Show newer

Yandaş medyanın amiral gemisi haline gelen Hürriyet gazetesinden son derece ilginç bir başlık.

Lösemili Çocuklar Vakfı (LÖSEV): BAĞIŞ -> 3406
Darüşşafaka: Daçka, bağış, eğitim, umut veya okul -> 1863
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD): TEKNOLOJİ -> 4245
Arama Kurtarma Derneği (AKUT): AKUT -> 2930
Mehmetçik Vakfı: MEHMETÇİK -> 2582
Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV): TEGV -> 3353
Türkiye Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı (TEMA): TEMA -> 3464
Tohum Otizm Vakfı: TOHUM -> 5290

Bankamatik, asgari ücret olan 5500 lirayı çekince bile 27 adet 200'lük ve bir adet yüzlük olmak üzere 28 adet banknot vermek zorunda. Bankamatikte 200'lük kağıtların bulunmaması durumunda bu sayı katlanıyor. Bu durum enflasyonun başka bir boyutunu gösteriyor. Aynı zamanda geçici bir süreliğine de olsa 500 liralık banknotların çıkması gerektiği konusunda bizi uyarıyor.

2006'dan istifa ettiği 2020'ye kadar dört dönem Japonya başbakanlığı yapmış Abe Şinzo, uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetmiştir. Ülkemizde Marmaray ile Başakşehir Çam ve Sakura Hastanesi'ninin açılışında görmüştük kendisini.

Suikaste dair en ilginç ayrıntı, saldırganın silahı üç boyutlu yazıcıda yapmış olması. Eski asker olduğu söylenen zatın neden böyle bir şeye başvurduğunu bilmiyorum ama Japonya gibi bir ülkede bunun yaşanması sanırım dünyanın geri kalanında türlü değişimlere neden olacaktır.

Sıkıntılar ur misali büyürken başka şeylere odaklanmak ister insan. Başka bir yere gitmek, başka bir konuyu düşünmek, başka bir uğraşla meşgul olmak... Bu çıkaracaktır belki daralan gönüllleri aydınlığa. Fakat bazen ne yapılırsa yapılsın başarılı olunamaz. Uyku bile uyunamaz olur. Dertler derya olmuş ve boğmuştur bile.

Dünya, Soğuk Savaş'ın ardından yeniden iki (hatta daha fazla) kutba ayrılıyor. Bu sefer kapitalist Avrupa Birliği ve ABD'nin karşısında yine kapitalist Rusya ve/veya kapitalistleşmiş Çin Halk Cumhuriyeti var.

Bunu görmek için güzel bir örnek Rusya'nın Kırım'ı işgalini hukuka aykırı bulmayan ve Kırım'ı Rus toprağı olarak tanıyan ülkeler listesidir.

🇧🇾 Belarus
🇧🇴 Bolivya
🇧🇮 Burundi
🇦🇲 Ermenistan
🇨🇴 Kolombiya
🇰🇵 Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti
🇨🇺 Küba
🇱🇦 Laos
🇲🇲 Myanmar
🇳🇮 Nikaragua
🇸🇩 Sudan
🇸🇾 Suriye (Esad Rejimi)
🇻🇪 Venezuela (Maduro Hükümeti)
🇿🇼 Zimbabve

Bunun yanında Rusya'nın kimsenin iplemediği kuklaları Abhazya, Artsah, Güney Osetya ve Transdinyester de var.

NASA'ya göre Rusya, 24 Şubat'tan beri Ukrayna'nın tarım alanlarının %22'sini işgal etmiş. İşgalin yoğunlaştığı doğu ve güney bölgelerinde başta buğday olmak üzere arpa, çavdar, mısır ve ayçiçeği yetiştiriliyordu.

Çiftçilerin araziyi terk etmek zorunda kalması dolayısıyla tarımın akamete uğramasının yanı sıra, bombardımanlar yüzünden büyük bir alan ekim yapmaya elverişli olmaktan çıkmış.

Ukrayna, dünya genelindeki ayçiçek yağının %46'sını, arpanın %17'sini, mısırın %12'sini ve buğdayın %9'unu üretiyordu. Bu anlamda kışa doğru küçük çaplı bir gıda krizinin patlak vermesi işten bile değil.

Bir milyon vaka da olsa maske ve kapanma geri gelmemeli.

Şunu fark ettim ki bu halk aç susuz yaşıyor ama kahramansız yaşayamıyor.

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi veya kısaca İSİG'in dün yayınladığı rapora göre, 2022'nin ilk yarısında 842 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. Aylara göre sayacak olursak, ocakta 120, şubatta 109, martta 121, nisanda 129, mayısta 176 ve haziranda 187 emekçi iş cinayetine kurban gitti.

İş cinayetlerinin en çok olduğu işkolu %36 ile sanayi oldu. Özellikle metal, enerji, maden, taşımacılık ve tersane işçileri bu alanda başı çekmektedir. Sanayiden sonra örgütlenmenin zayıf olduğu inşaat ve tarımda işçi ölümü sıkça görülmektedir. Ölümler mevsimlik işçilerin çalışmaya başlamasıyla mayıs ve haziran aylarında artmıştır.

İnşaat ve tarım işkolları başta olmak üzere, mülteci işçi ölümleri artıyor. Suriyeli ve Afganlar, mülteci işçilerin üçte ikisini oluşturuyor. Tüm bu işçilerin ezici çoğunluğu kayıtdışı çalıştırılıyor.

İş cinayetine kurban giden emekçilerin %3'ü sendikalı. Bu da örgütlenmenin önemini gösteriyor. Ancak sendikaların açıklama yapmaması nedeniyle sağlık, belediye, eğitim, tarım ve enerji işkollarında sendikalı işçi sayısına ulaşmak mümkün değil.

Ölüm nedenlerinin başında trafik kazası geliyor. 165 işçi trafik kazası nedeniyle yaşamını yitirdi. Bunu ezilme veya göçük (155), yüksekten düşme (128), kalp krizi veya beyin kanaması (100), intihar (46), koronavirüs (42), zehirlenme veya boğulma (41), elektrik çarpması (40), şiddet (31), patlama veya yanma (29), nesne çarpması veya düşmesi (12), kesilme veya kopma (6) ve diğer nedenler (47) izledi.

Patronarşi günümüzün en büyük sorunlarından biridir. Bu sorunun üstesinden gelirsek çoğu meselenin de hallolacağına inanıyorum.

Birleşik Krallık Başbakanı Boris Johnson, 24 Temmuz 2019'dan beri sürdürdüğü görevinden istifa etti.

Başbakanlığı sırasında yılan hikayesine dönen Brexit olayını halleden Johnson, daha önce Londra belediye başkanlığı görevinde bulunmuştu. Bu sırada The Spectator dergisinin açtığı Tayyip Erdoğan'a saldırgan şiir yazma yarışmasını kazanmıştı. Yarışma 18 Nisan 2016 ila 18 Mayıs 2016 tarihleri arasında yapılmıştı. Benim de -en azından yazdığı şiirle- Londra Belediye Başkanı Boris Johnson'u tanımama vesile olmuştu.

Yazdığı şiir şöyleydi:

There was a young fellow from Ankara
Who was a terrific wankerer
Till he sowed his wild oats
With the help of a goat
But he didn't even stop to thenkera.

Johnson, Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinde en net tepkiyi koyan liderdi. Skandallar peş peşe gelince böyle bir sonla karşılaştı. Şimdi Birleşik Krallık nasıl bir süreç yaşayacak? Bunun dünyaya yansıması ne olacak? Bekleyip görmekten başka bir seçenek yok.

Sansür denince akla ilk gelen kurum olan RTÜK, Konya'da katledilen doktor haberine yayın yasağı getirdi. Yasağın, sağlıkçıların Konya Valisi Vahdettin Özkan'ı protesto etmesi nedeniyle alındığı iddia ediliyor. Nedeni ne olursa olsun tek kelimeyle rezalet bu.

Fahrettin Koca, Kemal Kılıçdaroğlu'nun Tayyip Erdoğan'ın "Giderlerse gitsinler." sözünü ve yarattığı şiddet iklimini eleştiren tivitini hedef aldı. Koca, Kılıçdaroğlu'nu olaya üzülmemekle suçladı. Gerçekten bu AKP'lilerde utanmanın zerresi yok.

Bu tiviti görünce Nurullah Ankut'un 11 Şubat 2019'dan 19 Eylül 2019'a kadar yazdığı yazıları derlediği İnsan Olarak Ölmeyecekler kitabı geldi. Arada aklıma olur olmadık şeyler geliyor.

Türkiye Barolar Birliği ve İstanbul Barosu, suya sabuna dokunmayan bir açıklama yayınlamış ama İzmir Barosu, Antalya Barosu ve Kocaeli Barosu, iki gün duruşmalara gitmeme çağrısı yaptı.

Şunu herkes bilmeli ki hiçbirimiz güvende değiliz.

Show thread

Kutlu Adalı, 26 yıl önce alçak bir suikaste kurban gitmişti. Daha öncesinde kendisine iftiralar atılmıştı. Bugün muhalif olan herkese yapıldığı gibi. Onun kaderi Uğur Mumcu ve Hrant Dink gibi oldu. Failler hâlâ meçhul.

Yıllar yıllar önce yaşanan belki bir akıl tutulmasıydı belki de saf kötülük. Bugün yaşananlar ise toplumsal cinnet. Hemen hemen aynı saatlerde bir doktor bir avukat öldürüldü.

Konya Şehir Hastanesi'nde görev yapan uzman kardiyolog Ekrem Karakaya, Hacı Mahmut Akçay tarafından katledildi. Fahrettin Koca, katilin Yunak Devlet Hastanesi'nde güvenlik görevlisi olduğunu açıkladı. Bu, olayı daha vahim kılan bir ayrıntı.

Ekrem Karakaya, daha önce 2013'ten 2020'ye kadar Karabük Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde görev yapmış ve hastaların sevgisini kazanmıştı. İki yıldır Konya'daydı. İki kızı vardı.

Saldırıdan sonra katil intihar etmiş olsa da, tıbbi sekreter ve bir hasta da dahil olmak üzere üç kişinin öldüğü haberleri yapıldı. Bu bilgi karmaşasının oluşmasına neden olan yozlaşmış medya ayrı bir yazının konusu.

Türk Tabipleri Birliği, 6-7 Temmuz tarihlerinde greve gidileceğini açıkladı. İki günlük iş bırakmayla kalmamalı bu. Ancak bu işin sonu sağlık bakanının istifası değil, Tayyip Erdoğan'ın istifası olmalıdır. Çünkü doktorları her fırsatta hedef gösteren odur.

Servet Bakırtaş, Bakırköy'deki hukuk bürosunda uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetti. Katil Abdullah Türkoğlu, daha sonra Büyükçekmece'ye giderek kendisinden davacı olan Öznur Tufan'ı da öldürdü. Tufan'ın komşuları, Türkoğlu'nun Tufan'ın yeğenini vurup yaraladığı için beş yıl hapis yattığını aktarıyor. Bunlar, 71 yaşındaki Tufan, tazminat davasını geri çekmeyince olmuş.

Kendi sitesinden öğrendiğim kadarıyla Servet Bakırtaş, 1962 doğumlu. 1983'te İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun olmuş. 1985'ten beri avukatlık yapıyormuş.

Kendilerinden geriye piksellenmiş vesikalık fotoğrafları kaldı.

Dolar, Türk Lirası karşısında 20 Aralık 2021'den beri en yüksek seviyede. Başka bir deyişle son altı ayın zirvesinde. Şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar ekonomiyi kurtaramamış gibi duruyor.

Müşterilerine farklı bir deneyim sunmasıyla adından söz ettiren üçüncü dalga kahveci Starbucks, partner dediği baristaları zor koşullarda çalıştırıyormuş.

Cumhuriyet'in haberine göre, çalışanlar görev tanımının olmamasından yani her işi yapmaktan rahatsız. Eski bir barista, kolilerin taşınmasından tuvalet temizliğine kadar her işi yaptıklarını anlatıyor. Parmak okutma gibi hukuk dışı bir uygulamanın olduğunu da kaydediyor. Bunun yanında Türkiye'deki emek süreçlerinin klasikleşmiş şikayeti, mola saatleri hariç uzun süreli ayakta durma da bunlara ekleniyor. Mola süresini bir saniye aşınca yaşananlardan bahsetmiyorum bile.

Bağımsız İşçi Sendikası Genel Sekreteri Sena Çakır, işçilerin genellikle üniversite mezunu olduğunu belirtiyor. Dediğine göre Starbucks çalışanları, yol ücretinin iki termos parasına denk olduğunu görünce bozuluyormuş. Çoğunun asgari ücrete çalıştığını söylememe gerek yok sanırım.

Konu daha önce çeşitli haber platformlarında gündeme getirilmiş. ABD'deki emekçiler sendika kurup örgütlenmiş bile. Kapitalizmin beşiğinde bunlar olurken biz neden yapmayalım ki?

İstanbul'un ilk yaya durağı Pangaltı'da açılmış. Yaya durağı ifadesi, ilk başta garip gelse de Şişli gibi yeterli yeşil alanı olmayan bölgelerde insanların dinlenmesi için iş görür. Böylece oturmak için kafeye gitmeye de gerek kalmaz. Bu zamazingonun bir güzelliği de kaldırımı işgal etmemesi; yolun kenarına yapılmış olması. Zamanla artması dileğiyle!

Ankara'da otobüslere ücretsiz internet geliyor. Temmuz ayı sonuna kadar 1851 EGO otobüsünde hizmete başlanacak. Aslında bu, 2022 için geç kalınmış bir adım. İstanbul'da yıllardır var. Fakat Ankara'yı 23 yıl boyunca Melih Gökçek'in yönettiği düşünülürse bunun neden garip olmadığı anlaşılır.

Mansur Yavaş, interneti seviyor. Daha önce Ankara'daki 928 köye internetin ulaşmasını sağlamıştı. Geçen yıl da ABB Wi-Fi ile 35 meydana internet getirmişti.

Kendisi, içinde bulunduğumuz İnternet Çağı'nı iyi okuyabilen biri. Bu anlamda Ankaralılar çok şanslı.

Zafer Partisi'ni gerçekten destekleyen var mı bilmiyorum ama sosyal medyadaki partizanları Aktrollerle aynı jargonu kullanıyor.

Herhangi bir dönemi tarihlendirirken kullanılan tamlama ekleri (-sı, -si, -su, -sü) ülke adından kesme işaretiyle ayrılmamalıdır.

✖️ Weimar Almanya'sı
✔️ Weimar Almanyası
✖️ Vichy Fransa'sı
✔️ Vichy Fransası

Nobel Ekonomi Ödülü, her yıl 10 Aralık günü verilmektedir. Bu yıl ödül, "Faiz sebep, enflasyon neticedir." teziyle iktisat biliminde yeni bir çığır açan ekonomist Tayyip Erdoğan'a verilmelidir. Kendisi bu tezini Türk ekonomisi üzerinde uygulamıştır. Ödülü veren komite, tezin doğrulandığını da ekonominin uçuşa geçmesinden anlamalıdır.

Show older
Qoto Mastodon

QOTO: Question Others to Teach Ourselves
An inclusive, Academic Freedom, instance
All cultures welcome.
Hate speech and harassment strictly forbidden.