23 Nisan kutlu olsun!
Fakat böyle kuru kuru olmaz. TÜİK'in beş gün önce paylaştığı istatistikleri idrak edelim. Buna göre, 2022 yılında Türkiye nüfusunun %26.5'i çocukmuş. Yani nüfusumuzun yirmi iki milyon beş yüz yetmiş sekiz bin üç yüz yetmiş sekizi 0-17 yaş aralığında.
İlkokul seviyesinde okullaşma %93.2, ortaokulda %89.8 ve lisede %89.7. Ortaokuldan liseye neredeyse kayıpsız ilerlerken ilkokuldan ortaokula geçişteki düşüş dikkat çekici. Sırasıyla okulları tamamlama oranıysa %98.4, %96.4 ve %77.9. Hesapladığımızda durum daha da vahimleşiyor.
Zorbalığa maruz kalan 6-17 yaş aralığındaki çocukların oranı %13.8. Zorbalığın türleri dalga geçmek (%7.7), kasıtlı olarak dışlamak (%7.2), hakkında dedikodu yapmak (%4.8), vurmak veya itip kakmak (%4.4), eşyalarını almak veya zarar vermek (%3.4), tehdit etmek (%3.1) olarak sıralanmış.
2021'de %2.3 olan 16-17 yaş grubu kız çocuklarının resmi evlendirilme oranı geçen sene %2'ye düşmüş. Aynı yaş grubu erkeklerde bu oran ‰1. Raporda "Resmi kız çocuk evlilikleri azaldı." başlığıyla verilmiş. Bu gramer olarak da ahlaki olarak da doğru gelmiyor.
15-17 yaş aralığındaki çocukların çalıştırılma oranı ise 18.7 olmuş. Erkeklerde %27, kızlarda %10. Raporda işgücüne katılma olarak açıklanmış. Kullanılan terimler dünyaya bakışınızı dışa vurur. Dilimizin sınırları dünyanmızın sınırlarıdır. Bu da TÜİK'in meseleye hangi açıdan baktığını gösteriyor.
Aktroller Alevilere yönelik soykırım göndermeleriyle çizmeyi bayağı bir aştı. Biri Yavuz Sultan Selim'i hatırlatıyor, diğeri üstü kapalı Maraş Katliamı anıyor, bir başkası Nazilerin gaz odalarına atıf yaparken Madımak Katliamı boş geçilmiyor. Şimdi pudracı ağababalarından aldığınız nahif destekle kendinizi güvende hissedebilirsiniz ama her şeyin bir sonu var. O kadar da emin olmayın.
Sorun, ortadan kaldırılması gereken bir durumu ifade eder. İnsan, doğası gereği sorunlarla yaşamak istemez. Sorunlar ya çözülür ya da ustaca gizlenir. Şayet gizlenirse, bir gün tekrar ortaya çıkacağı muhakkaktır. Sorunları çözen kişiler bu işi elinin ucuyla değil de gerçekten yapmalıdır.
Mesele, sorun gibi değildir; halledilir. Bir meseleyi halletmek için akıl gerekir. İki akıl bir akıldan, dört akıl iki akıldan, nihayet on akıl dört akıldan üstündür. Gerek marjinal gerek ılımlı farklı düşünce biçimlerinin bir araya gelmesiyle sağduyu oluşur. Sağduyu her zaman doğru sonuca götürmeyebilir de.
Bir insan bilmeden "Kürt sorunu" ifadesini kullanıyorsa, çok büyük bir yanlış yapıyor demektir. Kürtleri sorunla birlikte anarak ortadan kaldırma alegorisine yol açabilir. Doğru ifade "Kürt meselesi" olmalıdır. Madem ki Kürtler, Türkiye'nin vazgeçilmez bir parçasıdır, o halde bu aynı zamanda Türkiye meselesidir. Herkesin meseleyi halletmek üzere çalışması gerekir. Aynı durum, Kıbrıs için de geçerlidir.
İstanbul'un en renkli ve katmanlı seçim bölgesi bence 2 numaralı olan. Birinci bölge zaten komple Anadolu Yakası. Üçüncü bölge ise Trakya'ya yakın ilçelerden oluşuyor. İkinci bölge, 12 ilçeye ev sahipliği yapıyor ve nüfus bakımından diğer iki bölgenin gerisinde kalıyor. Ancak kültürel ve sosyoekonomik açıdan en uçtaki insanları bünyesinde barındırıyor. Alfabetik olarak sıralayacak olursak şu ilçeleri içeriyor:
Bayrampaşa
Beşiktaş
Beyoğlu
Esenler
Eyüp
Fatih
Gaziosmanpaşa
Kağıthane
Sarıyer
Sultangazi
Şişli
Zeytinburnu.
Başta deprem bölgesindeki insanlar olmak üzere bugün birçokları için bayram olmaktan uzaktır. Ancak madem eskilerden beri süregelen bir şölen var, biz de erkenden kalkıp şarkımızı söyleyelim.
Uyan artık, uykundan uyan,
Uyan, esirler dünyası!
Zulme karşı hıncımız volkan,
Bu ölüm dirim kavgası.
Mazi ta kökünden silinsin,
Biz başka alem isteriz.
Bizi hiçe sayanlar bilsin,
Bundan sonra her şey biziz.
Tanrı, bey, patron, ağa, sultan
Bizleri nasıl kurtarır?
Bizleri kurtaracak olan
Kendi kollarımızdır.
İsyan ateşini körükle,
Zulmü rüzgarlara savur.
Kollarının bütün gücüyle
Tavı gelen demire vur.
Sinan Oğan, asgari ücreti otuz bin lira yapağını söylemedi. Asgari ücreti yoksulluk sınırına çıkaracağını ve bu sınırın 31500 lira olduğunu ifade etti. Doların 20 lira olduğunu düşünürsek 1575 dolara denk geliyor. Yapılması imkansız değil. Peki siz kişi başına düşen geliri nasıl yirmi bin dolara yükseltmeyi planlıyorsunuz?
Basit bir Yugostalji mi yoksa tutkulu bir özlem midir bilmiyorum ama Yugoslavya'ya karşı bir bağlılığım var. Bugün Yugoslavya'nın yerini alan Bosna-Hersek, Makedonya, Karadağ gibi devletlerin tam bir devlet olduğunu bile düşünmüyorum.
Asıl merak ettiğim Yugoslavya'nın neden Bulgaristan olmadan kurulduğu veya Yugoslavya ile Bulgaristan'ın neden birleşmediğiydi.
Bulgaristan, Berlin Antlaşması sonucu 1878'de Osmanlı'ya bağlı vassal bir devlet olarak kurulmuş, 5 Ekim 1908 günü ise I. Ferdinand öncülüğünde bağımsızlığını ilan etmiştir. Yugoslavya, I. Dünya Savaşı sonrası birleşip örgütlenen güney Slavlarının 1918'de kurduğu bir ülkeydi. İlk adı Sırp-Hırvat-Sloven Krallığı idi ve başında Karađorđević Hanedanı'ndan I. Petar vardı.
II. Dünya Savaşı iki ülke de sosyalist bir yönetime geçti. Stalin, Bulgaristan'ın Yugoslavya'ya katılmasıyla daha bütüncül, büyük ve güçlü bir sosyalist devlet oluşmasını istiyormuş. Fakat Tito yönetimindeki Yugoslavya, Komitern ve daha sonra Kominform üyesi Bulgaristan ile birleşmek istememiş. Bulgarların da Yugoslavya'ya katılmaya pek gönlü olmadığı söyleniyor.
Türkiye'de insanlar çalışmaktan aklını yitirmiş. Herhangi bir hobileri, uğraşları yok. İşe gidip gelmekten gözlerinin feri sönmüş, yüzlerindeki nur gitmiş. Tüm gününü harcadığı bu iş sonunda kazandıklarının ay sonunu getirmeye yetmemesi de cabası.
Yüksek mesai saatlerinden şikayet ettiğimizde "Gelişmemiş bir ülkeyiz, daha çok çalışmaya ihtiyacımız var." veya "Verimli çalışmıyoruz aslında." deniyor. Birincisi, uzun süreler çalışmak bir ülkeyi geliştirseydi biz bu alanda dünya lideri olurduk. Zira OECD ülkeleri arasında haftalık mesai saati en uzun olan ülke Türkiye. İkincisi, verimlilik bir çalışanın zerre kadar umrunda olmamalı. Şirket kazanınca biz de kazanamıyorsak neden şirketin zararını üstlenelim?
Bu düzen değişmeli. Günü sekiz saatlik üç eşit parçaya bölme anlayışından kurtulmalıyız. Bazıları günde altı saat çalışmayı öneriyor. Benim önerim ezelden beri dört saatti. Haftanın beş günü, günde dört saat çalışmak yeter de artar bile. Artık hayatımızın merkezine çalışmayı koymayacağımız bir çağ açmanın vakti geldi bence.
🇸🇪 Mereyusblogg
Romersk medborgare från Miklagård.
På Mastodon sedan 23.X.2021
Bara postar oviktiga tankar.
Allmän egendom (PD). Inga begränsningar.
Jag tjänar ingen inkomst av det jag lägger upp här.
🇬🇧 Mereyü's blog
Roman citizen from İstanbul.
On Mastodon since 23.X.2021.
Just posting unimportant things.
Everything I publish is Public Domain (PD).
I don't earn any income here.
🇹🇷 Mereyü'nün blogu
Civis romanus sum.
23.X.2021'den beri Mastodon'da.
Önemsiz şeyler üzerine.
Paylaştığım her şey kamu malıdır (PD).
Buradan herhangi bir gelir elde etmemekteyim.