Show newer

"Düşünceli olmak bazı insanların tabiatında yok.
Üstelemeyin."

- İvan Gonçarov

“Cehennemin en karanlık köşeleri, ahlaki değerlerin yerle bir edildiği zamanlarda tarafsız kalıp susanlara ayrılmıştır.”

Dante Alighieri, Cehennem, 3. Kanto

"İnsanın kendi doğasına yabancılaşması kapitalist toplumun en temel kötülüğüdür."

Karl marx

"Şiddet gerçekten söylenemeyen şeydir; çünkü ona, bir şeyi anlatmaktan umudu artık kestiğiniz anda başvurursunuz..."

Ulus Baker

”Yalnızca büyüyüp, otoriteye bağımlı ve otoriteden korkan çocuklar olmaya bir son verirsek kendi varlığımız üzerine düşünmeye cesaret edebiliriz…"

Erich Fromm

"En iyi insanlar güzellik duygusuna, risk alma cesaretine, gerçeği söyleme disiplinine ve fedakarlık kapasitesine sahiptir.
İronik bir şekilde, erdemleri onları savunmasız kılıyor; çoğu zaman kaybederler, bazen de yok edilirler."

Ernest Hemingway

"İnsan doğaya ne kadar yabancılaşırsa o kadar toplumsallaşır, ne kadar toplumsallaşırsa da o kadar kendine yabancılaşır."

Karl Marx

Kas gücü bitti, beyin gücü bitti, sırada kalbimizin gücü var
Artık “Yapay zekâ işimizi elimizden alacak mı almayacak mı” sorusunun bir hükmü kalmadı. Çünkü alacak. Alıyor. Birçok iş yavaş yavaş, azala azala bitiyor. Bugüne kadar bu konuda hep bir açık kapı ve bir direniş noktası aradım. Geçen hafta okuduğum, ofis hayatı liderlerinin kaleminden çıkma ‘umut dolu’ bir gelecek yazısı beni hapı yuttuğumuza tamamen ikna etti.

gazeteduvar.com.tr/kas-gucu-bi

Kurşun zehirlenmesi ve çocuklar
Gıdadaki veya boyalardaki kurşun ve benzeri kimyasal maddeler elbet adres soruyor, hem de o adres her zaman ilk olarak çocukların sağlığı oluyor. Belediyelerin çocukların kurşun maruziyetinin ardındaki risk etmenlerini tespit edip çevresel analizler yapması, buna yönelik projeler geliştirmesi ve yerel seçim bağlamında “gerçekleştirecekleri” vaatler arasına eklemesi şart.

gazeteduvar.com.tr/kursun-zehi

Filistin sineması: Zorlaşan hayaller

Yıllara dayalı “Bir ulusal anlatı oluşturma çabası içindeki” Filistin sinemasında Filistin’i dünyada görünür kılmada başarılı çok az sinemacıdan biri olacak ”Elia Süleyman’ın sinema diline damgasını vuran, yurdunu istila edenlerin militer, vulgar dili değildir; o, söylemini kendisi belirler.”

gazeteduvar.com.tr/filistin-si

Gökhan Zan’da ve Vatan Partili’de sosyalizm ışığı keşfetmek

Gökhan Zan’ın, Sarıgül ağabeyine görev lütfetmesi “otomatik olarak” onun adaylığını açıklayanlar tarafından sahipleniliyor, anlamındadır. Gökhan’ın yarın İYİP’e ya da CHP’ye ya da başka bir yere gitmeyeceğinin garantisi verilmiş, anlamındadır.

gazeteduvar.com.tr/gokhan-zand

Silah endüstrisinin sponsor olduğu düşünce kuruluşları kalıcı savaşı nasıl teşvik ediyor?

En büyük çokuluslu şirketler tarafından finanse edilen kuruluşları hayal edin. Muazzam bütçeleri yönetecekler, Amerikan siyasetinin ve istihbaratının en yüksek yetkililerini işe alacaklar ve endüstri için bir kazanç kaynağı olan kalıcı çatışmaları sürdürmek amacıyla kamuoyunu, medyayı ve karar vericileri etkileyeceklerdi. Bu örgütler var ve tüm ağırlıklarıyla Amerika Birleşik Devletleri’nin dış politikasına ve modamızı istikrarsızlaştıran savaşlara ağırlık veriyorlar. Ancak medya bundan neredeyse hiç bahsetmiyor. Savaş yanlısı düşünce kuruluşlarına bir bakış. (I’A)

ozguruniversite.org/2024/02/15

Limak kötü de Koç iyi mi?

Akbelen’de orman kesiliyor, Sivas’ta köylüler arsenikli su içiyor. Türkiye’de çevre mücadelesi, tam bir emek ve hayat mücadelesine dönüştü artık. Sermayenin her türü, farklı yerlerde, aynı saldırıyı sürdürüyor. Haliyle hattı müdafaa değil, sathı müdafaa şart.

gazeteduvar.com.tr/limak-kotu-

CUMHURİYET ROMANINDA-Tarihi, Siyaseti, Toplumu, İnsanı ile-CUMHURİYET YILLARI

A.Ömer Türkeş

2. Seminer: Ayaşlı ile Kiracıları – M. Şevket Esendal

Cumhuriyet ideolojisinin yayılması

Kürt isyanları, İzmir suikasti, Serbest Fırka’nın kurulup kapatılması, İttihatçı kadroların “imhası” ve en nihayetinde Mustafa Kemal’in ölümü 1920-1940 yılları arasındaki en önemli siyasi gelişmelerdir.

Şeyh Sait İsyanı, isyan henüz sürerken, Halide Edib’in “Zeyno’nun Oğlu”(1926-1928) romanına konu olmuş, Takrir-i Sükun yasası gereği durdurulan neşriyat, 1928’de tamamlanmıştı. İsyanın bir fon olmaktan ileri gitmediği bu roman, aydın Türk kadının, cahil, yoksul ve çaresiz Kürt kadınının elinden tutması ve feodal düzenin yarattığı baskılardan kurtararak İstanbul’a taşıması üzerine kuruludur. Ayaklanmanın daha kapsamlı anlatıları ise, Kemal Bilbaşar’ın “Cemo”(1966) ve “Memo”(1968), Demirtaş Ceyhun’un “Asya”(1979) romanlarında görülecektir.

Ağrı isyanının adının anıldığı ilk edebi metin “Sevgim ve Izdırabım”(1934), bir aşk romanıdır. Ağrı dağındaki “gözü dönmüş” isyancılara bomba yağdırmağa giden bir tayyareci ve sevgilisi arasındaki aşkın hüznünü derinleştirmekte basit bir fondur “mürteci Kürtler”. Esat Mahmut Karakurt’, “Dağları Bekleyen Kız”da(1936) isyanı, heyecan verici bir maceraya dönüştürürken Türk’ün üstünlüğünü Kürt kadınının fethi üzerinden perçinler. Refik Halid Karay ise “Yezidin Kızı”nda(1939) Şeyh Sait ve Ağrı isyanlarını İngilizlerin Kürt ve Ermenileri kışkırtmasına bağlayacaktır.

Kemal Tahir’in 1926 tarihli İzmir suikastını anlatan “Kurt Kanunu”(1969) romanı, bir yandan Cumhuriyet tarihinin bu karanlık olayını anlatan en kapsamlı edebi çalışma olması, öte yandan Şeyh Sait isyanından söz açması ve tarih yazıcılığı ile tarihi romanların aynı malzemeyi kullanmasını göstermesi açısından ilgiye değer. Kemal Tahir; “gerçek vesikaları bir fon olarak kullanıyorum” dediği romanında, Mustafa Kemal’e İzmir’de yapılması planlanan suikast etrafında, İttihatçılarla Cumhuriyet kadroları arasındaki hesaplaşmanın geniş bir analizine soyunur. Yazarların sessiz kalmayı tercih ettikleri bu tarihi olayı konu edinen ciddiye alınabilecek bir başka roman Yılmaz Karakoyunlu’nun “Üç Aliler Divanı”nıdır (1991).

1920’lerde alınan bir karar gereği memleket dışına sürülen ve tarihimizde 150’lilikler olarak bilinen muhaliflere ise, kendisi de bu listede yer alan Refik Halid Karay’ın “Sürgün”(1941) ve listedeki babası nedeniyle Beyrut’ta göçen Orhan Kemal’in “Baba Evi” romanlarında rastlayabiliriz. Sözkonusu romanlarda meselenin siyasi boyutu öne çıkmaz, ama sürgünlüğün insani boyutları, yoksulluk ve acılar bütün çıplaklığıyla –hatta Refik Halit’te bir melodram biçiminde- göz önüne serilmiştir.

1930’lu yılların önemli siyasi ve toplumsal olaylarının başında Serbest Fırka’nın kuruluşu ve kapatılışı gelir. “Kavak Yelleri” Serbest Fırka’nın Anadolu’da yarattığı etkiyi en iyi işleyen romandır. Demokrat parti iktidarının coşkulu havasında, 1950’lerde, Serbest Fırka’dan bahsetmenin sakıncası ortadan kalktıktan sonra yazılan “Kavak Yelleri”nde 1930’ların siyasi atmosferinin bireylerdeki yansıması öne çıkar.

Serbest Fırka’yı ele alan diğer önemli romanlar yaşananlardan çok sonra, tarihi belgeler ışığında kaleme alınmışlar. Kemal Tahir “Yol Ayrımı”nı 1971’de yazmış. Tarık Buğra’nın “Yağmur Beklerken”i ise 1981’de yayımlanmış. Kemal Tahir “Esir Şehrin İnsanları” üçlemesinin son cildi olan “Yol Ayrımı”nda Cumhuriyet’in ilan edilmesi ile başlayan özgürlük ortamının sonuçlarını Serbest Fırka süreci ile birlikte ele alırken Tarık Buğra aynı süreci bir Anadolu kasabasında, allegorik bir hikâye ile sergilemiştir.

ozguruniversite.org/2024/02/15

Kilise ve Manastırların UNESCO Dünya Miras Listesi hazırlığı

Mardin’in Midyat ilçesinde Çevresindeki (Turabdin) Geç Antik ve Ortaçağ Dönemi Kilise ve Manastırları UNESCO Dünya Miras Listesi’ne girebilmesi amacıyla hazırlıklar yoğun bir şekilde devam ediyor. Hüseyin KAÇAR Kültür ve Turizm Bakanlığınca, Mardin Midyat Çevresi (Tur Abdin) Geç Antik ve Ortaçağ Kilise-Manastırların Dünya Mirası Geçici Listesine eklenmesi ile kalıcı listeye girebilmek için çalıştay yapıldı. Midyat Belediyesi…

hyetert.org/2024/02/16/kilise-

İzmir'de gözaltına alınan 6 gazeteci serbest bırakıldı
İzmir'de gözaltına alınan gazeteciler Cihan Başakçıoğlu, Semra Turan, Delal Akyüz, Tolga Güney, Melike Aydın ve Fatma Funda Akbulut çıkarıldıkları hakimlikçe adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.gazeteduvar.com.tr/izmirde-goz

Karabağ’da tek başına yaşayan Ermeni Pandora Mkrtchyan akrabalarına telefon açtı

Harutyunagomer adlı köyünden olan Pandora Mkrtchyan, Artsakh’ta (Karabağ) kalan yirmi kadar Ermeni’den biridir. 74 yaşındaki kadın doğduğu köyde yalnız yaşıyor. Akrabaları, onu birkaç gün önce Azerbaycan medyası tarafından yayınlanan fotoğraflarda gördüler. Kızıl Haç çalışanları kadına ziyarette bulunarak insani yardım sağladılar. Harutyunagomer köyünün muhtarı Henrik Sargsyan, MediaHub ile yaptığı görüşmede Pandora’nın kendi isteğiyle köyde kaldığını belirtti.…

hyetert.org/2024/02/16/karabag

Atalarının izinde Antepli bir Ermeni

Hovig Keşişyan, 1915’te Antep’ten göç eden atalarının izini sürüyor: “100 yıl önce buralardan gitmeseydik, Halep’ten ikinci bir sürgünü yaşamayacaktık.” Cihat Öztürk 1989 yılında Suriye’nin Halep kentinde doğan Hovig Keşişyan, kendini Antepli olarak tanımlıyor: “Halep’te doğdum ama kendimi Antepli bilirim. Halep’te de nerelisiniz diye sorduklarında ‘Antepliyiz’ derdik. Başka Antepli arkadaşlarım da vardı. Bana, ‘Sen 18 ayar…

hyetert.org/2024/02/16/atalari

Tc devleti hiç bir zaman insan haklarına saygılı ve dmokratik bir ülke olmayacak. Çünkü Türklük düşüncesini Osmanlı'daki bürokrat aydınlar ve askerleri tarafından devleti kurtarmak için Anatolide yeni bir ulus yaratılmıştır.

Limak kötü de Koç iyi mi?

Akbelen’de orman kesiliyor, Sivas’ta köylüler arsenikli su içiyor. Türkiye’de çevre mücadelesi, tam bir emek ve hayat mücadelesine dönüştü artık. Sermayenin her türü, farklı yerlerde, aynı saldırıyı sürdürüyor. Haliyle hattı müdafaa değil, sathı müdafaa şart.

gazeteduvar.com.tr/limak-kotu-

Show older
Qoto Mastodon

QOTO: Question Others to Teach Ourselves
An inclusive, Academic Freedom, instance
All cultures welcome.
Hate speech and harassment strictly forbidden.