Sosyal medya dostları bu paylaşımı atlamayıp okursa çok sevinirim. Zira ciddi bir problemim var.
Çalıştığım otele tam da depremin olduğu gün yeni bir satışçı başladı. Öncekinden daha iyiydi. En azından telefonlara bakıyor, bir yere gidince haber veriyordu. Şubattan beri bir şekilde geldik. Geçen gün genel müdür saçma sapan bir karar aldı. Hadi burada biz bizeyiz, söyleyeyim; normalde giriş günü saat 16.00'ya kadar iptal hakkı olan rezervasyonların ödemelerinin girişten bir gün önce çekilmesini istedi. Normalde maç devam ederken kurallar değişmez, değişse bile yeni kural eskiye uygulanmaz yani geriye yürümez.
Dün aynı gün içinde yapılıp iptal edilen rezervasyonları görünce feryat figan ediyor kadına. Kadın da beni atıyor genel müdürün önüne. Zaten kendisinde bir liderlik vasfının bulunmadığı buradan belli. Bir de şikayet ediyor beni. Müdürlerin ne olduğu herkesçe malumdur zaten ama sabah öyle aşağılayıcı bir konuşma yaptı ki... Kendisi bu işe yıllarını vermiş, ben bir şey bilmezmişim. Otel sahiplerinin akrabaları için bile oda bulunamamış, vah vah.
Zaten herkesin eli ayağına dolanıyor, iş yapmamak için bir afra tafralar, yemekler aşırı kötü, bir de bunların kararsızlığıyla uğraşıyorum. Sözün özü, burada fazla kalmayı düşünmüyorum. Fakat borçlarım var. Ne yapabilirim? Bu konuda yardımcı olabilecek birileri var mıdır acaba?
Eleman maliyetleri çok arttı, işçi bulamıyoruz.
- İşveren (Türkiye)
İşten arta kalan az vaktimde patronun evine temizliğe gidiyorum.
- İşçi-işveren dengesini gözeten samimi biri (Liberal veya zart operasyonları müdürü)
Adam en azından ekmeğimizi veriyor. Rızkımızı buradan kazanıyoruz.
- Emeğe dair bir kurgusu olmayan işçi (Lümpen)
Örgütlenmeliyiz. Ancak böyle değişir bu düzen.
- İnanmış bir işçi (Devrimci)
Bunların hakkı tenhada şakaklarına yiyecekleri bir kurşundur, fazlası değil.
- Bir şeyleri değiştirebilme ihtimali olan pasif agresif biri (Anarşist?)
Bugün Resmi Gazete'de yazıldığı üzere madde 187, İstanbul 8'nci Aile Mahkemesi'nin itirazı ve Anayasa Mahkemesi üyelerinin oyçokluğuyla iptal edildi. Karar, dokuz ay sonra yürürlüğe girecek. Yani yeni yılın ikinci ayında gönül rahatlığıyla evlenebilirim.
Geçim sıkıntısıyla boğuşan milyonlarla ve depremzedelerle alay ediyor AKP'liler. Bu şeçimde şu şer odağı bir yenilsin, reisiniz Katar'a mı yoksa Yanukoviç gibi Rusya'ya mı kaçar, orasını siz bilin. Siz de hiç AKP'li olmadığınızı iddia edersiniz artık. Zaten Türkiye'de kimse 1982 halkoylamasında evet oyu vermemişti. Fakat arşiv unutmuyor.
Ukrayna'nın bugünkü bölünmüşlüğünün bir nedeni de devletin Donbas'taki halkın taleplerine kulak asmaması ve burnunun dikine gitmesidir. Türkiye'de de buna benzer tavır takınanlar görüyoruz. AKP'nin başını çektiği ittifak, ulusalcılar ve etnikçiler bize birlik değil çok derin bir ayrışma vaat ediyor. Herkes dikkatli olmalı.
Gençler esnek çalışma istiyor ama emek süreçlerinde muğlaklığın nelere sebep olabileceğini hesap edemiyorlar. Her bir açıklık egemen lehine esnetilebilir. Mesainin 10.00 gibi değil de tam olarak 10.00'da başlaması bu nedenle önemlidir.
İş, işyerinde yapılır. Eve taşınması basit bir mekan aşınmasından öte bir durumdur. İşe gitmek için gidilmesi gereken yol zahmetli olabilir ama insan yuvasında da çalışmamalıdır. Bizim için öncelikli olan mesai saatlerinin azaltılması ve emekçiden yana olan çalışma düzenidir.
@dinosauce ben hükümetin piyasaya müdahale ettiğini düşünmüyorum. Çoğu göstermelik hareketler. Soğan depoları basılıyor, çiftçiler terörist ilan ediliyor, birkaç ton soğan ucuza satılıyor ve sonrasında aynen devam. Halka sadaka dağıtılıyor, işverene de teşvik veriliyor. Halbuki devletin aşırı zenginleşmeye engel olması gerekirdi. Türkiye ekonomisi büyük bir rantiye üzerine kurulu. %25 kira dışında çok büyük bir kısıtlama yok. Pandemi döneminde haline acınan esnaf yakaladığını öpüyor. Çoğu nalyon fatura kesiyor ve fişsiz alışveriş yapıyor. Patronların işçi tercihi Suriyeli, Afgan ve Pakistanlı. Az paraya çok iş yaptırabiliyor, sigorta yatırmıyor hem de emeği bölmüş oluyor. Olan bordrolu çalışana oluyor.
Enver Paşa, Temmuz 1921'de Batum'daydı. Anadolu'daki kurtuluş hareketinin başına geçmek istiyordu. Bir kongre topladı. Hem düzenli ordu henüz Kütahya-Eskişehir Muharebeleri'nde yenilmişti. Yunanlar Polatlı'ya dayanmıştı. Mustafa Kemal'in işgali buradan püskürtmesini mümkün görmüyorlardı. Fakat Melhame-i Kübra de denen Sakarya Meydan Muharebesi ile milletin makus talihi son buldu. Enver Paşa'nın ithal kahraman olma hayalleri de...
Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan, AKP'nin değirmenine su taşıyan kişiler değildir; değirmenin kendisidir. Şu aşamada önemli olan mafyokrasinin son bulması ve Erdoğansızlaşmadır. Deva ve Gelecek partileri kurulduğu için AKP'den vazgeçeçek birileri var mıdır, bilemiyorum. CHP ve İYİ Parti'nin AKP'lilere değil yeryüzündeki kötülüğün temsilcisi AKP'ye karşı olduğunu göstermek için ittifaka alındılar. Yoksa, ikisi de rüzgarın yönünün değiştiğini görmüş ve yeni düzende yer edinmek için tavır değiştirmiştir. Ancak bu böyle kalacak mıdır?
Türkiye'de Arjantin gibi çoklu kur sistemine geçildi. Dolar Merkez Bankası'nda farklı, döviz bürosunda farklı, bankada farklı değerde. Başına buyruk serbest piyasa savunucuları mutludur umarım. Esasında bu kriz neoliberalizmin krizidir fakat fatura her zaman emekçiye kesiliyor. Artı değer üretip emeğine yabancılaşan ve emek sömürüsüne maruz kalan emekçilere...
Emeği önemsemeyen, geri plana atan veya emek hakkında bir kurgusu olmayan düşünce sistemlerine sol denebilir mi? Yeni sol, ezilenlerin bir arada olmasını salık veriyor ama herkesi kimlik üzerinden okuyor. Öyle bir dikatomi kuruyor ki bazı kimlikler iyi, bazıları kötü oluyor. Bu, dayandıkları postmoderniteye de ters bir tavır gerçi. Sera Kadıgil, adı Türkiye İşçi Partisi olan bir oluşumda böyle bir tarz-ı siyaset izliyor. Bu partinin etnik milliyetçilerle kol kola yürümesi baştan güven vermiyor aslında.
"Çevremdeki kimse" diye başlayan herhangi bir önerme sağlam bir argüman olamaz. Birincisi, böyle söylemlerde acele genelleme söz konusudur. Kişi, çevresindeki çoğu kişinin bir yöne meyledince başka yerlerde de öyle olması gerektiğini düşünür. Bu, yankı odasına hapsolmuş bir kişi tarafından söylenebileceği gibi indirgemeci bir tavrın eseri de olabilir. İkincisi, doğrulama yanlılığı vardır. İlkin kuramı öne sürüp uslamlamayı bu kurama uydurur insan. Halbuki tam tersi olmalıdır.
Arzu ederdiniz bir yol görmeye,
Bugün bize hoş geldiniz erenler!
Muhabbet bağından güller dermeye.
Bugün bize hoş geldiniz erenler!
Tarihler boyunca bir milletiz biz,
İlimce dünyaya vermiş idik hız,
Büyük bir babanın torunlarıyız,
Bugün bize hoş geldiniz erenler!
Hisse alın Çırakman’ın sözünden,
Zerre kaçmaz ariflerin gözünden,
Kemal Atatürk’ün aydın izinden,
Bugün bize hoş geldiniz erenler!
Onlyfans virallerinden de gına geldi. Şirket, gizli ve açıktan kendine bir kitle oluşturmaya çalışıyor. Söylediklerinin çoğu da yalan. Önceden ünlü olup %1'lik dilime girenlerden bahsediyorlar hep. Diğerlerinden hiç bahsetmiyorlar. Seks işçiliğini kesinlikle desteklemiyorum. Cinsel özgürlüğün tam anlamıyla gerçekleştiği bir toplumda böyle şeylere gerek kalmaz. Ayrıca, buradaki "içerik üreticilerinin" emekçilerle dalga geçmesi kabul edilemez. Biz emeğimizle kazanmaya ve onurlu yaşamaya devam edeceğiz.
🇸🇪 Mereyusblogg
Romersk medborgare från Miklagård.
På Mastodon sedan 23.X.2021
Bara postar oviktiga tankar.
Allmän egendom (PD). Inga begränsningar.
Jag tjänar ingen inkomst av det jag lägger upp här.
🇬🇧 Mereyü's blog
Roman citizen from İstanbul.
On Mastodon since 23.X.2021.
Just posting unimportant things.
Everything I publish is Public Domain (PD).
I don't earn any income here.
🇹🇷 Mereyü'nün blogu
Civis romanus sum.
23.X.2021'den beri Mastodon'da.
Önemsiz şeyler üzerine.
Paylaştığım her şey kamu malıdır (PD).
Buradan herhangi bir gelir elde etmemekteyim.