UNUTMADIM. UNUTMAYACAĞIM. UNUTTURMAYACAĞIM.
Arkadaşlarımı, kardeşlerimi diri diri yaktınız!
Kapılar kapatıldı, camlar kırıldı, içeride canlar vardı, siz kibriti tuttunuz!
Ve devlet…
sadece seyretti.
Otuz bir yıl oldu.
Tam otuz
bir yıl.
Biz kül yuttuk, siz unuttuk sandınız.
Ama biz unutmadık!
Ben unutmadım!
Ben, Madımak’ın kapısında yere düşen o çığlığın içindeyim hâlâ.
Siz o gün sadece insanları değil, insanlığı da yaktınız.
Sonra ne oldu?
Yakanlar ödüllendirildi.
Katil avukatları milletvekili oldu.
Sanıklar mülteci değil, devlet korumasında birer misafir oldu.
Mahkemeler tiyatroya, adalet susturulmuş bir tanığa döndü.
Siz, yangının etrafında tekbir getiren güruhsunuz.
Siz, onları alkışlayan mahalleler, o katliamın iktidar ortağısınız.
Ve siz - hâlâ susanlar, hâlâ bu ülkeyi yönetmeye aday olanlar - hepinizin suç ortaklığı tescilli, biliyoruz .
İçim kanıyor.
Ama sadece yas tutmuyorum; öfkemle, hatırlamakla, adını koymakla direniyorum.
Bu topraklarda katliamları örtmek isteyen her güç, Madımak’ın külleri altında kalacak!
Sivas’ta bir otel değil, bir rejim yandı aslında.
İnsanlık yandı.
Ve biz, o yangının içinde hayatta kalan utancız!
Yarın 2 Temmuz.
Bir ülkenin, evlatlarını cayır cayır yaktığı günün 31. yıl dönümü.
Unutanlara, unutturmaya çalışanlara karşı bir kez daha yüksek sesle söylüyorum:
Günü gelecek, bu halk size sadece sandıkta değil, tarihin en karanlık sayfasında da hesap soracak.
Ölenleri öfkeyle, onurla ve sonsuz bir yasla anıyorum.
Mahmut Uzun
https://www.instagram.com/p/DLk3WNhtPVp/
DÜŞMAN HUKUKU.
Kadir Dağhan
Hukukun evrenselliği tüm bireyler, toplumlar için geçerli olması gereken bir kavramdır.
Ne yazık ki sadece söylem olarak vardır.
Hukuku belirleyen her zaman muktedirler olmuş ve oluyor ne yazık ki.
Örneğin son günlerde servis edilen bazı görüntüler var.
Gereksiz, anlamsız, hukuksuz, haksız ya da hukuki, haklı, gerekli gerekçelerle de olsa elleri kelepçeli insanların görüntüleri servis ediliyor.
Bu nedenlerle de bazı kesimlerce bir deyim kullanılıyor sıklıkla.
- Düşman Hukuku.-
Tepkilerin haklılığı, haksızlığını bir yana..
Kendi adıma merak ediyor ve de her zaman olduğu gibi dostça sormak istiyorum.
Bir asırdır bu coğrafyada hangi gün uygulanmadı bu düşman hukuku denilen garabet?
Veya ne zaman uygulandı yurttaş, adil, dost hukuku?
Dillerine, kimliklerine sahip çıkmak isteyenler için hangi hukuk söz konusu oldu?
Hangi gün adaletin terazisi şaşmadı?
Yasaklara, baskılara, katliamlara, bilumum hukuksuzluklara karşı çıkanlara uygulanan hukuk dost muydu, düşman mıydı, evrensel kurallar gereği miydi?
Bir asırdır değişmeden uygulanan düşman hukukunun görülmesi için mutlaka kendilerine mi dokunulması gerekiyordu?
Oysaki hukuk bu.
Dostu, düşmanı, yandaşı, karşıtı için farklı olmaz.
Ve de gün gelir, en çok da keyfi uygulayanlara lazım olur.
Sadece kendilerine dokunulduğunda bağırmanın, çağırmanın karşılığı da olmuyor, anlamı da.
Her zaman hukuktan, adaletten, eşitlikten yana olan zelal yüreklere tek değil, tüm dillerden SELAM OLSUN.