Show newer

Bir fiil kökünü yeterlilik kipiyle çekimleyince yapabilmek, olabilmek, koşabilmek gibi mastarlar elde ederiz. Bu mastarlara dahi anlamına gelen de bağlacını ekleyip üçüncü tekil kişi ile çekimlediğimizde yapabilir de, olabilir de, koşabilir de sözcükleri çıkar karşımıza. Bazen de bağlacının kök ile kip arasına yerleştirildiğine tanıklık ediyorum. Bu tür söyleyişler hem kulağı tırmalıyor hem de nasıl yazılacağı bilinmiyor. Yanlış olsa da dile yerleşmiş bu uygulama için tire ile ayırmayı önerebilirim. Böylece yapa-da-bilir, ola-da-bilir, koşa-da-bilir eylemlerini türetiriz.

Öykü ve deneme okumayı çok seviyorum. Biri kurgusal, diğeri gündelik yaşamdan, her ikisi de kısa yazın türleri olması bakımından diğerleriyle karşılaştırıldığında önceliğimdir. Bugüne kadar yapıtlarının çoğunu okuduklarım arasından Sabahattin Ali ve Yaşar Kemal, Anadolu'yu tam anlamıyla anlatan yazarlardır. Hüseyin Rahmi Gürpınar, Sait Faik Abasıyanık, Ahmet Hamdi Tanpınar ve Haldun Taner üstattır. Refik Halit Karay, Peyami Safa ve Sezai Karakoç, sıkılıp yarım bıraktığım ve pek beğenmediğimdir. Yusuf Atılgan, ilginç bir deneyimdir. Tahsin Yücel ve Orhan Veli Kanık, ufuk açıcıdır. Duygu Asena ve Füruzan, kadınların dünyasını anlamamı sağlamıştır. Ferhan Şensoy, eğlencelidir. Ancak Aziz Nesin, bambaşkadır; yeri apayrıdır. Keşke daha çok yazsaydı.

Birini çok özledim ama görüşebileceğimiz tek platform LinkedIn. Bundan kötüsü Spotify, Duolingo veya Maçkolik olurdu herhalde. Beterin beteri var.

Finlandiya'da cumhurbaşkanlığı seçimlerini %51.62 oy oranıyla Alexander Stubb kazandı. 1946'da Carl Gustaf Mannerheim istifa ettiğinden beri İsveç kökenli biri cumhurbaşkanı olmamıştı. Kendisi Sauli Niinistö ile aynı partiden ve 1 Mart 2024 itibariyle göreve başlayacak. Böylece Ulusal Koalisyon Partisi'den seçilen dördüncü cumhurbaşkanı olacak.

O kadar güzel bir tadı var ki... Adeta bir renk cümbüşü. Yaz aylarında aniden gelen serinlik gibi bir havası var. Herkese öneriyorum.

Bugün Çin takvimine göre ejderha yılına girmişiz. Öncelikle herkesin yeni yılını kutlamak istiyorum. 25 Ocak 2025 ise yılan yılının başlangıcı olacakmış. Umarım hem ejderha hem de yılan yılı benim yıllarım olur.

Bakırköy'de Mehmet Cengiz Bilik, kira zammını kabul etmeyen kiracısını çatalla yaralamış. Daha sonra Birgün'de okuduğum kadarıyla yedi yıl bir ay hapse mahkum edilen bu kişinin 400 dairesi varmış. Sizde herhangi bir şeyden 400 tane var mı?

Bazı dükkanların girişinde "Kredi kartı geçerlidir" yazdığını görüyorum. Bazen de bunun olumsuz hali olan "Kredi kartı geçersizdir" ifadesine tanık oluyorum. Halbuki bunun doğrusu "geçer" veya "geçmez" değil midir?

Psikoloğa gitmekle falcıya gitmek arasında pek fark yok galiba.

İsveç neden NATO'ya alınmıyor? Çünkü orası Eurovision değil.

Hangisi daha kötü;
Mesajı gördüğü halde yazmamak
Çevrimiçi olup mesaja bakmamak

Ödeme iste özelliği Denizbank ve Garanti Bankası'na gelmiş. Benim pek kullanmayacağım bir özellik gibi duruyor ama ödemelerde ve borç alıp verirken çok işlevsel olabilir.

Maaşımdaki zam oranını bugün öğrendim. %37.5'luk bir artış yapılmış. Daha aşağısı kurtarmazdı zaten ama fazlası da fena olmazdı. Şimdi asgari ücrete oranla zam yapılmadı bile denebilir.

Nayib Bukele, El Salvador başkanlık seçimlerini %80'in üzerinde bir oyla kazanmış gibi görünüyor. Kendisi ilginç bir insan. Bitcoin, onun döneminde ülkenin para birimlerinden biri oldu. Suç oranınındaki bariz düşüş de onun eseri. 2018'de cinayet oranı yüz bin kişide 53.1 iken 2023'te bu oran 2.4 oldu. Ondan önce El Salvador, çetelerin ve sokakta masum insanları öldüren gerillaların hakimiyetindeydi. Tüm bunları 109 milyon dolarlık bir paketle başardı. Bizde Ankapark'a harcanan para 750 milyon dolar. Kendisi otoriter olmakla eleştiriliyor ancak suçla mücadelede özgürlükçü yolların başarıya ulaştığı herhangi bir örnek gösterilebilir mi, emin değilim.

Yakın bir zamana kadar şekersiz bebe bisküvisi vardı. Ben de sürekli alıyordum ancak şimdilerde hiçbir yerde bulamıyorum. Sanırım pek tutmadı. Tam tahıllı olmasının yanında, keçiboynuzu ve elma suyu kulağa çok hoş geliyor. Küçücük bebeklere şeker yedirmek pek akıl kârı değil gerçi ama piyasada palm yağı, glikoz şurubu ve monosodyum glutamat içermeyen bir ürün yok neredeyse.

Patronlar, Türk lirasının devalüe edilmesini istiyorlar. Asgari ücret dolar bazında çok yüksekmiş, ihracat yaparken kurun baskılanması nedeniyle güçlük yaşıyorlarmış. Bu talep iktidarda karşılık bulabilir. Onu ayrı tutuyorum ama her fırsatta devletten yardım dilenmek ne demek? Kayıtdışı istihdam, ucuz işgücü ve vergi aflarına rağmen piyasa tutunamıyorsan batmanda bir sakınca yok zaten. Bize böcekleşme dışında bir vaat sunmayıp sürekli ağlamaları mide bulandırıcı.

Show older
Qoto Mastodon

QOTO: Question Others to Teach Ourselves
An inclusive, Academic Freedom, instance
All cultures welcome.
Hate speech and harassment strictly forbidden.