Bir suça verilmeyen her ceza aslında o suçu işleyenlere verilen bir ödül, kalanlara ise cezadır. Dün akşam Ankaragücü ile Rizespor arasında oynanan karşılaşmanın son anlarında hakemin yumruklanması, bununla kalmayıp yere düşünce tekmelenmesi aklımın havsalamın almadığı bir hadisedir. Bunu yapan kulüp başkanı olunca işin boyutu değişiyor.
Akıl vermiş gibi olmayayım ama bu aşamada Ankaragücü'nü ligden en az bir yıllığına men etmek, 2024-25 sezonunda ise adı İkinci Lig olan üçüncü seviyedeki ligden eksi otuz puanla başlatmak yerinde olacaktır. Dün geceki skandal bu kulüp için ilk değildir. 4 Eylül 2022 tarihinde oynanan Beşiktaş maçında da bir holigan karşı takımın oyuncusuna saldırmıştı.
27 Kasım 2022'de ise Göztepe ve Altay arasında adına terör denebilecek olaylar yaşanmıştı. Sonucunda ise iki takımın da bu maçtan puan alamayacağı söylenmişti. Şimdi TFF ne yapacak? Ankaragücü'ne yaptırım uygulamazlarsa, bu sene ligi tatil etsinler ve şampiyon çıkmasın. Bu da, tüm takımları cezalandırmak demek.
Bu ülke artık Türkiye değil. Kuryeyi öldüren Somalili, polisin de yardımıyla elini kolunu sallayarak kaçar. Müstehcenlik diye bir suçlama yöneltilerek insanlar gözaltına alınır. Yerel mahkeme üst mahkeme üyeleri hakkında dava açar. Eskiden Mültecistan diyordum ama yeni bir adlandırma gerek.
Yıllar üzerine düşünmeyi sürdürüyorum. Galiba 2016'da hayata dair tüm umutlarımı, hevesimi ve sevincimi kaybettim. Peki size bunları kaybettiren hangi sene oldu?
Hani şarkıda diyor ya "Başka bir evrende, en güzel halinle" diye. Güzellik mesele değil ama onunla daha önce tanışmayı dilerdim.
Mesela hazırlık sınıfında, o zaman aşık olduğum kız yerine o olsaydı. Bu kafa uyumu, bu kimyayla şu anda evli olabilirdik. Fakat o zamanki halimle şimdi arasında dünyalar kadar fark var. Eminim o da çok farklıdır.
Bir kere, 2015'te hayallerim vardı. Aklım bir değil belki on karış havadaydı. Dolayısıyla şen şakrak, dışarı daha açık biriydim. Henüz izlemediğim çok sayıda kült film ve eğlenceli dizi, okumadığım kitapların yanında İstanbul'un gidip görmediğim pek çok yeri vardı.
Elbette o zamandan bu zamana değiştim ve geliştim. Ancak öğrenciliğin getirdiği boş vakte rağmen cebimdeki para babamın verdiğiyle sınırlıydı. KYK bursuna ertesi yıl başvurmuştum.
2015 ile bugünü kıyasladığımda kendimi tanıyamadığım gibi ülkeyi de tanıyamıyorum. Sekiz yıl önce aklı başında insanlar vardı ve sözleri belli ölçüde dinleniyordu. Bugünlerde sağduyu yok oldu. Bunun beraberinde toplum da yitip gitti. Hiçbir skandala yeterli tepki verilmiyor. Dünyada bu kadar lakayıt bir yığın daha yoktur sanırım.
@melcebi yöresel olarak böyle kullanılıyor ama sosyal medyadaki jargonu baz almıştım.
Son iki günde aldığım iki karar:
🏢 Bir çeşit sosyal medya olarak gördüğüm LinkedIn platformunu artık yalnızca bağlantı bulmak ve kariyer edinmek için kullanmak.
✉️ Yasaklanma söylentilerinden dolayı Protonmail hesabımla kaydolduğum platformlardaki kayıtlı mail adresimi Gmail ve Outlook adresleriyle değiştirmek.
İnsanların sizi ego tatmini için kullandığını anladığınızda nasıl hissediyorsunuz ve -belki daha önemlisi- ne yapıyorsunuz? Ben böyle şeylere pek takılmıyorum artık. Dünyalıkla ilişkimi belli ölçüde kestim sayılır. İnsanları önemsediğim dönemde bu tür davranışlar beni üzerdi ama kimin ne ima ettiğini anlamakta güçlük çekerdim. Şimdi algım daha açık; gelin görün ki umrumda değil.
Yunus Emre Göçer, 38 yaşındaydı. Ailesinin geçimini motokuryelik yaparak sağlıyordu. İki çocuğundan biri otimzliydi. 30 Kasım 2023 günü Somali devlet başkanının oğlu Muhammed Hasan Şeyh Mahmud'un aracının arkadan çarpması sonucu ağır yaralandı. Kendisi yoğun bakımdaki yaşam savaşını altı günün ardından kaybederken ifadesi alınan zanlı serbest bırakılmıştı.
Bu kaza Somali'de bile olsa zanlı elini kolunu sallaya sallaya yurtdışına kaçamazdı. Devletin öldüğünün farkına varalım artık. Ne olursa olsun tek başımızayız çünkü bu herifler toplum olabilme düşüncesini de yok etti. Buradan toparlanmamız çok zor. Böyle bir cinayete kurban giden emekçiye rahmet, kalanlara başsağlığı dilemekten başka bir şey gelmiyor elimizden.
@melcebi anlayışı kıt insanlar için daha çok.
Düşünsenize Akasya Durağı karakterisiniz.
🚕 Tek bir özelliğinizle öne çıkıyorsunuz. Bu da genellikle olumsuz bir nitelik. Mesela kurnazlık veya paragözlük olabilir. Fakat özünde iyi bir insansınız.
🚕 Tekrarlayan replikleriniz dışında toplu bulunduğunuz yerlerde bir şey söylemek zorundasınız. Susmak kabul görmüyor.
🚕 Olaysız geçen gününüz yok. En azından birinin kaçırılması gerekiyor. Siz de polislerle beraber operasyona dahil olabilirsiniz.
🚕 Muhtemelen size çok benzeyen biri var. İnsanlar çift yaratılmıştır sonuçta. Ancak bu kişinin belalı bir tip olduğunu söyleyebiliriz. Bu yüzden bir maceranın içinde bulacaksınız kendinizi.
Günümüzde gereğinden fazla değer verilen iki şey mutluluk ve güzelliktir. Peki insanlar neden bu iki değere takık? Çünkü pek çok insan estetik aşamada yaşıyor. Olayları ve şeyleri güzel-çirkin diye değerlendiriyor. Ahlaki meselelere bakışları da bu pencereden olduğu için tam bir etik kurguladıkları söylenemez. Dahası, kendilerini etik aşamaya atacak ahlaki sınamadan geçmemişlerdir. Neyin doğru neyin yanlış olduğunu henüz tam olarak bilmemektedirler. Kendilerinden öncekilerin kalıplaşmış anlayışlarını taklit ediyorlardır yalnızca. Bu nedenle dar anlamıyla mutluluk da ahlaki eylemin çıktısı olmalıdır. Yapılan iyiliğe rağmen mutlu olunmuyorsa, o davranışın doğru olduğunu söylemek mümkün değildir buna göre.
Söyleyeceklerim klişe olabilir ama yine de içimde kalmasından iyidir. Birine aşk derecesinde bir bağlılık, aslında tam olarak o kişiye değil, o kişiye yüklediğimiz anlamlaradır. Bir vakit gelir ki kafamızdaki imge yerle bir olur. Ancak aşk devam eder. Bunu aşkın rasyonel olmamasına bağlayabiliriz. Ya da aşkı, bir kurguya karşı zorlantılı saplantı olarak tanımlayabiliriz.
Durum bundan ibaret değil elbet. Hayal ile gerçeğin arasında gidip gelmek, her bir harekette bir anlam bulmak ve sürekli onu düşünmek de aşka dahil. En iyisi aklını başına toplayıp bu hastalığa karşı koymak fakat ortada bir salgın varsa kaçması güç olur. İnsan hiç farkında olmadan kaptırıverir kendini.
🇸🇪 Mereyusblogg
Romersk medborgare från Miklagård.
På Mastodon sedan 23.X.2021
Bara postar oviktiga tankar.
Allmän egendom (PD). Inga begränsningar.
Jag tjänar ingen inkomst av det jag lägger upp här.
🇬🇧 Mereyü's blog
Roman citizen from İstanbul.
On Mastodon since 23.X.2021.
Just posting unimportant things.
Everything I publish is Public Domain (PD).
I don't earn any income here.
🇹🇷 Mereyü'nün blogu
Civis romanus sum.
23.X.2021'den beri Mastodon'da.
Önemsiz şeyler üzerine.
Paylaştığım her şey kamu malıdır (PD).
Buradan herhangi bir gelir elde etmemekteyim.