Adı konmamış savaş yirminci gününe girerken Türk demokrasisine noktayı koyan darbe de birinci yılını dolduruyor. Bir yıl önce tertiplenen darbe nedeniyle her gün bir öncekinden daha fakir ve mülksüz hale geldik. Halkın sırtına binerek topladıkları dövizleri yaktılar ve boşalan kasaları yeni vergilerle doldurdular. Şimşek McQueen’in gözleri yaşartan ekonomi yönetiminin ikinci bir gelir kaynağı yok.
Bu darbenin en büyük destekçisinin Trump olduğunun bilinmesi gerekir. İran’a yönelik İsrail ile birlikte kalkıştığı operasyondan ilk yirmi günde istediğini alabilmiş değil. Üstelik savaş uzadıkça küresel çaplı bir enerji enflasyonu olması kaçınılmazdır. ABD’de savaşın da getirdiği olumsuz bir hava var. Şayet kasım ayına kadar böyle gider de ara seçimlerde Demokratlar senatoda çoğunluğu ele geçirirse ve Trump bir şekilde azledilirse, Türk demokrasisi için olmasa da Ekrem İmamoğlu için bir çıkış yolu olabilir. O da, saray rejiminin yeni yönetime ne güvenceler vereceğine bağlı.
Korku duvarının aşılmasını İstanbul Üniversitesi öğrencileri barikatı yıkarak sağlamıştır. Onlar olmasa CHP “Adalete güveniyoruz.” nevinden bir açıklama yapıp pasif kalır ve İstanbul’a kayyum atanırdı. Şimdiyse Özgür Özel, AKP militanlarının üzerine belgeli kaynaklı gidiyor. Muhtemelen içeriden birileri veri sızdırıyor. Tüm bunlar olurken vatandaşlar sadece Akın Gürlek’in verdiği yanıtı görüyor. Bu da, medyanın nasıl bir güç olduğunu ortaya koyuyor.
Son olarak ülkenin kaderini değiştiren ve namusunu kurtaran o anları paylaşıyorum.
Seriyi bu yıl da devam ettirmek istiyorum. Tam olarak 100 liralık bir artış var. Yemeklerin kalitesinin aynı oldmasını umuyorum. Aksi halde, bu serinin bir anlamı kalmaz.
Kuzeyin yıldızı Newcastle United, Lig Kupası finalinde Liverpool'u 1-2 yenerek minör başarıları saymazsak 1955'teki FA Cup sonrası ilk kupasını kazandı. Online Soccer Manager adlı oyunda defalarca teknik direktörlüğünü yaptığım, neoliberal politikalar nedeniyle mahvolmuş bir kentin takımının mutlulukla perçinlenen hüzünlü hikayesidir bu.
Oğuzhan Alpdoğan'ın iyi bir insan olduğunu biliyordum. Bugün eskiden çalıştığı Tezcan Galvaniz'deki greve katılmış. Toplu iş sözleşmesinde işçilerin %80 zam talebine karşılık patron %8 önermişti.
Kendisi "Burada bir grev vardı. Ben de abilerimi, kardeşlerimi yalnız bırakmak istemedim. İnşallah alacağız zammı da." açıklamasında bulundu.
Kocatepe metro durağında reklam panosuna yerleştirilmiştir fakat bu hafta hava karlı olduğundan buraya uğrayamadım ve internet sitesinden bu yılki IKEA iftar menüsünün fiyatına ulaştım. Her yıl 100 lira koyarak serüvenine devam ediyor.
Şirinler çizgi dizisindeki Kral Şirin adlı bölümü izledim. Biraz derin buldum açıkçası. Anladığım kadarıyla açıp yorumlayayım.
Tüm şirinler baraj yapımında çalışırken yemek molası verdiklerinde Şirin Baba, ot toplamak için uzaklara gideceğini söyledi. Duygusal bir vedalaşmanın ardından Gözlüklü Şirin, yönetimi ele aldı. İlk girişimleri başarısızlıkla sonuçlandı. Sonrasında Müzisyen'i ikna etti ve krallığını tüm köye duyurdu. Bunu medyaya benzettim. Daha sonra Güçlü'yü ikna ederek bir ordu kurdu. Böylece devletleşme sürecini tamamladı.
Devletler tüm kurumlarından ziyade propaganda ve terör ile yürür. İçeride rıza, dışarıda ise tanınma önemlidir. Devlet, öncelikli olarak kitlesini kurumlarının olduğuna ve iyi bir şekilde işlediğine ikna etmelidir. Böylece toplum hatayı gelip geçici yönetimlerde aramaz. Gece yatağa aç girdiğinde veya elektrikler kesildiğinde isyan etmez.
Tanınma ikincildir fakat hayatidir. Bir ülkenin diğer ülkelerle bağ kurmasını sağlar. Örneğin Somaliland, fiilen Somali'den tamamen ayrışmasına yani kendi ulusal marşı ve diğer ulusal sembolleri, ayrı para birimi ve silahlı kuvvetleri bulunmasına rağmen uluslararası camia tarafından tanınmamaktadır. Bu da çoğu insanın bu ülkeyi bilmemesine neden olmaktadır.
Bir ülkenin kendini dünyaya tanıtması çok açık ve kolay bir mesele değildir. Yukarıda örneğini verdiğim Somaliland'ın aksine aynı şartları taşıyan Güney Sudan, Birleşmiş Milletler üyesi olabilmiştir.
Rıza ve tanınmanın en güzel örneğini İsrail sunmaktadır. Sahada gaddarca bir tutum sergilemesine rağmen kendi vatandaşına karşı oldukça yumuşak huyludur. Kurduğu sağlam ilişkiler uluslararası camiadaki tavrın ondan yana olmasını sağlamaktadır.
Gözlüklü, saray yaptırma işine girişti. Bu sırada baraj unutuldu. Şakacı, Kral Şirin'e yaptığı bir şaka nedeniyle hapse atılıyor. Ardından salınması için eylemler yapılıyor. Barışçıl eylemlerden sonuç alamayan Şirine önderliğindeki grup, Şakacı'yı hapisten kaçırıyor. Toplumdan uzaklaşan grup ormana saklanıyor.
Bu sırada köyün etrafına çit çekiliyor. Köy surlarla çevriliyor. Şirinler arasında bir iç savaş meydana geliyor. Surlara dayananların üzerine tutkal dökseler de asiler savaşı kazanmayı yakın tarafken Şirin Baba geliyor. Barajı hatırlatıyor. Şirinlere öncülük etmesi onun gerçek bir lider olduğunu gösteriyor. Topluluğu arkasından sürüklemeyi başarıyor. Şirin Baba için müşfik diktatör diyebiliriz.
Sarayın yapımı sırasında Gözlüklü, "Hak etmesem de..." gibi söylemlerde bulunuyor. İşçileri gaza getirmek için verilen bir söylev olduğunu anlıyorum bunun. Günümüz popülist liderlerindeki demagojiyi net bir şekilde görebiliyoruz.
Şirine ise bir hak mücadelesini yürüten anti-kahraman olarak karşımıza çıkıyor. Şirinlerin dünyasında ölüme varan şiddet yok. Bu nedenle daha soft bir savaş formu var. Kralı mağlup etmek üzere oldukları savaş devam etseydi muhtemelen eski düzeni geri getirecek ve kahraman olacaktı.
Bu galibiyet senin için 🇮🇱
Pantera'nın konuk olduğu Prehibernation Week (Kış Uykusu Arifesi) bölümündeki muhteşem seslendirme sekansı. Murat Prosçiler ve Oya Prosçiler, özgün hali buymuşçasına seslendirmişler, adeta canlandırmışlar. Şimdiki seslendirme sanatçıları refleks ve bağırışları es geçtiği için orijinal versiyondaki sesleri duyuyoruz. Bu da bütünlüğü bozuyor ve izleyici ile eser arasında bir kopukluğa neden oluyor.
🇸🇪 Mereyusblogg
Romersk medborgare från Miklagård.
På Mastodon sedan 23.X.2021
Bara postar oviktiga tankar.
Allmän egendom (PD). Inga begränsningar.
Jag tjänar ingen inkomst av det jag lägger upp här.
🇬🇧 Mereyü's blog
Roman citizen from İstanbul.
On Mastodon since 23.X.2021.
Just posting unimportant things.
Everything I publish is Public Domain (PD).
I don't earn any income here.
🇹🇷 Mereyü'nün blogu
Civis romanus sum.
23.X.2021'den beri Mastodon'da.
Önemsiz şeyler üzerine.
Paylaştığım her şey kamu malıdır (PD).
Buradan herhangi bir gelir elde etmemekteyim.