Show newer

Türkiye'de yaşamak, hayata tutunmak zor. Türkiye'de kadın olmak daha zor. Kadınlar sırf kadın oldukları için aşağılanıyor, dövülüyor, tacize ve tecavüze maruz kalıyor hatta öldürülüyor.

Seneye bu hükümet yola aynen devam ederse geçmişte yapmayı deneyip başaramadığı iki şeyi tekrar gündeme getirecek. Bunlar da büyük olasılıkla gericilik faaliyetlerine eklenecek.

Bunlardan biri, on yedi yaşın altında evliliğe zorlanan çocuklarla nikah peyda edenlerin affedilmesi. Böylece sabi sübyana göz dikenlerin de önü açılmış olacak.

Diğeriyse tecavüz failinin mağdur kadınla evlenince ceza almaması. Bununla ne amaçlandığı da az çok bellidir.

İsveç ile Estonya, Baltık Denizi aracılığıyla birbirlerine komşu olan iki ülkedir. Hatta Estonya, 150 yıl kadar İsveç egemenliğinde kalmıştır. Ülkede İsveçliler yakın zamana kadar önemli bir etnik gruptu. Ancak Estonya'daki ilk IKEA 25 Ağustos 2022'de açılmış.

Bu yılki ödülün sahipleri belli oldu. Akademi Ben Bernanke ile birlikte Douglas Diamond ve Philip Dybvig'e verdi ödülü. Diamond ve Dybvig hakkında çok bilgim yok fakat böylesi bir ödülün Bernanke'ye verilmesi orta çaplı bir rezalettir. Bundan kötüsü Tayyip Erdoğan'a verilmesi olurdu sanırım.

Show thread

Arada eski gönderilerime göz atıyorum. Biraz da tutarlı olmak adına yapıyorum bunu fakat düşüncelerin değişmesi felaket değildir sonuçta. Yeter ki fırıldak olmasın insan.

Bu paylaşımımda selef yerine halef sözcüğünü kullanmışım. Not aldığım kağıtta da selef yazmış olmama rağmen bir de. Aslında yazdığım bir yerde doğru; benden sonraki felsefe öğretmeni de bir kadındı.

Halef, Arapça kökenli bir sözcüktür. Türkçe kökenli karşılık olarak ardıl önerilebilir. Halife ve kalfa, bu sözcükten türetilmiştir. Selef de Arapça kökenlidir ve Türkçe karşılığı öncel denebilir. İslam dininde ilksel ilkelere dönülmesini savunan köktendinci gruplara Selefi adı verilir.

Sözün özü, tekrar tekrar okusam da bazen hata yapabiliyorum. Eskiler "Errare humanum est" demiş yani "Hatasız kul olmaz". İnsan kötü niyetli olmadığı bir hatadan dolayı yargılanmamalı.

Show thread

Ülkenin memur kadrolarını ülkücülerle doldurup yönetimi onlara teslim etmenin bir sonucu olarak devletin herhangi bir terör örgütünden farkı kalmadı. Sokakta yürürken can güvenliğimiz yok. Mahkemelerde de adalet yok. Yurtdışına çıkışta 300 lira isteyen bir örgütlenmeye devlet denebilir mi? Ülkücüler eskiden beri mafyaydı ama konser basan milletvekili mi olur? PKK başa geçse anca bu kadar olur yahu! Aklınızı başınıza devşirin.

Bienalin bu ayağını nihayetlendirmeden önce ne anlattığı muamma birkaç izlentiye göz ucuyla baktım.

Show thread

Başka bir köşede Türkiye'deki kadın hakları hareketi ele alınmış. 1987'deki Dayağa Karşı Yürüyüş'ten günümüze kadar ülkemizde feminizmin geçirdiği dönüşüm aktarılmış. Görebilenler için bunda elbet ibret vardır.

Show thread

Bu köşede toplanmış görseller güzel ve bilgilendiriciydi. Büyük oranda Muazzez İlmiye Çığ'ın bilgilerinden yararlanılmış. Gazetelerden kesilen haberler, tarihten karşılaştırmalı fotoğraflar ve çizimlerle zenginleştirilmiş.

Bu kısımda kulağımıza tecavüz eden ses için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Bir kadın çok zorlanarak konuşuyordu. Kelimeler lastik gibi uzuyor ve doğru telaffuz edilmiyordu. İçeriğin saçmalığını bir kenara bırakalım. Cümleler çok yuvarlaktı. Bir felsefecinin "O da olabilir, bunu bilemem, fakat olmayabilir de." diye konuşacağını sanmıyorum. Burada artık sinirlendiğimi hissettim.

Show thread

En üst katta kadın hareketlerini anlatan eserlere yer verilmiş. Bir kısmı da Nepalli kadınların mücadelesi üzerine eğilmiş. Zerre kadar ilgimi çekmeyen bir konu. Sürekli tekrarlayan görseller yüzünden fena halde bunaldım. Bienal ekibine ne kadar teşekkür etsem az.

Show thread

Emniyetsiz adındaki bu çalışma da Gülsün Karamustafa tarafından yapılmış. Burada çok fazla sembolizm var maalesef.

Show thread

Serginin devamında Filistin'den bahsediyor. Açıkçası benim umrumda olmayan bir konu bu. O yüzden ilgimi çekmedi. Panolar üzerine yapılmış bu çalışmalarda gözyaşı ve biraz da antisemitizm var.

Filistin meselesi söz konusu olunca, bu ülkede en solcusundan en dincisine herkesin Filistin'e destek veriyor. Halbuki ben İsrail'in çoğunlukla haklı olduğunu düşünüyorum. Herkesin gözden kaçırdığı husus, mevcut durumu Filistinlilerin istemiş olduğudur. Türk askerlerini kör etmek suretiyle bu topraklardan kovanlar onlardı.

Yakın dönemde ASALA ve PKK gibi ülkemizin baş belası terör örgütleri de Filistin'de eğitim gördü. Bu ülkenin bize tek bir katkısı yok. Dolayısıyla, sempatinin kaynağını anlayamıyorum.

Show thread

Bunlar da aynı sanatçının eserleri. İkincisinden bir dizi var. Üçüncü eser bana yedi farkı bulun bulmacalarını hatırlattı. Sonuncusu ise fotoğrafı çekerken elim kaydığı için bu şekilde çıkmış değil. Zaten adı Bir Gün Anlayacağız.

Show thread

Bienal bu yıl bekleneni veremedi. Buradaki çift ekrandan iki ayrı marş dinledik mesela. Hiçbir şey anlamadım fakat marşların biri Öğretmen Marşı'na benziyordu.

Show thread

Kesişen Dünyalar ise elçiler ve ressamların buluşmasını ele alıyor. Osmanlı-Batı ilişkilerini irdelemek için ideal.

Show thread

Mezun olduğum okulun da kurucusu olan Osman Hamdi Bey adına açılan sergi de güzeldi ama bir yerden sonra paşa ve bey resimleri bıktırıyor.

Bu da, ünlü Kaplumbağa Terbiyecisi tablosunun 1906 versiyonu. Ertesi yıl yapılan versiyonuysa Erol Simavi tarafından satın alınmış. Şu an nerede sergilendiğini bilmiyorum.

Bu eseri ne zamandır çıplak gözle görmek istiyordum, kısmet bu bienaleymiş.

Show thread

Kahve Molası, kahveyi seven biri olan hoşuma gitti. Bu kısımda kahve fincanları, şekerlikler ve sürahiler görülebiliyordu.

Hareketli resimlerle süslenmiş sergideki "Bu fincanı İstanbul'a gönderiniz; orada her şeye bir kulp takarlar." ince zekanın ürünü olmalı.

Anladığım kadarıyla serginin sponsoru İsveçli boya markası Jotun.

Show thread

Sonunda o gün geldi çattı. Pera Müzesi'ni ziyaretimi fotoset ile aktarabilirim artık.

Ortalama bir AVM gibi telefonu ve çantayı yana bırakıp X-Ray cihazından geçerek girilebiliyor bu müzeye. Girişte bir resepsiyon beklemiyordum. Bu yüzden mütesettir hanımefendi beni "Hoş geldiniz" diyerek karşılayınca afalladım. Bir iki kere daha tekrarladı bu sözü. Bir anlık sessizlikte kadın bana baktı, ben de kadına. Sonra "Welcome" deme gereği gördü fakat ben "Merhaba" deyip bu herzeyi aşabildim. Diğer iki mekanın aksine girişte karekod soruldu. Önceden aldığım için gösterip ilk serginin olduğu salona girdim.

İlk iki katta Suna ve İnan Kıraç Vakfı tarafından satın alınan eserlerden oluşan dört kalıcı sergi vardır. Ağırlık ve Ölçü Sanatı, müzeye gelen ziyaretçinin karşılacağı ilk sergidir. Burada eski uygarlıklardan günümüze ticarette kullanılan ölçüler sergilenmektedir. Burayı gezmem uzun sürdü çünkü bilgi doluydu. En beğendiğim kısım bu tartı oldu. Sırtımdaki çanta dahil 53 kilogram geliyordum. Başka bir deyişle 41 okka çekiyordum.

Show older
Qoto Mastodon

QOTO: Question Others to Teach Ourselves
An inclusive, Academic Freedom, instance
All cultures welcome.
Hate speech and harassment strictly forbidden.