Bienalin bu ayağını nihayetlendirmeden önce ne anlattığı muamma birkaç izlentiye göz ucuyla baktım.
Başka bir köşede Türkiye'deki kadın hakları hareketi ele alınmış. 1987'deki Dayağa Karşı Yürüyüş'ten günümüze kadar ülkemizde feminizmin geçirdiği dönüşüm aktarılmış. Görebilenler için bunda elbet ibret vardır.
Bu köşede toplanmış görseller güzel ve bilgilendiriciydi. Büyük oranda Muazzez İlmiye Çığ'ın bilgilerinden yararlanılmış. Gazetelerden kesilen haberler, tarihten karşılaştırmalı fotoğraflar ve çizimlerle zenginleştirilmiş.
Bu kısımda kulağımıza tecavüz eden ses için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Bir kadın çok zorlanarak konuşuyordu. Kelimeler lastik gibi uzuyor ve doğru telaffuz edilmiyordu. İçeriğin saçmalığını bir kenara bırakalım. Cümleler çok yuvarlaktı. Bir felsefecinin "O da olabilir, bunu bilemem, fakat olmayabilir de." diye konuşacağını sanmıyorum. Burada artık sinirlendiğimi hissettim.
En üst katta kadın hareketlerini anlatan eserlere yer verilmiş. Bir kısmı da Nepalli kadınların mücadelesi üzerine eğilmiş. Zerre kadar ilgimi çekmeyen bir konu. Sürekli tekrarlayan görseller yüzünden fena halde bunaldım. Bienal ekibine ne kadar teşekkür etsem az.
Emniyetsiz adındaki bu çalışma da Gülsün Karamustafa tarafından yapılmış. Burada çok fazla sembolizm var maalesef.
Serginin devamında Filistin'den bahsediyor. Açıkçası benim umrumda olmayan bir konu bu. O yüzden ilgimi çekmedi. Panolar üzerine yapılmış bu çalışmalarda gözyaşı ve biraz da antisemitizm var.
Filistin meselesi söz konusu olunca, bu ülkede en solcusundan en dincisine herkesin Filistin'e destek veriyor. Halbuki ben İsrail'in çoğunlukla haklı olduğunu düşünüyorum. Herkesin gözden kaçırdığı husus, mevcut durumu Filistinlilerin istemiş olduğudur. Türk askerlerini kör etmek suretiyle bu topraklardan kovanlar onlardı.
Yakın dönemde ASALA ve PKK gibi ülkemizin baş belası terör örgütleri de Filistin'de eğitim gördü. Bu ülkenin bize tek bir katkısı yok. Dolayısıyla, sempatinin kaynağını anlayamıyorum.
Bunlar da aynı sanatçının eserleri. İkincisinden bir dizi var. Üçüncü eser bana yedi farkı bulun bulmacalarını hatırlattı. Sonuncusu ise fotoğrafı çekerken elim kaydığı için bu şekilde çıkmış değil. Zaten adı Bir Gün Anlayacağız.
Bienal bu yıl bekleneni veremedi. Buradaki çift ekrandan iki ayrı marş dinledik mesela. Hiçbir şey anlamadım fakat marşların biri Öğretmen Marşı'na benziyordu.
Kesişen Dünyalar ise elçiler ve ressamların buluşmasını ele alıyor. Osmanlı-Batı ilişkilerini irdelemek için ideal.
Mezun olduğum okulun da kurucusu olan Osman Hamdi Bey adına açılan sergi de güzeldi ama bir yerden sonra paşa ve bey resimleri bıktırıyor.
Bu da, ünlü Kaplumbağa Terbiyecisi tablosunun 1906 versiyonu. Ertesi yıl yapılan versiyonuysa Erol Simavi tarafından satın alınmış. Şu an nerede sergilendiğini bilmiyorum.
Bu eseri ne zamandır çıplak gözle görmek istiyordum, kısmet bu bienaleymiş.
Kahve Molası, kahveyi seven biri olan hoşuma gitti. Bu kısımda kahve fincanları, şekerlikler ve sürahiler görülebiliyordu.
Hareketli resimlerle süslenmiş sergideki "Bu fincanı İstanbul'a gönderiniz; orada her şeye bir kulp takarlar." ince zekanın ürünü olmalı.
Anladığım kadarıyla serginin sponsoru İsveçli boya markası Jotun.
Sonunda o gün geldi çattı. Pera Müzesi'ni ziyaretimi fotoset ile aktarabilirim artık.
Ortalama bir AVM gibi telefonu ve çantayı yana bırakıp X-Ray cihazından geçerek girilebiliyor bu müzeye. Girişte bir resepsiyon beklemiyordum. Bu yüzden mütesettir hanımefendi beni "Hoş geldiniz" diyerek karşılayınca afalladım. Bir iki kere daha tekrarladı bu sözü. Bir anlık sessizlikte kadın bana baktı, ben de kadına. Sonra "Welcome" deme gereği gördü fakat ben "Merhaba" deyip bu herzeyi aşabildim. Diğer iki mekanın aksine girişte karekod soruldu. Önceden aldığım için gösterip ilk serginin olduğu salona girdim.
İlk iki katta Suna ve İnan Kıraç Vakfı tarafından satın alınan eserlerden oluşan dört kalıcı sergi vardır. Ağırlık ve Ölçü Sanatı, müzeye gelen ziyaretçinin karşılacağı ilk sergidir. Burada eski uygarlıklardan günümüze ticarette kullanılan ölçüler sergilenmektedir. Burayı gezmem uzun sürdü çünkü bilgi doluydu. En beğendiğim kısım bu tartı oldu. Sırtımdaki çanta dahil 53 kilogram geliyordum. Başka bir deyişle 41 okka çekiyordum.
Tarihin en uzun soluklu çizgi filmlerden biri Sünger Bob Kareşort adlı yapımdır. Renkli, enerjik ve cana yakın kişiliğiyle bilinen Sünger Bob'un eğlenmek için Leif Erikson Günü adında bir gün uydurduğunu sanmıştım henüz küçük bir çocukken ikinci sezon 3b numaralı Bubble Buddy bölümünü ilk izlediğimde. Ancak az bilinse de böyle bir gün gerçekten de varmış. Her yıl takvimler 9 Ekim gününü gösterdiğinde Leif Erikson'un Amerika kıtasına ayak basan ilk Avrupalı olması kutlanır.
Bugünkü adı muhtemelen Newfounland olan Vinland'a varmıştır Grönland'ı keşfeden Kızıl Erik'in (Eiríkr rauði) oğlu Leif Erikson. Burayı adımlamadan önce günümüzde Labrador olarak bilinen Markland ve Baffin Adası üzerinde bulunan Helluland da karaya çıktığı yerlerdir. Amerika'ya Kristof Kolomb ve kıtaya adını veren Amerigo Vespucci'den beş yüz yıl kadar önce ulaşmıştır ulaşmasına ama buranın yeni bir kıta olduğunu bilmemektedir. Dolayısıyla bir keşif yapmamıştır.
Ben yine de Leif Erikson gününü kutlamış olayım. Hinga dinga durgen!
Aylar önce ev sahipliği Birleşik Krallık'a verilmişti. Dün organizasyonun Liverpool kentinde düzenleneceği açıklandı. Birleşik Krallık, yarışmayı 1998'den beri ilk kez, toplamdaysa dokuzuncu kez düzenleyecek. Yine de BBC, Ukrayna ulusal televizyonu ile beraber hareket edecek ve logoda Ukrayna bayrağı kullanılacak. Bakalım eğlenceden ziyade politik olan bu şov 2023'te nelere sahne olacak?
6 Ekim 2022 günü Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi'nde Uygurlara yönelik zulmün tartışılması teklifi oylandı. 47 üyenin 19'u ret, 17'si kabul oyu kullanırken 11 ülke çekimser kaldı. Şimdi o ülkelere ve aralarındaki örüntüye bakalım.
Kabul oyu veren ülkeler:
🇩🇪 Almanya
🇺🇸 Amerika Birleşik Devletleri
🇬🇧 Birleşik Krallık
🇨🇿 Çekya
🇫🇮 Finlandiya
🇫🇷 Fransa
🇳🇱 Hollanda
🇭🇳 Honduras
🇯🇵 Japonya
🇲🇪 Karadağ
🇰🇷 Kore
🇱🇹 Litvanya
🇱🇺 Lüksemburg
🇲🇭 Marshall Adaları
🇵🇾 Paraguay
🇵🇱 Polonya
🇸🇴 Somali
Çekimser kalan ülkeler:
🇦🇷 Arjantin
🇧🇯 Benin
🇧🇷 Brezilya
🇦🇲 Ermenistan
🇬🇲 Gambiya
🇮🇳 Hindistan
🇱🇾 Libya
🇲🇼 Malavi
🇲🇾 Malezya
🇲🇽 Meksika
🇺🇦 Ukrayna
Ret oyu veren ülkeler:
🇦🇪 Birleşik Arap Emirlikleri
🇧🇴 Bolivya
🇨🇳 Çin Halk Cumhuriyeti
🇮🇩 Endonezya
🇪🇷 Eritre
🇨🇮 Fildişi Sahili (Côte d'Ivore)
🇬🇦 Gabon
🇨🇲 Kamerun
🇶🇦 Katar
🇰🇿 Kazakistan
🇨🇺 Küba
🇲🇷 Moritanya
🇳🇦 Namibya
🇳🇵 Nepal
🇺🇿 Özbekistan
🇵🇰 Pakistan
🇸🇳 Senegal
🇸🇩 Sudan
🇻🇪 Venezuela
Bir kere bu üyelerin çoğunda barış durumu olduğu söylenemez. Bir kısmı aktif savaşta hatta. Çoğunluğu Müslüman olan ülkelerin yanı sıra, baskıcı rejimle yönetilen ülkeler de Doğu Türkistan'a sırtını dönmüş gibi görünüyor. Batı, bu problemi önemsiyor ama Uygurlara bayıldıklarından değil muhtemelen. Amaçları büyük oranda Çin'i köşeye sıkıştırmak olabilir.
Buzdağının Ardında, Grönland bağımsız olduktan sonra atanan ilk Türk büyükelçinin hikayesini anlatıyor. İlk zamanlarda buzlarla kaplı ve dünyanın geri kalanından uzak bu ülkenin büyüsüne kapılır fakat sonraları Grönland'ın sıkıntılarıyla yüzleşir. Tüm bu olumsuzlukların yanı sıra, Türkiye'de değişen hükümetler kendisini orada unutmuştur. Yirmi yıl kadar süre sonra büyükelçinin hayatı hâlâ aynı şekilde devam etmektedir. Fakat artık yaşı geçmiştir. Büyükelçi, heyecan aramaktan vazgeçmiş ve durumu kabullenmiştir.
Leyla ile Mecnun, kitleleri absürt mizahla buluşturan 2010'lu yılların efsane dizisiydi. Şimdilerde Exxen platformunda devam ettirmeye çalışıyorlar ancak eski tadı vermiyor.
Dizi, bugün hakim olan anlamsız ve ofansif mizah türlerindense çeşitli sorunlara değiniyordu. Mesela, dokuzuncu bölümde Türkiye'de neden İngilizce öğrenilemediği üzerinde durmuş.
Komedi üslubuyla süslense de tespitler tam anlamıyla doğru. Atandıktan sonra çalışmak istemeyen memur kafasındaki öğretmen, yerine getirilen henüz yeterliliğini ispat edememiş ücretli öğretmen ve komik bir seviye tespit sınavı. Eğitim sistemi bugün 2011'dekinden daha berbat halde.
2018'de yeniden düzenlenen müfredatıyla onuncu sınıf felsefe derslerinin konu başlıklarından biridir bilgi felsefesi. Temel kavramlar, bilginin kaynağı, bilgiyi sanıdan ayıran ölçüt ve bilgi kuramının hayatımızdaki yeri konu başlıklarıdır.
Bilginin kaynağı çeşitli dönemlerde gündeme gelmiştir. Kimileri bu sorunsalı akıl kimileriyse deney olarak yanıtlamıştır. Daha sonra gelen bazı filozoflar ikisinin ortasını bulmaya çalışmış ya da hiçbirine katılmayarak sezgi yolunu seçmiştir.
Sanı, kesinliğinden emin olamadığımız önermelerdir. Bir önermenin anlamlı olabilmesi için resim çizmesi gerekir. Yani önermeyi oluşturan parçaları tam anlamıyla idrak edebilmeliyiz. Sanının bilgiye nasıl dönüşeceği konusunda beş ayrı görüş vardır. Bu ilkeler tutarlılık, toplumsal uzlaşım, nesneyle uyum, apaçıklık ve yarar olarak sıranabilir.
Başımızdaki hükümet, postmodern bir anlayışla epistemolojiye yeni bir soluk getirmiştir. Onlara göre bilginin kaynağı kendileri, sanıdan bilgiye ulaşmamızı sağlayan ölçüt yine kendileridir. Böyle bir harcıalemde akıl sağlığını korumak zor.
Bu blogun @freemo mahlaslı saygıdeğer yöneticisine naçizane açık mektup
Ülkemizde iktidarı elinde bulunduranlar istemedikleri her görüşü engellemeye çalışıyor. Dolayısıyla, yeni sansür yasası kapıda.
Herhangi bir hükümet yetkilisi sizden kullanıcı bilgilerini istediğinde ona istediğini vermemenizi rica ediyorum.
Sevgi & saygı (Mereyü)
🇬🇧 In English
A humble open letter to the fellow admin of this blog @freemo
Those who hold power in our country try to prevent any view they do not want. So, the new censorship law is about to come.
My request is that when any government official asks you for user information, do not give it to them.
Love and respect (Mereyü)
🇸🇪 Mereyusblogg
Romersk medborgare från Miklagård.
På Mastodon sedan 23.X.2021
Bara postar oviktiga tankar.
Allmän egendom (PD). Inga begränsningar.
Jag tjänar ingen inkomst av det jag lägger upp här.
🇬🇧 Mereyü's blog
Roman citizen from İstanbul.
On Mastodon since 23.X.2021.
Just posting unimportant things.
Everything I publish is Public Domain (PD).
I don't earn any income here.
🇹🇷 Mereyü'nün blogu
Civis romanus sum.
23.X.2021'den beri Mastodon'da.
Önemsiz şeyler üzerine.
Paylaştığım her şey kamu malıdır (PD).
Buradan herhangi bir gelir elde etmemekteyim.