Show newer

Sergi boyunca böyle uyarılar vardı. Serginin devam etmesine sevinsem de sessiz olma uyarısını sonradan fark ettiğim için ona pek uyamadım. Sesimin yankılanması açıkçası biraz ürküttü beni.

Show thread

Bugün bienali gezmeye devam ettim. Zeyrek adı verilen semtin kasaplarla dolu olan İtfaiye Caddesi'ndeki Çinili Hamam'ı ziyaret ettim. Yapı, kiliseden çevrilen camileri andırsa da 1546 yılında Barbaros Hayrettin Paşa'nın emri üzerine yaptırılmış. 2010'dan beri restorasyonu süren hamam, 2023'te tekrar faaliyete geçecek.

Korkunç bebek Chucky'e benzeyen Birleşik Krallık Başbakanı Liz Truss, bu ay patlak veren hükümet krizinin ortasında istifa etmek zorunda kaldı. Halbuki bir sürü fotoğraf biriktirmiştim galerimde.

İşçi Partisi iktidarını getirecek bir seçim geliyor, hissedebiliyorum. Son sözüm: Ağlayanın malı gülene yar olmaz.

Son zamanlarda özellikle LinkedIn platformunda sıklıkla dile getirilen bir kavram var. Buna sessiz istifa veya İngilizce özgün adıyla quiet quitting deniyor.

Anladığım kadarıyla çalışanların iş tanımı dışına çıkmaması, iş için ekstra efor sarf etmemek, mesai saatleri dışında iş düşünmemek ve kariyer basamaklarını tırmanmak için uğraşmamak sessiz istifaya dahil. Biz aslında buna basitçe çalışmak diyoruz. Bunun için yeni bir sözcük üretmeye gerek yoktu.

Birincisi, artık Kiracılar Çağı'nda yaşadığımızı kabul etmek gerekiyor. Kişinin içinde yaşadığı bir ev ve işe gittiği bir araba olabilir fakat hiçbiri onun değil. Almak isterse ömrünün sonuna kadar taksit ödemek zorunda. Taksitle ölüm böyle bir şey olmalı.

İkincisi, insan şirkete ortak değilse yapması gereken tam olarak budur. Sonuçta zamanını satıyor ve bundan değerli bir şey yok. Ayrıca, görev tanımındaki işleri yapıp mesai bittiğinde "Eyvallah" diyerek çıkmak neden anormal, kötü ve ayıp olarak görülüyor?

Diğer bir mesele ise kariyer üzerine. Kariyer bir yanılsamadır. İşçi sınıfı tek gerçektir. Unvan veya titr ne olursa olsun bir şirkette çalışanlar ve patron vardır. Unvan kalınlaştıkça kendini şirketin sahibi sanma çoğu kişinin düştüğü bir yanılgıdır.

Son olarak bölüşüm tablolarına değinmek istiyorum çünkü şahit olduğumuz tablolar son yüzyılın en kötüsü. Türkiye'nin en zengin %10'u milli gelirin %54.2'sine sahipken en yoksul %50 milli gelirden sadece %12 pay alıyor. Milli hırsızlık böyle bir şey işte.

Bazı şeyleri gerçekten anlamlandıramıyorum. Hafıza sorunları yaşayan biri bu şikayetini Karaköy'deki altgeçidin reklam panosuna nakşetmiş.

Bir gün ünlü olursam bu gönderi muhtemelen her yerde karşıma çıkacak ama ne demişler: "Anything goes". Yaşamak sadece cesurların hakkı.

Show thread

Sabah ezanı kadar korkunç çok az şey var bu hayatta.

e-insan ifadesini ilk duyduğumda 2020 yılında yazdığım İnternet Manifestosu başlıklı yazımda üretip kullandığım Homo internetus kavramı geldi aklıma. Fakat seçim yatırımından ibaretmiş sadece.

Son bir saate yetiştiğim için bu kadar sürede gezemeyeceğimi düşünmüştüm ancak yarım saat yetti. Bienalin en sevdiğim kısmı da bu oldu. Sanatın üretim sürecine de tanıklık etmiş bulundum. Benim için değişik bir deneyimdi bu.

İlk fotoğraftaki kolonyadan bir iki damla aldım. Kolonyasız misafir karşılanmaz bir kere.

İkincisi meydandaki bilgisayarın daha geniş açıdan çekilmiş hali. Bir sonraki görselde dışarıyı çekmeye çalıştım. Tabii, kamera bir medyum olduğu için benim gördüğüm gibi görmedi.

Son fotoğrafı ise çıkarken çektim. Kahve makinesi ve mikrodalga var. Bankoda ziyaretçilerin adları ve mail adreslerinin yazılı olduğu bir liste de vardı. Geç saatte vardığım için kimse olmamış olabilir burada.

Uzun lafın kısası, bienal bitene kadar bu mekana uğramanızı tavsiye ederim.

Show thread

Kolona yapıştırılmış iki çalışmayı da beğendim. Mekanın tek güzelliği sanat değil tabii. İnsanlardan kaçan siyah-beyaz bir kedi de vardı. Sondaki dikiş makinesini de çekmek istedim. Bir yerden sonra neyin sanat olup neyin olmadığını anlayamıyor insan.

Show thread

Ekran koruyucuyu bozmadan bilgisayarı çekmeyi denedim. Görsel Refik Anadol eserlerini andırıyor.

Show thread

Nesneler üzerine düşünmeyi seviyorum. İlk fotoğrafta, izlediğimiz videoyu perdeye yansıtan projeksiyonu görüyorsunuz. İkincisinde panoptikon var. Panoptikona panoptikonluk yaptım biraz.

Show thread

"Geleceğim." demiştim ve geldim. Saha Studio, sanatçıların çalıştığı bir yermiş. Studio da oradan geliyor muhtemelen. Latince studiare yani çalışmak mastarından türemiş.

Bu da, sanatçıların deneyimlerini aktardığı bir video. Türkiye yazmamış olmaları biraz üzdü.

Show thread

Sitcom veya durum komedisi, genellikle tipler üzerine kurulmuş bir komedi türüdür. Sürekli durumlar üzerine eğildiği için bir süre sonra kendini tekrar edebilir. Benim bu türden izlediğim iki dizi oldu: The Big Bang Theory ve The Office.

İkisinin ortak noktası başrollerinde Polonya kökenlilerin olmasıydı. İlkinde Leonard karakterine hayat veren Johnny Galecki, Polonya kökenli bir baba ve İtalyan-İrlanda kökenli bir anneden dünyaya gelmiş. Diğerindeyse John Krasinski, Jim Helpert rolünü oynuyor. O da, Polonya kökenli bir babaya ve İrlanda kökenli bir anneye sahip. Çoğu kişinin en sevdiği sitcom olan Friends dizisinin başrolünde Lisa Kudrow vardı.

Elbette üç örnekten genelleme yapılamaz ama Polonyalı olmadan sitcom çekilemeyeceği kabulü zihnime işlendi.

Fırıldak Kubilay olarak bilinen Kubilay Uygun, Demokratik Sol Parti'den Afyonkarahisar milletvekili seçilmiş, dört yılda Anavatan Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi, Doğru Yol Partisi ve Demokrat Türkiye Partisi'nin rozetlerini takmasıyla bu lakaba layık görülmüştü.

Bir insan nasıl olur da zulüm gördüğü bir oluşuma dahil olur? Bunu yapmak AKP için bile utançtır sanırım. Bir de, böyle bir fotoğrafım olacağına tecritte ölmeyi yeğlerim. Ali Tatar ve Cem Aziz Çakmak hatra gelince ar eder mi acaba bu şahıs? Gerçekten bilemiyorum.

Galatasaray için futbolda gidişat iyi değil. Ben bu takımın kültürel bir takipçisi olduğum için erkekler basketbol ve voleybol liglerimizdeki duruma bakıyorum sürekli.

Voleybol ligindeki seyrimiz oldukça iyi. İlk dört haftada yalnızca 3-2'lik bir yenilgi aldık. O da son on sezonun dördünün şampiyonu Halkbank'a karşı.

🏐 1 Ekim günü Tokat Belediyespor Plevne ile oynanan karşılaşmayı 25-23, 25-20 ve 29-27'lik üç setle kazandık.

🏐 5 Ekim 2022'de Hekimoğlu Global Connect Travel ekibine karşı 25-21, 29-27, 20-25 ve 25-19'luk dört set sonunda galip geldik ve üç puanı kaptık.

🏐 Aynı haftanın cumartesi günü Hatay Büyükşehir karşısında geriye düşmemize rağmen iki puan kazandık. Setler 25-20, 24-26, 23-25, 25-17 ve 15-13 bitti.

🏐 15 Ekim günüyse Halkbank ekibine evimizde yenildik fakat bir puanı kurtarmasını bildik. Setlerde 27-25, 20-25, 21-25, 25-23 ve 12-15'lik skorlar alındı.

Sezon başında Nedim Özbey yerine 2015'ten beri yardımcı antrenörlük görevinde bulunan Umut Çakar başantrenör yapıldı. Takımın yükselişinde bunun etkisi olabilir.

Ligin zirvesinde henüz yenilgi yüzü görmeyen Halkbank bulunuyor. Onu yine namağlup Arkas takip ediyor. Aralarında bir puan fark var. Üçüncü sırada son iki sezonun şampiyonu Ziraat Bankası var. Galatasaray ile dokuzar puandalar fakat sarı-kırmızılı ekip daha fazla set verdiği için bir sıra aşağıda.

Galatasaray'ın takipçisi Fenerbahçe, ilk üç hafta 3-2'lik galibiyetler alırken son hafta Türşad'a (Türkiye Şehit Aileleri Derneği) 3-1 kaybetti. Yedi puanlı iki ekip Cizre Belediyespor ve Bursa Büyükşehir Belediyespor iki galibiyet, iki yenilgiye sahip.

Voleybol takımlarının kendi sahası yok. Burhan Felek Voleybol Salonu, Fenerbahçe ve Galatasaray başta olmak üzere bir dizi takım tarafından kullanılıyor.

Galatasaray, beşinci hafta Ziraat Bankası ile oynayacak. Yenersek lig bir hayli karışacak.

Basketbolda işler pek iç açıcı değil. Üç haftalık mücadelemizde iki yenilgi aldık. Dört puanlı takımların zirvesinde, +7 averajla ilk sekizin son basamağındayız.

🏀 2 Ekim günü Anadolu Efes ile karşılaştık ve sahadan 77-68 mağlup ayrıldık.

🏀 8 Ekim 2022'deki Pınar Karşıyaka maçını son topta kaybettik. 72-70'lik skor bayağı acı oldu.

🏀 Uzun zamandır yolunu gözlediğimiz galibiyeti Petkim Spor Kulübü'ne karşı bulduk. 84-66 ile İzmir'den başı dik ayrıldık.

Avrupa'da durumumuz şimdilik iyi. Adı sanı bilinmedik iki takıma karşı net galibiyetler elde ettik. Belki de bir hafıza mekanı olan Abdi İpekçi Arena ortada hiçbir gerekçe yokken yıkılınca Anadolu Efes'e ait Sinan Erdem Spor Salonu'nda top koşturmak zorunda kaldığımız içindir. Kim bilir?

Son günlerde sosyal medyada Atatürk'ün günümüzdeki hali veya genç hali gibi yeniden canlandırma çalışmaları (rekreasyon) görüyorum. Bana göre bunlara mesai harcamak aşırı saçma. Atatürk'ü sarı saçı, mavi gözü için seviyorsanız bir şey diyemem ama Atatürk, bundan ibaret bir önder değildir. Bu bilinirse gerisi gelir.

@melcebi bu doğru. Ben her türlü emperyalizme karşıyım. Rusya veya ABD fark etmiyor.

@melcebi Tabii ki herkes tek görüşte toplanmak zorunda değil. Her görüş karşıtını üretir sonuçta. Fakat Muharrem İnce'nin bir mantık hatasına saplandığını söylemeden olmaz. Şöyle ki;

Öncül 1. ABD, PKK'ya yardım ediyor.
Öncül 2. ABD, Ukrayna'ya yardım ediyor.
Sonuç. PKK ile Ukrayna birdir.

Düşünce akışındaki bu hatanın aynısını bir başka bir argümanla göstereyim:
Öncül 1. Kedi bir hayvandır.
Öncül 2. Köpek bir hayvandır.
Sonuç. Kedi ile köpek aynı şeydir.

Maalesef, siyaset biraz böyle bir şey. Safsata olmadan olmuyor.

Show older
Qoto Mastodon

QOTO: Question Others to Teach Ourselves
An inclusive, Academic Freedom, instance
All cultures welcome.
Hate speech and harassment strictly forbidden.