Cüneyt Arkın için AKM'de anma töreninin yapıldı. Teşvikiye Camii'nde kılınacak cenaze namazından sonra Zincirlikuyu Mezarlığı'nda toprağa verilecek.
Bana ilginç gelen Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat'ın Cüneyt Arkın'ın yaşadığı sokağa (ve bir kültür merkezine) adının verileceğini duyurması oldu. Bunun için ölmesini beklemiş olmaları ihtimalini düşünmek istemiyorum.
Yandaş medya, İsveç ve Finlandiya ile yapılan üçlü memorandumu bir zafer olarak yorumlamış. Bugün çıkan gazetelerin manşetleri şöyle;
📰 Hürriyet: Türkiye kazandı
📰 Sabah: Erdoğan evine zaferle dönüyor
📰 Türkiye: Veto hakkımız cepte
📰 Yeni Şafak: Fetö, NATO belgelerine girdi (Sürmanşet)
📰 Akşam: Zirvenin kazananı Erdoğan
📰 Milliyet: Türkiye'nin zirvesi oldu
📰 Yeni Akit: Türkiye kazandı, ZİLLET ÇUVALLADI (Aynen böyle yazılmış)
📰 Yeni Birlik: Zaferle eve dönüyor
📰 Milat: Kazanan Türkiye
📰 Takvim: Reel Madrid
📰 Diriliş Postası: 'Türkiye dize getirdi'
📰 Türkgün: Hiç kimse bileğimizi bükemez
Biden, memorandumun ardından yayınladığı mesajda üç ülkeyi de kutlamış ancak Türkiye'yi Oxford virgülüyle ayırdığı gibi "Turkey" olarak kullanmıştı. Eklediği görselde de Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı yoktu. Bu, aslında kimin kazandığını söylüyordu.
Alıntılama özelliğine hedef göstermeyi kolaylaştırdığı ve dolayısıyla sosyal medya linçlerini mümkün kıldığı gerekçesiyle karşı çıkıyordum ancak linç için ilk kıvılcımı parlatmak isteyen birini bu türden engellemelerin durduramayacağını öğrendim. Ekran görüntüsü de alıntılama ile aynı işlevi görüyor.
Buradaki bir başka sorun kimilerinin etkileşim hırsıyla bir gönderiye yanıt vermek yerine onu alıntılaması olabilir. Fakat gönderiyi yanıtlara kapatan kişiler için de bir panzehir oluyor bu özellik. Sansür isteyenleri de engellemiş oluyor bir nevi.
Yine de alıntılama yoluyla sağlıklı bir iletişim kurulabileceğini düşünmüyorum. Bu özellik LinkedIn'deki gibi, bir gönderiyi bağlantıların görmesi için kullanılabilir.
İsveç Dışişleri Bakanlığı, PKK'lı teröristleri iade etmeyeceği yönünde açıklamalarda bulunuyor. PKK sempatizanlarının kamu binalarına "Dağlara bakma, biz her yerdeyiz." yazısını yansıtabildiği bir ülkeden sözünü tutması gibi onurlu bir davranışı beklemiyordum elbette.
Yaşam çoğunlukla tekamül veya tamamlayıcı bir evrim olarak görülüyor. Mesela evlilik, tamamlanmaya yönelik bir edimdir. Kişi ne kadar başarılı olursa olsun evlenmediği takdirde eksik olarak yorumlanıyor. Evlilik, çocuk yapmak ve çocukları evlendirmenin yanında iş sahibi olmak da böyle bir durumdur. İşsiz bir insana iyi gözle bakılması mümkün değildir.
Cehalet, bilgi eksikliğidir. Kabaca iki türünden bahsedebiliriz. İlki bilgisizlikten ibaret olan cehl-i basittir. Buna yalın cehalet de denebilir. İkincisi, bilmemek ve bilmediğinden haberdar olmamaktır. Buna cehl-i mürekkeb veya katmerli cehalet adı verilir. Sokrates'in "Bildiğim tek şey hiçbir şey bilmediğimdir." sözü katmerli cehaletin antitezini oluşturur.
Bu ikisi dışında bir tür daha vardır ki onu günümüz insanında gözlemlemekten geri duramayız. Yabancılar buna Dunning-Kruger etkisi dese de eskiler, cehl-i mikab demiştir. Bilmeyen, bilmediği gibi bilenleri bilmemekle suçlayanların cehaletidir.
Trajikomik haberler ülke gündeminden eksilmiyor. İsmail Saymaz'ın bugünkü köşe yazısına göre, geçen yıl Kastamonu'nun Bozkurt ilçesinde sel nedeniyle çöken ve yirmi kişinin ölmesine neden olan Ölçer Apartmanı'nın davası 27 Haziran'da görülecekmiş ancak ilçede yine sel meydana geldiği için avukatlar ve taraflar İnebolu'ya gidememiş. Bu yüzden duruşma 18 Temmuz'a ertelenmiş.
Tayyip Erdoğan'ın hevesleri doğrultusunda ilerleteyen dış politika, ülkeyi rezil etmeye devam ediyor. Kendisini tutarlılık yönünden eleştirmeyeceğim, zira bunun vakti geçeli çok oldu. Sözünden ne zaman döneceğini merak ediyordum. O da bugün oldu. "Ben başta olduğum sürece NATO'ya giremezler." dediği 29 Mayıs'tan otuz gün sonra.
İsveç ve Finlandiya, silah ambargosunun kaldırılması ve PKK'nın terör örgütü olarak tanınması koşuluyla NATO'ya dahil olacak. Bundan sonrasını her meselede Tayyip Erdoğan'ın peşine takılan sözde muhalifler düşünsün.
18 Haziran 2022 günü Atışalanı'ndaki A101 mağazasının deposunda çıkan yangın sonucu yaşamını yitiren Muhammet Ali Yaşar, bu tür üç harfli market zincirlerinde çalışan işçilerin neler çektiğini gün yüzüne çıkardı.
Barış Terkoğlu, 23 Haziran'da Cumhuriyet'te yayınlanan Muhammet Ali'nin Ömürsüz Hayatı başlıklı yazısında iş cinayetine kurban giden Muhammet Ali'nin hikayesini anlatıyor.
26 yaşındaki Muhammet Ali, liseyi dışarıdan bitirmeye çalışıyormuş. Askerliğini Şırnak'ta sınır karakolunda yapmış. Gündelikçi olan annesi ve kaynakçı olan babası ayrıymış. Kendisi üç kardeşin en büyüğüymüş. En küçük kardeşi üniversitede okuyormuş, ortancası atanamayan bir öğretmen olarak ücretli öğretmenlik yapıyormuş. Kendisi de asgari ücretten iki yüz lira fazlasına A101'de depo işçisi olarak çalışıyormuş.
Yazılıp çizilen bir sürü şey var. Söylenenlere göre Muhammet Ali, saat 08.00'de yasak olmasına rağmen tek başına depoya gönderilmiş. Terkoğlu, uyuya kaldığı yönündeki haberlerin yalan olduğunu belirtiyor. Yangının arızalı olan elektrik panosundan çıktığı sanılıyor. Çıkışlar da uzun süredir kapalıymış.
Bugün Veli Ağbaba, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin'in yanıtlaması için TBMM'ye soru önergesi verdi. Kısaca mağazada denetim yapılıp yapılmadığını ve ilgili market zincirinden işçi güvenliğiyle ilgili şikayet olup olmadığını sordu. İnsanlar kasiyerlerin neden kendilerine gülümsemediğini sorarken bu soruları hatırlamalı.
Aslında bu anlatılanlar yalnızca Muhammet Ali'nin hikayesi değildir; Türkiye'nin hikayesidir. Anlatılan bizim hikayemizdir.
🇸🇪 Mereyusblogg
Romersk medborgare från Miklagård.
På Mastodon sedan 23.X.2021
Bara postar oviktiga tankar.
Allmän egendom (PD). Inga begränsningar.
Jag tjänar ingen inkomst av det jag lägger upp här.
🇬🇧 Mereyü's blog
Roman citizen from İstanbul.
On Mastodon since 23.X.2021.
Just posting unimportant things.
Everything I publish is Public Domain (PD).
I don't earn any income here.
🇹🇷 Mereyü'nün blogu
Civis romanus sum.
23.X.2021'den beri Mastodon'da.
Önemsiz şeyler üzerine.
Paylaştığım her şey kamu malıdır (PD).
Buradan herhangi bir gelir elde etmemekteyim.