Show newer

Eski profil fotoğrafına elveda!

Hesabımı açtığımdan beri kullandığım maviden yeşile belli belirsiz bir geçiş temalı profil fotoğrafını değiştirdim. Artık Roma İmpatorluğu'nun renkleri olan sarı-kırmızı hakim renk olacak.

Kılıçdaroğlu, iktidara sufle vermeye devam ediyor. Aslında sadaka kültürünün devamı niteliğinde bir adım bu. Ülkemizde dörtnala enflasyon olmasaydı böyle bir şeye gerek kalmayacaktı.

Beşli Çete'ye yapılan yardımlarla tüm öğrencilere burs verilebileceği eleştirileri haklı. Ancak bugün açıklanan üniversite sınavı sonuçları çok acıklı bir tabloyu gözler önüne seriyor. Başarısızlığın dışlandığı bir sistemde bunlar ne kadar doğru?

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin, katıldığı panelde 12-14 saatlik çalışmanın geride kaldığını ve günümüzde herkesin 08.00-17.00 çalıştığını söylemiş. Önümüzdeki yirmi beş yılda çalışma süresinin altı saate ineceğini de eklemiş. Bakanın yaşadığı ütopyada öyle olabilir. Ben de buna sadece "İnşallah!" demek istiyorum.

Biz 2022'de bunları tartışırken Bertrand Russell, 1935'te yazdığı Aylaklığa Övgü başlıklı denemesinde çalışmanın dört saatle sınırlandırılmasını önermişti. Sanırım o günleri göremeden öleceğim.

İşi düşen herkes PTT'yi kurşunlamayı en az bir kere düşünmüştür.

Bereketli Topraklar Üzerinde gibi muhteşem bir filmin yönetmeni olan Erden Kıral vefat etmiştir. Seksen yaşındaki Kıral'ın ölüm nedeni beyin kanamasıymış. Kendisi hep iyi hatırlanacaktır. Toprağı bol olsun.

Misafir öğretim üyesi, akademik kadroda olmamasına rağmen bir üniversitede belirli bir süre için görev yapan akademisyendir ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu madde 40 uyarınca görev yapar.

İstanbul Teknik Üniversitesi Makina Fakültesi'nde görev yapan üç misafir öğretim üyesi hakkında bayağı konuşuldu. Özellikle tiplerinden ve isimlerinden dem vuruldu.

Google Scholar'dan baktığım kadarıyla Aamir Hamid, toplam 695 kere atıf almış. 2018'de yazdığı Impacts of binary chemical reaction with activation an unsteady flow of magneto-Williamson nanofluid başlıklı makalesine 84 atıf yapılmış.

Peyman Roodgar Saffari, dokuz makalesinden biri 20, biri 18 ve diğeri 17 kez olmak üzere toplam 85 kez alıntılanmış. Farrukh Mahzar'a ise toplamda 111 kere atıf verilmiş.

Teknik Üniversite yaptığı açıklamada birçok ülkeden misafir öğretim üyesi kabul ettiğini ve bu üç akademisyenin dünyada 334'üncü sırada bulunan İslamabad Ulusal Bilim ve Teknoloji Üniversitesi ile 378'nci sırada bulunan Quaid-i-Azam Üniversitesi'nden alanında uzman kişiler olduğunu vurgulamış.

Faşizmin geldiği nokta çok üzücü. Bunun sonuçları hepimiz için acı olacak. Bir yandan liyakat derken diğer yandan böylesi bir tavır oldukça çelişkili. Tez zamanda akıl fikir diliyorum ülkemin ırkçılarına.

OECD verilerine göre en çok çalışan ülke Türkiye. İşçilerin %15'inden fazlası haftada 60 saat ve üzeri çalışıyor. Aslında bu, cumartesiyi de sayarsak günlük on saat çalışmaya denk geliyor. Bu kadar çok çalışıp bu kadar az kazanan bir ulus daha yok yeryüzünde. Vahşi kapitalizmin böylesine hüküm sürdüğü, dolayısıyla bölüşümün adil olmadığı memleketimden emek süreci görünümleri -şimdilik- böyle.

Dünya Emoji Günü'nü kutlarken Smiley ile başlayan bu yolculuğun yeni bir iletişim yolu haline geldiğini anlamak gerekiyor. Öyle ki Oxford, 2015'te 😂 emojisini yılın sözcüğü seçmiştir.

Antik Mısır'daki hiyeroglifler gibi bir emoji de birden farklı anlama gelebiliyor. Bir emojinin iki karakter olması nedeniyle karakter sınırı olan platformlarda da iş görüyor.

Facebook ve Instagram'ın ardından artık anlık mesajlaşması uygulamaları olan Telegram ve Whatsapp'ta da emoji ile yanıt verilebiliyor. Buna ifade bırakmak deniyor.

Emojipedia'ya göre Eylül 2021 itibariyle 3633 emoji bulunuyor. Bu sayı her yıl çıkan yeni emojilerle artıyor. Bakalım sözcükleri kullanmadan (belki emojiler aracılığıyla) kendimizi ne kadar anlatabileceğiz?

Şekerin aslında bir çeşit zehir olduğu yavaş yavaş anlaşılırken firmalar şekersiz alternatiflere yöneliyor. Bu öyle bir hal aldı ki, eskiden şekerlisinden bir tık pahalı olan ürünler şimdi aynı fiyata satılıyor.

Sprite ve Lipton da klasik tatlarından ödün vermeden şekersiz ürünlerini piyasaya sunmuş. Daha da yaygınlaşmasını diliyorum bunların.

Bir insanın kamusal alanda görebileceği kişilerden biridir kasiyer. Şayet jet kasayı kullanmıyorsak her alışverişte görürüz onları. Benim dikkatimi çeken şey, hiç mutlu bir kasiyer olmaması. Mutluluk, zoraki gülümsemeyle anlaşılmaz tabii. Fakat özellikle üç harfli market zincirlerinde çalışanların mutsuzluğu insanı etkisi altına alıyor.

Ben de kasiyerlerin mutsuz oluşu hakkında düşündüm, bizzat buralarda çalışanların yorumlarını okudum ve on neden buldum:

1️⃣ Görev tanımları yok. Bizim kasiyer olarak gördüğümüz emekçi aslında mağazanın her işini yapıyor. Yeri geliyor reyon görevlisi oluyor, yeri geliyor manav personeli.

2️⃣ İnsanlarla uğraşmak gerçekten zor. Hele ki sorunlu insanlara denk gelme olasılığınız yüksekse.

3️⃣ Ensesi kalın kapitalistlerin esnek çalışma saatleri olarak pazarladığı 12 saate varan çalışma süreleri. Bu bana Auschwitz'i andırıyor. Her market bir toplama kampı gibi.

4️⃣ Verilmeyen mesai ücretleri ve şirketlerin çalışanlardan beklediği karşılıksız fedakarlıklar. İnsanın hak ettiği paranın peşinde koşması da yetmiyor; fedakarlık göstermesi isteniyor.

5️⃣ İaşe olmadan asgari ücrete çalışmak. Patronlar işçiden elde edebileceği maksimum kârın peşinde. Bu yüzden işçi, işyerine yürüyerek geliyor ve molada yemek verilmiyor.

6️⃣ Bir mağazayı genellikle iki kişi idare etmeye çalışıyor. Kasanın çoğunlukla boş olmasının nedeni de bu. İki çalışan sürekli koşturu halindedir.

7️⃣ Çalışanların ezici çoğunluğu üniversite mezunu. Her yere mantar gibi üniversite açılmasını bir bahane olarak öne sürebiliriz ama bir insanın eğitim gördüğü alanda iş yapamaması çok acı.

8️⃣ Mağaza sorumlusunun uyguladığı mobbing. Aslında mobbing, Türkiye'de çalışmanın şanındandır. Böyle bir baskı olmadan çalışılamayacağı bir Amentü haline gelmiş ülkede.

9️⃣ Zaten yarım saat olan molaların iç edilmesi. Mola bir haktır; lüks veya şımarıklık değil. Kodamanlar bunu ne zaman anlayacak?

🔟 Ayakta çalışmak. Sadece molalarda oturulabiliyor. Sanırım oturmanın performans düşüklüğüne yol açtığı düşünülüyor. Bunu bazı özel okullar da yapıyor. Sınıflarda öğretmen için sandalye bulunmuyor. Boşuna özel okullara "postmodern çalışma kampı" denmiyor.

Saçma sapan başarı hikayeleriyle, çalışanlarına yaptığı enflasyon oranında zammı cümle aleme duyurma meraklısı patronlarıyla ve kariyerist dallamalarıyla LinkedIn işte tam da böyle bir platform.

Alışveriş yapmayı çok seviyordum ancak son zamanlarda kendini derinden hissettiren ekonomik çöküş nedeniyle zorunlu olmadıkça markete gidesim gelmiyor. Fiyatlara baktıkça Berat Albayrak ve kayınpederine sövmek de içimi soğutmuyor artık.

Bu fotoğrafın çekildiği yer Ukrayna, Yemen, Libya veya Suriye değil; 15 Temmuz gecesi Fetullahçıların bombaladığı Gölbaşı'ndaki Özel Harekat Daire Başkanlığı. Bu görsel bize ilkokul mezunu ağlak bir vaizin peşinden gitmenin nelere yol açabileceğini gösteriyor. İşte tarikatçılık böyle bir şeydir. Dolayısıyla milli birlik ve demokrasi kavramları kulağa hoş gelse de 15 Temmuz, tarikatlarla; tarikatçılıkla mücadele günü olmalıdır.

Süleyman Soylu için yapılan bir illüstrasyon. Aforizmanın derinliği beni benden aldı.

@hasanyildiz çok doğru. Bunun hükümetin ajandası olduğunu düşünüyorum ben de. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu değerlerini yeterince yıpratmamış gibi şimdi de "ümmet" diye altını oyuyorlar. Avrupa Birliği'ne yaranma mevzusu da var. Fakat Özdağ, iktidardan çok muhalefete oynuyor. Muhalefet eleştirilebilir ve eleştirilmelidir ama Özdağ, yıkıcı eleştirilere başvuruyor. Sosyal medyadaki destekçileri kendilerini eleştireni terörist olmakla itham ediyor. Kabul edemediğim de bu.

Ümit Özdağ, her türlü olumsuzluğu mültecilere bağlayan bir ırkçı ve tüm yaptıklarıyla gündeme gelmeye çalışan bir provokatör olmasının yanında Alevi düşmanıymış. Ne kadar berbat bir kombo!

Google Street View, İstanbul'daki görüntülerini güncellemiş. Gördüğüm kadarıyla Tarihi Yarımada, Fatih Belediyesi içinde kalan semtlerin büyük kısmı, Beyoğlu, Şişli, Eyüp, Gaziosmanpaşa ve başta Üsküdar ile Kadıköy olmak üzere Anadolu Yakası'nda bu yıl çekilmiş panoramalar var. Beşiktaş-Fındıklı hattı yenilenmemiş ama Arnavutköy ve Bebek'te yeni görüntüler var. Bakırköy, çoğu banliyö gibi 2020 yılında kalmış. Beylikdüzü, Avcılar ve Esenler gibi birkaç yerde de 2021 panoramaları var.

Rusya'nın Ukrayna'yı işgali hakkında fazlaca köşe yazısı okudum ve Türk solunun Putinizm batağından çıkamadığı sonucuna vardım.

Kanal İstanbul diyince İstanbul'a fayda sağlayacak bir hizmet veya proje akla geliyor ve dolayısıyla olumlu bir çağrışım yapıyor. Bunu engellemek için Beton Kanal demek yerinde olacaktır. Yapmaya ömürleri yeterse bu kanal İstanbul için felaket olacaktır. Bunu herkes bilmelidir.

Ezginin Günlüğü, birçoklarının sandığı gibi herhangi bir insan olan Ezgi'nin günlüğü değil, hoş tınılar anlamındaki ezginin günlüğüdür. Kurulduğu 1982'den beri kubbede hoş sadalar bırakmıştır.

Nazım Hikmet, Orhan Veli, A. Kadir, Afşar Timuçin gibi şairlerin şiirlerini şarkı haline getiren grup, bununla kalmıyor Anadolu rocktan farklı olarak türküleri de yorumluyordu.

1985'te çıkan Seni Düşünmek albümünden bir yıl sonra aynı tarzı takip ettikleri Sabah Türküsü albümünü yayınladılar. 1987'de ise Laçın, Nazeleme, Naçaram ve Nazende gibi güzel Azerbaycan mahnılarını yorumladıkları Alagözlü Yar albümünü çıkardılar.

Bahçedeki Sandal (1988) ve Ölüdeniz (1990) de aynı tarzdaki albümlerdi. Ölüdeniz'den sonra grup dağılma sürecine girdi. Bu aslında onlar için bir milat oldu.

1993'te İstavrit ile özgün eserler vermeye başladılar. Bu albümde Hüsnü Arkan, grubu sırtlayan isim oluyordu. Böylece grup onun omuzlarında yeniden yükseldi.

İki yıl sonra çıkan Oyun albümünde Hüsnü Arkan'ın yanında Nadir Göktürk'ü de görüyorduk. Grubun klavyecisi olmasının yanında belkemiği olduğu anlaşılacak Göktürk, Arkan ile olağanüstü bir tandem oluşturuyordu.

Ebruli (1996), Hürriyete Doğru (1997), Aşk Yüzünden (1998), Rüya (2000), Her Şey Yolunda (2002), İlk Aşk (2003), Dargın mıyız (2005) ve Eski Arkadaş (2010) bu tandemin öncülüğünde çıkan albümlerdir.

2015'teki İstanbul Gibi ve 2018'deki Aşk Zamanı grubun eski formları sürdüren iki albümüdür. Özellikle son albüm şaşırtıcı biçimde güzel parçalara ev sahipliği yapmaktadır. Nadir Göktürk, grubun en eski üyesi olarak grubu taşımaya devam etmektedir.

Ezginin Günlüğü'nün eşi benzeri olmayan 40 yıllık bir deneyim ve Türk müzik tarihinin vazgeçilmezlerinden olduğunu söylesek abartmış olmayız. İyi ki var!

Show older
Qoto Mastodon

QOTO: Question Others to Teach Ourselves
An inclusive, Academic Freedom, instance
All cultures welcome.
Hate speech and harassment strictly forbidden.