Show newer

İnanç aşk gibidir; zora gelmez. Bu yüzden devlet önlemleriyle onu bir yere sokmaya ya da orada yerleştirmeye kalkmak tehlikeli bir iştir. Çünkü nasıl ki aşkı zorlama çabası nefreti doğurursa, inancı zorla benimsetme girişimi de tam bir inançsızlıkla sonuçlanır.

Arthur Schopenhauer

“Aptal bir şeyi 50 milyon kişi de söylese, o hala aptal bir şeydir.”

—Anatole France

"Kendini boşuna harcamış olur insan,
Dilediğine erer de sevinç duymazsa.
Yıktığın hayat kendininki olsun daha iyi,
Yıkmakla kazandığın şey kuşkulu bir mutluluksa."

William Shakespeare

“Oy toplamasını bilen herkesin, devleti idare edebileceği zannedilir. Demokrasi bir eğitim işidir. Eğitimsiz kitlerle demokrasiye geçilirse oligarşi olur. Devam edilirse demagoglar türer. Demagoglardan da diktatörler çıkar.”

—Platon

“İnsan şeytanla daima mücadele içindedir. Farklılık, çağrılarına cevap verme şeklimizde gizli.”

Johann Wolfgang von Goethe

Bilinçleninceye kadar asla başkaldırmayacaklar, ama başkaldırmadıkça da bilinçlenemezler.

George Orwell

Kadınlar yirmili yaşlarına gelmeden önce bin kez ölmüşlerdir. Şu ya da bu yöne gitmişler ve engellenmişlerdir. Engellenmiş umutları ve düşleri de vardır. Aksini söyleyen hala uykudadır.

Clarissa P. Estes

Yaşamak ince iş;
Böyle bir toplulukta:
Karanlık ve ürkütücü.

Sylvia Plath

"Görenekleri izledikçe robot gibi davranırız, toplumun ya da topluluğun izdüşümünde yaşarız. Ama toplum ya da topluluk ne insani ne de insanüstü bir şeydir, yalnızca salt göreneklerin mekanizmasıyla etkili olur, kimsenin sorumlu ve bilinçli yaratıcı öznesi olmadığı göreneklerin. 'Toplumsal yaşam ya da topluluk yaşantısı' göreneklerden ibaret olduğuna göre de, insani bir yaşam değildir, doğa ile insan arasında bir şeydir, bir yan-doğadır ve tıpkı doğa gibi akıldışı, mekanik ve ezicidir. 'Topluluk ruhu' diye bir şey yoktur. Toplum, topluluk, koskoca bir ruhsuzluktur, çünkü doğalaşmış, mekanikleşmiş, neredeyse mineralleşmiş insanlıktır. Bu nedenle, toplumun toplumsal 'dünya' diye anılması yerindedir. Gerçekten de insan kendini 'insanlık'tan çok, 'insanlıkdışı ortam' içinde bulur."

José Ortega Y Gasset

"Toplum öyle uyanık, keskin zekâlı, isyancı kimseleri
onaylamıyor.
Çünkü böyleleri toplumun yerleşik düzenine uyum
sağlayamıyorlar.
Onlar bu düzeni bozma eğiliminde olabiliyorlar.
İşte bunun için toplum sizin zihninizi kendi modeline
göre yoğurmak istiyor.
Sözümona eğitim adı verilen şey sizi uymaya, belli
yolları izlemeye, başkalarına benzemeye özendiriyor..
"Siz, sahip olma, üstün olma tutkusu üzerine düzenini
kurmuş olan topluma karşı çıkmadıkça asla bir çözüm
bulamazsınız.
Siz, sahip olma, üstün olma tutkusundan, güveninizin
peşinde koşmaktan vazgeçemedikçe yeni bir dünya
yaratmanın yolunu bulamazsınız..
"Özgürlük toplumsal modelin dışındadır.
Ama bu modelin bağımlılığından kendinizi kurtarabilmek
için bu modelin tüm içeriğini iyice anlamanız gereklidir.
Bunu yapmak zihninizin içeriğini anlamakla aynı şeydir.."
"İşte bunun için zihin topladığı biriktirdiği herşeyi; bütün
alışkanlıklarını, o öykünülen erdemlerini, güven duyduğu
herşeyi silecek biçimde her an ölmelidir.
Ancak o zaman önceki düşüncelerinin bağlayıcı ağından
kendini kurtarabilir.
Geçmişi silerek hep genç, hep taze kalır.
Hiçbir zaman eskiyip bozulmaz.
O zaman, karanlık, yoz düşüncelere zihinde yer kalmaz..

JİDDU KRİSHNAMURTİ

Bir köpek, bir başka köpeğin ağzında bir kemik görünce, ancak kendini güçsüz görürse uzak durur. Oysa insan bir başkasının hakkına, yani ağzındaki kemiğe saygı duyar. İnsansal diye buna derler işte. Diğerine vahşi ya da "egoist" denir.

Max Stirner

“Bir halk ne kadar ezilmiş, bitkin, yoksulluk içindeyse; o kadar büyük bir inatla cennette ödüllendirilmeyi bekler.”

—Fyodor Dostoyevski

“Bir halk ne kadar ezilmiş, bitkin, yoksulluk içindeyse; o kadar büyük bir inatla cennette ödüllendirilmeyi bekler.”

—Fyodor Dostoyevski

“Bu iş bir tek senin başına geldi sanıyorsun; sanki yeni bir şeymiş gibi, neden bunca gezip tozmadan, bunca değişik yerlerde dolaşmaktan sonra içindeki kederi, sıkıntıyı bir türlü söküp atamadın diye şaşıp kalıyorsun! Aslında ruhunu değiştirmen gerek, üstündeki gökyüzünü değil! İster engin denizleri aş, ister Vergilius'umuzun dediği gibi, "Karalar denizler silinsin gözlerden," nereye gidersen git, kusurların da peşinden gelecek. Aynı şeyden yakınan birine Sokrates şöyle demiş: "Bu gezintilerin sana hiç yararı olmuyor diye neden şaşırıyorsun, değil mi ki kendini de birlikte götürüyorsun! Seni yollara düşüren neden, seni bunaltan nedenden ayrı değil ki!" Yeni ülkeler görmen neye yarar, ya da yeni kentler, bölgeler görmen? Bu çırpınışların sonu bir hiçtir yalnızca. Bu kaçışların sana neden yararı olmuyor diye soruyorsun: Kendi kendinle birlikte kaçıyorsun da ondan!”

—Seneca (Ahlak Mektupları)

"...Ama bugün, birtakım aksi yönde nedenlerle, olaylar ve dengeler değişiyor: İdeal beden imajlarının istilacılığına ve baskıcılığına boyun eğdiğimiz bir çağda yaşıyoruz. Riyakârlıklarından gitgide vazgeçen -hiç değilse bu konuda- toplumsal gruplar güzelliğe gitgide daha açıkça değer veriyorlar. İnsanın daha güzel olmak istemesi... Görünüşte hiçbir zararı yoktur bunun. Ama konu çığrından çıktı, çünkü çok önemli ticari kozların nesnesi haline geldi. Eskiden reklam mesajları moda, bedeni gizleyen giysiler çevresinde yoğunlaşıyordu. Bugün doğrudan doğruya, özellikle kozmetik ve plastik sanayileri aracılığıyla bedene odaklanıyorlar. Böylece bazı mesajlar gitgide daha açık biçimde suçluluk duygusu aşılıyor. Bir jimnastik ve zayıflama salonu zinciri, reklam kampanyasında yaptıkları işin etkisini kanıtlama kisvesi altında şu mesajları vermekte hiçbir sakınca görmüyor: 'Elveda pörsük kalçalar', 'Kaloriler yansın', 'Göbek yok artık'... Suçluluk duygusu uyandıran ve pörsük kalçaları kötüleyen bu bombardıman, kadınların kendilerine saygılarını nasıl etkiler?

Bir başka olay: Eskiden birinci sayfalarını düzenli biçimde incelik ve diyet konularıyla dolduran kadın dergileri, bu sayfalara şimdi de estetik cerrahiyi eklediler... Daha güzel olmak için sıra ne zaman klonlamaya gelecek acaba?"

Christophe André

Kendine Saygı (&François Lelord)

"Bilinç, acı olmadan doğmaz."

Carl Gustav Jung

Otoritenin olduğu yerde özgürlük yoktur.

Peter Kropotkin

“Sokrates’in yaptığı gibi yapmalı ve karanlık arzulara karşı sürekli bir gün ışığı oluşturmalı aklın gün ışığı. Ne pahasına olursa olsun, akıllı, berrak, aydınlık olunmalı: İç güdülere, bilinmeyene verilen her taviz, aşağıya çeker.”

Friedrich Nietzsche

Show older
Qoto Mastodon

QOTO: Question Others to Teach Ourselves
An inclusive, Academic Freedom, instance
All cultures welcome.
Hate speech and harassment strictly forbidden.