Show newer

Sahar Delijani’nin Dediği

Elias Nin

Sahar Delijani, İranlı bir yazar, rejim muhalifi. Ailesi Molla Rejimi tarafından hapsedilmiş, kendisi Molla rejiminin zindanlarında dünyaya gelmiş.
Amcaları ve yakınları rejim tarafından öldürülmüş ve toplu mezarlara gömülmüş.
Sahar Delijani, İsrail ve ABD güçlerinin İran’ın tepesine bomba yağdırmasını şu sözlerle ifade ediyor:

“İran rejiminin suçları hakkında bana söyleyebileceğiniz hiçbir şey yok zira ben onu kanımda ve kemiğimde yaşadım, yaşıyorum.
Lakin bu, halkımın bombalanmasını, sakat bırakılmasını, öldürülmesini, evlerinin harabeye dönmesini istediğim anlamına gelmez.
Eğer sizin özgürlük anlayışınız ancak masum insanların yok edilmesinden geçiyorsa, o zaman aradığınız şey özgürlük değildir.”

Sınıf, ulus, cinsiyet, din esaslarına göre bölünmüş insan canlısının ortak bir vicdanda buluşması neredeyse imkansızdır lakin asgari ortak vicdanın olmadığı bir gezegende de hiç kimsenin güvende olmadığı aşikardır.
Beğenmesek de geçmişte Sovyetler Birliği ve onun kontrol ettiği Doğu Bloku vardı, artık yok. Talan, sömürü ve boyun eğdirme kuralına dayalı emperyalist/kapitalist dünya sistemini dengeleyecek, frenleyecek bir başka eksen artık mevcut değil.
Günümüzde geçerli düstur şudur: Kuralı güçlü olan koyar. Gücü elinde bulunduran devlete boyun eğmeyen yaşayamaz.
Boyun eğmeyen devletler cezalandırılırken, onunla bütün bir ülke de cezalandırılıyor.
Örneğin ABD/İsrail, yalnızca İran’daki rejimini, Mollaları cezalandırmıyor, o topraklarda yaşayan, nefes alan herkesi, her canlıyı cezalandırıyor; öldürüyor, yoksullaştırıyor, bir toplumun bütün bir geleceğini ipotek altına alıyor, tahrip ediyor.
Bütün bunları utanmazca yapıyor: Mesela dünyanın en öldürücü silahlarına sahip, en büyük silah Tüccarı olan ABD, “İran silahlanamaz” diyor. Öte yandan İsrail’i silahlandırıyor, ona nükleer silah veriyor.
Bir ülkeyi işgal etmenin, o ülkenin tepesine bomba yağdırmanın haklı gerekçesi olamaz, eğer İran’ın bombalanmasına gerekçe gösterilen nedenler haklı kabul edilecek olursa, bu cezayı hak eden ülkelerin başında ABD’nin gelmesi gerekir zira onun sahip olduğu silahlarla değil İran, yaşadığımız gezegen defalarca yok edilebilir.
ABD, silahlanmaya değil, kendisi tarafından kontrol edilemeyen devletlerin, örgütlerin silahlanmasına karşıdır, dolayısıyla da hiçbir ülkeyi silahlanıyor diye cezalandırmaz.
Peki, ABD İran’a özgürlük gördürebilir mi? ABD’nin 2001 yılında Afganistan'a nasıl özgürlük götürdüğünü gördük. Afganistanlı kadınları Taliban’dan özgürleştireceğini vaat eden ABD, 2021 yılında Afganistanlı kadınları Tabilan’ın insafına terk etmekte tereddüt etmedi. Epstein adasında kız çocuklarını ve kadınları açık arttırmayla satan Trump’ın yönettiği ABD, şimdi de İran halkına, İranlı kadınlara özgürlük vaat ediyor.
Tam bir aymazlık örneği, haliyle de çoğu Şah yanlısı lümpen topluluklar dışında bu vaade itibar eden olmuyor, olmaz da.

O halde ne yapmalı?

Bu sorunun cevabı herkesin durduğu yere göre değişir zira nihai çözümde anlaşmak o kadar kolay değil ama Sahar Delijani’nin tutumu bir başlangıç olarak asgari müşterek olabilir

Peki ya Kürtler?

Kürdistan İran, Kürler de İran halkı değildir, dolayısıyla da İran’ı savunmak da İran’ın nasıl yönetileceğine karışmak da Kürtlerin işi değildir.
Kürtler, sömürgeci İran devletin zayıflamasını isteme hakkına sahiptirler, siyaseten de ahlaken de bunda bir sorun yoktur lakin ABD/İsrail komutasında İran’ın işgaline katılmak siyaseten de ahlaken de savunulamaz, bu ikisi arasındaki ayrımın doğru yapılması gerekir.
Mesela 1991 yılında ABD ve NATO güçlerinin Irak’a karşı savaş ilan ettiklerinde Güney Kürtleri kendi bölgelerinden isyan başlatmış, ABD ve müttefiklerinin Irak topraklarında Irak ordusuyla savaşına katılmamıştı, doğru olan da buydu.
Eğer Rojhilat Kürtler de kendileri açısından koşulların oluştuğunu düşünüyorlarsa, yeterli uluslararası güvence alınabiliyorsa, örneğin Rojhilat uçuşa yasaklı bölge ilan edilerek NATO tarafından korunacaksa, bu durumda zayıflayan rejim karşısında bağımsızlıkçı bir isyan başlatılabilir.
Rojhilat Kürtlerinin yapmaması gereken tek şey, ABD ve İsrail ile İran’ın işgaline yönelik kara harekâtına katılmaktır. Zira Rojhilat ile sınırlı kalacak bir savaş, meşru savunmadır, işgal karşıtıdır ve meşrudur, Rojhilat dışında yürütülecek savaş ise işgaldir, meşru Kürdistan davasının lekeli doğumu demektir.

instagram.com/p/DVgHYrSCL65/?i

...bilebileceğimiz en kötü şey -bir mikroorganizma yığınından türediğimizi bilmekten bile daha kötüsü- birileri değil, hiç kimseler olduğumuzu; insanlar değil, kuklalar olduğumuzu öğrenmektir.

THOMAS LİGOTTİ

...bilebileceğimiz en kötü şey -bir mikroorganizma yığınından türediğimizi bilmekten bile daha kötüsü- birileri değil, hiç kimseler olduğumuzu; insanlar değil, kuklalar olduğumuzu öğrenmektir.

THOMAS LİGOTTİ

...katlanılmaz acılar çekenler, hem zorunlu hem de gereksiz ıstıraplarını gizlemeyi öğrenirler; çünkü dünya acı zamanına göre değil, mutlu zamanına göre işler -o mutluluk gerçekten hissedilsin ya da en koyu umutsuzluğun maskesi olsun fark etmez.

THOMAS LİGOTTİ

Astare şa boosted

Washington Post, ismi açıklanmayan üç istihbarat kaynağına dayandırdığı haberinde, Rusya'nın Ortadoğu'daki ABD güçlerine saldırmak için İran’a bilgi sağladığını iddia etti evrensel.net/haber/5973854/was

Belirsiz bir düşmana nişan almak yerine, onun bir dosta dönüşmesi için biraz beklemek daha iyidir.
-- Georges Brassens

...bize düşen tek şey hayatta kalmak, üremek ve ölmekten ibaretse, kendimizi eksik bırakılmış hissederiz. Bunun ötesinde bir anlam olmasını isteriz -ya da en azından öyle olduğuna inanmak isteriz. Trajedi tam da burada yatar: Bilinç, bizi, ne olduğumuzun -yani çözülmekte olan kemikler üzerinde çürüyen et yığınları olduğumuzun - farkında olmamaya çabaladığımız paradoksal bir konuma zorlamıştır.

THOMAS LİGOTTİ

Yeryüzündeki diğer organizmalar açısından varoluş görece basittir. Yaşamları üç temel işleve indirgenebilir: hayatta kalmak, üremek ve ölmek... Bunun ötesin bir şey yoktur. Oysa biz, yalnızca hayatta kakmak, üremek ve ölmekle yetinebilecek durumda değiliz; çünkü fazlasını biliyoruz. Yaşadığımızın bilincindeyiz ve öleceğimizi biliyoruz. Dahası, ölüme yaklaşırken -yavaş ya da hızlı biçimde- yaşamımız boyunca ıstırap çekeceğimizi de biliyoruz. Doğanın bağrından çıkmış en zeki organizmalar olarak "sahip olduğumuz" bilgi işte budur.

THOMAS LİGOTTİ

Bilinç, doğanın en büyük talihsizliğidir; biyolojik bir paradoks, evrimin ana yolundan sapıp çıkmaz sokağa giren bir 'ucube'dir.

Peter Wessel Zapffe

SUÇ VE CEZA ! ERMENİ SOYKlRlMl MİMARLARlNDAN BAHADETTİN ŞAKİR VE CEMAL AZMİ AYNl GÜN AYNl YERDE ÖLÜMLE CEZALANDIRlLDlLAR . HER SUÇ CEZASIZ KALMAZ, ATEŞİ BOL OLSUN 1915 Ermeni Soykırımının başarısızlarından Talat Paşa 15 Mart 1921 yılında Soğomon Tehliryan tarafından tedavi edilenin ardından İtihat ve Terakki Cemiyetinin diğer suç mekanizmalarından Bahadettin Şakir ve 15 000 masum kadın ve çocuğu, Karadeniz'de acımasızca boğdurtan Cemal Azmi onu an ölümle teradütlü idiler. Talat Paşa'nın eşi Hayriye Hanımı ziyaret etmeğe gitmişlerdi Ziyaretin ardından akşam saatlerinde birlikte dışarı çıkmışlardı, 1922 yılı Nisan ayını 16'sını 17' sine sahip olduğu gece Unland Strase üzerindeyken, takip eden Ermeni Fedailer Arşavir Şirakyan Aram Yeganyan silahlarını keserek önlerini kestiler. Hayriye Hanım engel olmak için araya girerek kurşunlardan biri Cemal Azmi'nin suratına diğer de Bahadettin Şakir'in anlına peş peşe patladı. Bahadettin Şakir daha önce hayatını kaybeden Cemal Azmi'nin üzerine yığılmıştı. Daha sonra cesetleri Berlin'de Türk Şehitliğine götürülüp gömüldüler. Daha önce İtihat ve Terakki Cemiyeti için ölüm fermanı çıkartan Türkiye Cumhuriyeti "bu kendi kuyruğunu ısırmaz" misali onları kucakladı Dr. Bahadettin Şakir'in dul eşi Cenan Hanım 2, çocuğu 10 yaşındaki Gökalp ve 5 yaşındaki Mehmet Celasun ile İstanbul'a döndü. İki kardeşinin adının Ziya Gökalp'in koyduğu ve daha sonra soyadı kanunuyla "Erk" soyadının Atatürk tarafından verildiği anlaşılmıştır. 1924'te TBMM kararıyla Bahadettin Şakir'in dul eşi ve çocuklara maaşı bağlanmıştır. 1926 yılında Atatürk'ün kendi ifadesiyle Ermeni suikast komiteleri tarafından katledilen ricaldan Dr. Bahadettin Şakir'in eşine Osmanbey'de Ermenilerden nefesi kesilmiş 4 katlı bir ev tahsis edilmiş ve çocuklar için burslar bağlanmıştır. 1839 yılında da yine Ermeni tüccarlardan nefesi kesilmiş Galata'da iki dükkandan hisse payı verilmiştir Bir dönem kendisi de İttihatçı olan dönemin 3'üncü Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel 1986 yılında vefat etmeden önce bıraktığı vasiyetinde, Dr. Bahadettin Şakir ve Cemal Azmi'nin cenazelerinin yurda getirilip Abidiye Şehitliği Mezarlığında arkadaşlarının yanında saklanmasını sürdürmüştür. Ortada olmak üzere Roma'da Sait Halim Paşa, Tiflis'te Cemal Paşa, Berlin'de Talat Paşa, Kafkasya'da Enver Paşa Ermeni Fedailer tarafından ölümle cezalandırmışlardır.

Hagop Sekayan

“Bilge insan için vatan yoktur; bütün dünya onun yurdudur.”

Ateist Theodoros

“Tanrılar insanların korkularından doğmuştur.”

Ateist Theodoros

“Haz ve acı zihinsel tutumlara bağlıdır.”

Ateist Theodoros

“Gerçek bilgelik korkudan kurtulmaktır.”

Ateist Theodoros

İRAN'DAN SONRA HEDEF KÜBA MI?

ABD’li senatör: Küba’daki komünist diktatörlüğün günleri sayılı

Trump’ın ocak ayı sonunda imzaladığı kararnameyle ağırlaşan abluka, Küba’nın üretim alanlarını, sağlık ve eğitim hizmetlerini doğrudan etkilemeye devam ediyor.

bianet.org/haber/abdli-senator

“Adalet, dürüstlük ve şefkat için, adaletsizlik, yalan ve açgözlülüğe karşı sesini yükseltmekten asla korkma. Eğer dünyanın dört bir yanındaki insanlar bunu yaparsa, dünya değişir.”

―William Faulkner

Astare şa boosted
Show older
Qoto Mastodon

QOTO: Question Others to Teach Ourselves
An inclusive, Academic Freedom, instance
All cultures welcome.
Hate speech and harassment strictly forbidden.