Yaşam çoğunlukla tekamül veya tamamlayıcı bir evrim olarak görülüyor. Mesela evlilik, tamamlanmaya yönelik bir edimdir. Kişi ne kadar başarılı olursa olsun evlenmediği takdirde eksik olarak yorumlanıyor. Evlilik, çocuk yapmak ve çocukları evlendirmenin yanında iş sahibi olmak da böyle bir durumdur. İşsiz bir insana iyi gözle bakılması mümkün değildir.
Cehalet, bilgi eksikliğidir. Kabaca iki türünden bahsedebiliriz. İlki bilgisizlikten ibaret olan cehl-i basittir. Buna yalın cehalet de denebilir. İkincisi, bilmemek ve bilmediğinden haberdar olmamaktır. Buna cehl-i mürekkeb veya katmerli cehalet adı verilir. Sokrates'in "Bildiğim tek şey hiçbir şey bilmediğimdir." sözü katmerli cehaletin antitezini oluşturur.
Bu ikisi dışında bir tür daha vardır ki onu günümüz insanında gözlemlemekten geri duramayız. Yabancılar buna Dunning-Kruger etkisi dese de eskiler, cehl-i mikab demiştir. Bilmeyen, bilmediği gibi bilenleri bilmemekle suçlayanların cehaletidir.
Trajikomik haberler ülke gündeminden eksilmiyor. İsmail Saymaz'ın bugünkü köşe yazısına göre, geçen yıl Kastamonu'nun Bozkurt ilçesinde sel nedeniyle çöken ve yirmi kişinin ölmesine neden olan Ölçer Apartmanı'nın davası 27 Haziran'da görülecekmiş ancak ilçede yine sel meydana geldiği için avukatlar ve taraflar İnebolu'ya gidememiş. Bu yüzden duruşma 18 Temmuz'a ertelenmiş.
Tayyip Erdoğan'ın hevesleri doğrultusunda ilerleteyen dış politika, ülkeyi rezil etmeye devam ediyor. Kendisini tutarlılık yönünden eleştirmeyeceğim, zira bunun vakti geçeli çok oldu. Sözünden ne zaman döneceğini merak ediyordum. O da bugün oldu. "Ben başta olduğum sürece NATO'ya giremezler." dediği 29 Mayıs'tan otuz gün sonra.
İsveç ve Finlandiya, silah ambargosunun kaldırılması ve PKK'nın terör örgütü olarak tanınması koşuluyla NATO'ya dahil olacak. Bundan sonrasını her meselede Tayyip Erdoğan'ın peşine takılan sözde muhalifler düşünsün.
18 Haziran 2022 günü Atışalanı'ndaki A101 mağazasının deposunda çıkan yangın sonucu yaşamını yitiren Muhammet Ali Yaşar, bu tür üç harfli market zincirlerinde çalışan işçilerin neler çektiğini gün yüzüne çıkardı.
Barış Terkoğlu, 23 Haziran'da Cumhuriyet'te yayınlanan Muhammet Ali'nin Ömürsüz Hayatı başlıklı yazısında iş cinayetine kurban giden Muhammet Ali'nin hikayesini anlatıyor.
26 yaşındaki Muhammet Ali, liseyi dışarıdan bitirmeye çalışıyormuş. Askerliğini Şırnak'ta sınır karakolunda yapmış. Gündelikçi olan annesi ve kaynakçı olan babası ayrıymış. Kendisi üç kardeşin en büyüğüymüş. En küçük kardeşi üniversitede okuyormuş, ortancası atanamayan bir öğretmen olarak ücretli öğretmenlik yapıyormuş. Kendisi de asgari ücretten iki yüz lira fazlasına A101'de depo işçisi olarak çalışıyormuş.
Yazılıp çizilen bir sürü şey var. Söylenenlere göre Muhammet Ali, saat 08.00'de yasak olmasına rağmen tek başına depoya gönderilmiş. Terkoğlu, uyuya kaldığı yönündeki haberlerin yalan olduğunu belirtiyor. Yangının arızalı olan elektrik panosundan çıktığı sanılıyor. Çıkışlar da uzun süredir kapalıymış.
Bugün Veli Ağbaba, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin'in yanıtlaması için TBMM'ye soru önergesi verdi. Kısaca mağazada denetim yapılıp yapılmadığını ve ilgili market zincirinden işçi güvenliğiyle ilgili şikayet olup olmadığını sordu. İnsanlar kasiyerlerin neden kendilerine gülümsemediğini sorarken bu soruları hatırlamalı.
Aslında bu anlatılanlar yalnızca Muhammet Ali'nin hikayesi değildir; Türkiye'nin hikayesidir. Anlatılan bizim hikayemizdir.
Cumhuriyet gazetesi, bugünden itibaren fiyatını dört liraya çıkardığını duyurdu. Yaptığı açıklamada ekmeğin beş liraya satılırken akaryakıtın otuz liraya ulaştığından dem vurmuş. Bunun yanında euro ile alındığı için kağıt fiyatlarının döviz krizinden etkilendiğini ve özgür basının her geçen gün daha çok kısıtlandığını söylemiş.
Basılı yayının son demlerini yaşadığımızı düşünüyorum. Zira ilgili gazete basılı gazete aboneliği dahi vermiyor. Yalanın tekrar tekrar ve kolayca üretilerek yaygınlaştığı internet ortamında böyle köklü medya kurumlarına ihtiyacımız var.
Adını 1880'lerden 1910'lara kadar Birmingham sokaklarında terör estiren çeteden alan ve 2013'ten beri altışar bölümden oluşan altı sezonu bizimle buluşturan Peaky Blinders, fantastik bir sonla final yaptı. Cazibeli kötülük kavramını zihinlere işlemesiyle Thomas Shelby gibi bir karakteri idol haline getirmeyi başardı. Bunun yanında Birmingham aksanını bize sevdirdi. Çingenelere olan bakışımızı da bir nebze olsun değiştirdi.
Diziyi özetleyen şarkı belki de son sezonun dördüncü bölümünde de duyduğumuz Blackbird adlı şarkıdır.
Blackbird, sit on my shoulder and tell me a song
When I cry, do you hear in colour or black and white, bird?
The morning is new, but the feeling is old
Intervene, blackbird, and shorten the road
Blackbird, the way I imagined love was wrong
I’ve come to love him like I couldn’t fathom, blackbird
What I tap away at, I fear and I long
Intervene, blackbird, and shorten the road
Blackbird, slip into my slumber and show me a song
When I dream, do you see in colour or at all, bird?
The picture is peaceful, but I dream alone
Intervene, blackbird, and shorten the road
AKP'lilerin halkla dalga geçen açıklamaları son bulmuyor. Konya'da düzenlenen Eğitimden Üretime Tarım Çalıştayı'na katılan Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer, meslek liselerine ekmek fabrikası kurulacağı ve günlük 1 milyon ekmek üretim kapasitesiyle o liselerin çıkışındaki satış büfelerinde vatandaşların düşük fiyatla ekmekle buluşmasını sağlayacakları yönünde bir müjde vermiş. Hayat pahalılığının ne dereceye geldiğini de gösteren bir açıklama bu aynı zamanda.
Artık emekli olduktan sonra çalışmayan insan yok neredeyse. Hem emekli maaşının düşüklüğü hem de sosyal güvencesizlik insanları yaşlı olsalar bile çalışmaya itiyor. Bu, emekçilerin sesi olduğunu iddia edenler de dahil olmak üzere, hiçbir siyasetçinin dillendirmediği bir konu. Şimdiki gençlerin emeklilik gibi bir hakka dahi sahip olamayacağı gerçeği hepsinden daha acı.
Tekerlekli sandalye basketbolu, tıpkı sutopu gibi Galatasaray'ın başarılı olduğu bir spor branşı. Süper Lig'in kurulduğu 2006-07 sezonundan beri on şampiyonluğu bulunuyor. Onu iki şampiyonlukla Beşiktaş, birer şampiyonlukla Fenerbahçe ve İzmir Büyükşehir Belediyesi izliyor.
Bu sezon Galatasaray, çeyrek finaldeki rakibi İzmir Büyükşehir Belediyesi'ni her iki maçta da mağlup ederek yarı finalde Fenerbahçe'nin rakibi olmuştu. Dün oynanan ilk maçı da 66-60 kazanmıştı.
Bugün Yalova'da oynanan ikinci maç, tribünde yaşanan gerginlik yüzünden planlanan saatte başlayamadı. Maçın ilk yarısı karşılıklı hücumlar şeklinde geçse de Galatasaray, bu bölümdeki hücumlarından eli boş döndü. Fenerbahçe, gerçekten muhteşem oynadı. Bu da onların otuz maçlık normal sezonda neden namağlup olduğunu açıklıyordu.
İlk çeyrek 16-7, ikinci çeyrek 35-24, üçüncü çeyrekse 51-36 Fenerbahçe üstünlüğüyle noktalandı. Maç tribün olaylarından dolayı sürekli duruyor ve uyarılar yapılıyordu. Son çeyrekte oyun Galatasaray lehine bir miktar hareketlenir gibi oldu ama maç 64-50 Fenerbahçe üstünlüğüyle noktalandı.
Yarı final serisinin diğer ayağında Gazişehir Gaziantep, Beşiktaş'ı 62-60 ve 68-51'lik skorlarla yenerek adını finale yazdırdı. Bu kombatın galibi yarınki mücadele sonucunda belli olacak. Bakalım normal sezonu dördüncü olarak tamamlayan takımımız 2018'den beri göremediği şampiyonluğu görebilecek mi?
Tarım ve Orman Bakanı Vahit Kirişçi'nin 22 Haziran 2022'de yani yangın çıktıktan bir gün sonra Süleyman Soylu ile uçaktan yaptığı inceleme esnasında Gibi dizisinden fırlamışmasına yaptığı "Yangında kontrolsüzlük yok ama kontrol altına alınmış bir yangın da söz konusu değil." açıklamasını da unutamam.
Onur Yürüyüşü dolayısıyla bugün F1 Taksim-Kabataş füniküler hattı ve T2 metro hattının Taksim ve Şişhane istasyonları kapatıldı.
Türkiye, özellikle son yıllarda dünyanın tersine gitmek konusunda ısrar ediyor. Suudi Arabistan ve Taliban yönetimi altındaki Afganistan bile reform üzerine reform yaparken bizimkiler geri gitme sevdasında. Ancak korkunun ecele faydası yok. Çocuk kitaplarındaki gökkuşağının dahi sansürlendiği günler bitecek.
Kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin cezalandırılması talebiyle ilk kez 27 Mayıs 1995'te Galatasaray Meydanı'nda toplanan Cumartesi Anneleri, bugün 900'üncü kez bir araya gelmiş. Polis müdahalesiyle meydana girişi engellenmeye çalışılan ve gözaltına alınan kalabalık, saç engelli bir bakan tarafından terör destekçisi olmakla da suçlanıyordu. Otuz yıla yaklaşan eylemlerden sonuç alınamamasının yanında böyle ithamlarla karşılaşmak ne acı...
Marmaris'te 21 Haziran'dan beri devam eden yangın sonunda söndürüldü.
Yangını çıkaran kişinin 34 yaşındaki Sacit Ayhan olduğu söyleniyor. Hüküm çıkmadığı için şimdilik bir şey söylemek için erken ama kendisi gözaltındaki sorguda babasıyla tartıştığını söylemiş. Şüpheli sıfatıyla tutuklanan kişi alkollü olduğu için yangınla ilgilenmesi gerekenlerin alkole yönelik söylemleri işin rengini biraz değiştirse de bu yangın benim aklıma Tayyip Erdoğan'ın uçaktan yangını yönettiği fotoğrafla kazındı.
Geçen sene yangınlardan çektiğimiz herkesin malumu. Yetkililer bundan ders çıkarmamış olacak ki aynılarını yaşıyoruz.
🇸🇪 Mereyusblogg
Romersk medborgare från Miklagård.
På Mastodon sedan 23.X.2021
Bara postar oviktiga tankar.
Allmän egendom (PD). Inga begränsningar.
Jag tjänar ingen inkomst av det jag lägger upp här.
🇬🇧 Mereyü's blog
Roman citizen from İstanbul.
On Mastodon since 23.X.2021.
Just posting unimportant things.
Everything I publish is Public Domain (PD).
I don't earn any income here.
🇹🇷 Mereyü'nün blogu
Civis romanus sum.
23.X.2021'den beri Mastodon'da.
Önemsiz şeyler üzerine.
Paylaştığım her şey kamu malıdır (PD).
Buradan herhangi bir gelir elde etmemekteyim.