish is Public Domain (PD).
I don't earn any income here.
🇹🇷 Mereyü'nün blogu
Civis romanus sum.
23.X.2021'den beri Mastodon'da.
Önemsiz şeyler üzerine.
Paylaştığım her şey kamu malıdır (PD).
Buradan herhangi bir gelir elde etmemekteyim.